SINIRDA GÜVENLİK POLİTİKASI DEĞİŞİYOR: 2 BİN 763 KONTROL NOKTASI KALDIRILDI

Yayınlama: 08.08.2026 08:29

Türkiye’nin terörle mücadelede girdiği yeni dönem, yıllardır yoğun güvenlik tedbirlerinin uygulandığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki sahaya da yansımaya başladı. “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında polis ve jandarmaya ait toplam 2 bin 763 arama ve kontrol noktasındaki uygulamaya son verildi. Açıklanan verilere göre bunların 2 bin 560’ı Emniyet Genel Müdürlüğü, 203’ü ise Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde bulunuyordu.

Özellikle İran, Irak ve Suriye sınırlarına yakın bölgelerde yıllardır uygulanan yol kontrolleri, kırsala açılan güzergâhlardaki arama noktaları ve bazı ileri güvenlik tedbirlerinde azaltmaya gidilmesi, bölgedeki güvenlik politikasında dikkat çekici bir değişimin işareti olarak değerlendiriliyor. Hakkâri, Şırnak ve Van’ın sınır ilçelerinde bazı hudut karakollarındaki personel sayısının azaltıldığı, uzak emniyet timleri ile çeşitli uygulama noktalarının da devreden çıkarıldığı bildiriliyor.

Sınır hattındaki bu yapıların önemli bir bölümü geçmiş yıllarda PKK’nın Türkiye’ye yönelik sızma girişimleri, silahlı saldırılar ve kaçakçılık faaliyetleri nedeniyle oluşturulmuştu. Özellikle son 10 yılda çok sayıda hudut karakolu roket, havan ve ağır silah saldırılarına dayanıklı hale getirilmiş; kamuoyunda “kalekol” ve “kulekol” olarak bilinen yüksek güvenlikli tesisler kurulmuştu. Bu tesislere bağlı gözetleme kuleleri ve ileri kontrol noktaları da sınır güvenliğinin önemli parçalarından biri haline gelmişti.

Ancak kontrol noktalarının kaldırılması, sınır hattındaki güvenlik faaliyetlerinin sona erdiği anlamına gelmiyor. Hudut birliklerinin keşif, gözetleme ve istihbarat faaliyetlerinin 24 saat esasına göre devam ettiği, özellikle yasa dışı geçiş ve kaçakçılıkla mücadele açısından sınır karakollarının aktif görevini sürdürdüğü belirtiliyor.

Sahadaki fiziki kontrolün azaltılmasıyla birlikte teknolojik gözetleme sistemlerinin önemi ise daha da artıyor. Sınır bölgelerinde termal kameralar, elektro-optik sistemler, insansız hava araçları ve çeşitli elektronik takip teknolojileri kullanılmaya devam ediyor. ASELSAN tarafından geliştirilen gece görüş ve termal kamera sistemleri ile HAVELSAN’ın geliştirdiği yazılımların sınırın ötesindeki hareketliliğin takip edilmesinde kullanıldığı ifade ediliyor. Olası sızma veya saldırılara karşı karakollardaki savunma kapasitesinin de korunduğu bildiriliyor.

Yeni uygulamanın arkasındaki en önemli gelişme ise PKK’nın silah bırakma ve fesih süreci. Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı silah bırakma ve örgütün feshedilmesi yönündeki çağrının ardından PKK, 3-5 Mayıs 2025 tarihlerinde gerçekleştirdiği kongrede silah bırakma ve örgütsel yapısını sonlandırma kararı aldığını duyurmuştu. Bölgede çatışmaların büyük ölçüde sona ermesiyle birlikte uzun yıllardır uygulanan bazı güvenlik tedbirlerinin yeniden değerlendirilmesi gündeme geldi.

İçişleri Bakanlığının açıkladığı verilere göre 2026 yılı içinde 134 PKK mensubunun güvenlik güçlerine teslim olması da sürecin sahadaki göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor. Buna karşın devletin sınır güvenliğini bütünüyle gevşettiği yönündeki yorumların gerçeği yansıtmadığı özellikle vurgulanıyor. Çünkü hudut karakolları yalnızca terörle mücadele amacıyla değil; kaçakçılık, düzensiz göç ve yasa dışı sınır geçişlerinin engellenmesi için de kritik görev üstleniyor.

2 bin 763 arama ve kontrol noktasının kaldırılması, Türkiye’nin özellikle Doğu ve Güneydoğu’daki güvenlik uygulamalarında uzun yıllardır görülmeyen ölçekte bir değişime işaret ediyor. Yeni dönemde yol üzerindeki sabit kontrollerin azalması beklenirken, sınır güvenliğinin insan gücünden daha fazla teknolojik gözetleme, hava araçları ve elektronik takip sistemlerine dayalı bir yapıya dönüşmesi dikkat çekiyor.

Önümüzdeki dönemde en çok takip edilecek konu ise sahadaki güvenlik tedbirlerinin azaltılmasının kaçakçılık, düzensiz göç ve olası sınır ihlallerine nasıl yansıyacağı olacak. Devletin bir taraftan normalleşme adımlarını sürdürürken diğer taraftan sınır hattındaki güvenlik kapasitesini hangi seviyede tutacağı, yeni dönemin en önemli güvenlik başlıklarından biri olacak.