Türkiye’nin kamu maliyesinde faiz yükü büyümeye devam ediyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 2026 yılı Temmuz ayı nakit gerçekleşmeleri, bütçe üzerindeki baskının yalnızca harcamalardan değil, giderek ağırlaşan faiz ödemelerinden de kaynaklandığını ortaya koydu. Yılın ilk yedi ayında Hazine’nin faiz gideri 1 trilyon 755 milyar liraya ulaştı. Geçen yılın aynı döneminde 1 trilyon 162,6 milyar lira olan faiz faturası, bir yılda yaklaşık 592 milyar lira arttı.
Artış oranı yüzde 51.
Başka bir ifadeyle Hazine, yalnızca ocak-temmuz döneminde faize neredeyse 1,8 trilyon lira ödedi. Ortaya çıkan rakam, kamu maliyesinde faiz maliyetinin ne kadar hızlı büyüdüğünü göstermesi açısından dikkat çekici. Üstelik bu tablo, vergi gelirlerinin arttığı bir dönemde yaşanıyor.
Temmuz ayı tek başına incelendiğinde durum daha da çarpıcı hale geliyor. Geçen yıl temmuz ayında 125,7 milyar lira olan faiz gideri, bu yıl aynı ayda 325,9 milyar liraya yükseldi. Böylece yalnızca bir ayda faiz için ödenen tutar yaklaşık 200 milyar lira arttı.
Hazine’nin aynı dönemdeki toplam gelirleri yüzde 37,2 artarak 9 trilyon 333,4 milyar liraya ulaştı. Ancak giderler de yüzde 31,9 artışla 10 trilyon 790,8 milyar liraya çıktı. Sonuçta Hazine nakit dengesi yılın ilk yedi ayında 1 trilyon 453,9 milyar lira açık verdi.
Geçen yıl aynı dönemde nakit açığı 1 trilyon 362,3 milyar liraydı. Yani yüksek vergi tahsilatına ve gelirlerdeki güçlü artışa rağmen Hazine’nin nakit açığı kapanmadı; aksine büyümeye devam etti.
Rakamların ortaya koyduğu tablo, ekonomi yönetiminin önündeki en ciddi sorunlardan birinin artık kamu borçlanmasının maliyeti olduğunu gösteriyor. Yüksek faiz ortamında Hazine’nin borçlanma maliyetleri yükselirken, geçmiş ve yeni borçların faiz ödemeleri de kamu harcamaları içerisinde giderek daha fazla yer kaplıyor.
Asıl dikkat çekici nokta ise faiz dışı dengede görülüyor.
Hazine, ocak-temmuz döneminde faiz ödemeleri hariç tutulduğunda 297,5 milyar lira fazla verdi. Bu veri tek başına bile tabloyu anlatmaya yetiyor. Çünkü devletin faiz dışındaki gelir-gider hesabı fazla verirken, faiz ödemeleri devreye girdiğinde Hazine 1,45 trilyon lirayı aşan nakit açığıyla karşı karşıya kalıyor.
Bu durum doğal olarak şu soruyu gündeme getiriyor:
Kamu maliyesindeki yükün ne kadarı artık faize çalışıyor?
Vatandaştan alınan vergiler, çalışanların ücretlerinden yapılan kesintiler, tüketim üzerinden toplanan KDV ve ÖTV gelirleri yükselirken, kamu kaynaklarının giderek daha büyük bölümünün faiz ödemelerine ayrılması ekonomik tartışmanın merkezine oturuyor.
1 trilyon 755 milyar liralık yedi aylık faiz gideri, yalnızca teknik bir bütçe kalemi değil. Bu para, aynı zamanda devletin başka alanlara ayıramadığı devasa bir kaynağı ifade ediyor. Eğitimden sağlığa, sosyal desteklerden altyapı yatırımlarına kadar birçok başlığın konuşulduğu bir dönemde faiz faturasının bu ölçüde büyümesi, kamu kaynaklarının kullanım önceliklerinin de sorgulanmasına neden oluyor.
Üstelik yüksek faiz yükünün etkisi yalnızca Hazine hesabında kalmıyor. Kamu borçlanma maliyetlerindeki yükseliş uzun vadede yeni borçlanmaların maliyetini artırırken, bütçenin hareket alanını da daraltıyor. Bir taraftan enflasyonla mücadele için sıkı para politikası uygulanırken, diğer taraftan yüksek faizlerin kamu bütçesine çıkardığı fatura büyüyor.
Ortaya çıkan tablo ekonomi yönetimi açısından ciddi bir ikilemi de gösteriyor. Faizlerin yüksek tutulması enflasyonla mücadelede temel araçlardan biri olarak kullanılıyor; ancak aynı politika Hazine’nin borçlanma maliyetlerinin yükselmesine ve bütçeden daha fazla kaynağın faiz ödemelerine gitmesine neden olabiliyor.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde yalnızca “faiz ne zaman düşecek?” sorusu değil, “Faiz düşene kadar kamu bütçesi bu maliyeti ne kadar daha taşıyabilecek?” sorusu da önem kazanacak.
Yılın daha ilk yedi ayında yaklaşık 1,8 trilyon liranın faize gitmesi, yıl sonundaki toplam faturanın çok daha yüksek seviyelere ulaşabileceğini gösteriyor. Eğer mevcut eğilim devam ederse kamu maliyesinin önündeki en ağır kalemlerden biri faiz ödemeleri olmaya devam edecek.
Türkiye’de milyonlarca vatandaş geçim sıkıntısı, kira, gıda ve temel ihtiyaç maliyetleriyle mücadele ederken Hazine’nin yedi ayda ödediği 1 trilyon 755 milyar liralık faiz, ekonomi politikalarının sonuçlarının yalnızca piyasalarda değil, doğrudan kamu kasasında da ne kadar ağır hissedildiğini ortaya koyuyor.
Gelir artıyor, vergi artıyor, tahsilat yükseliyor; fakat Hazine yine açık veriyor. Çünkü faiz faturası artık trilyonlarla ölçülüyor.
Ve rakamların ortaya koyduğu en dikkat çekici gerçek şu:
Hazine faiz hariç fazla veriyor; faizi ödediğinde ise devasa açıkla karşılaşıyor.
Türkiye ekonomisinde önümüzdeki dönemin en önemli tartışmalarından biri tam da bu olacak: Kamu bütçesi ne kadar daha faize çalışacak?