
Niğde’de temeli atılan ancak yıllar boyunca tek bir çivi bile çakılmadan kaderine terk edilen havalimanı projesi, kamuoyunun vicdanını sızlatan bir hikâyeyle yeniden gündeme geldi. Bir vatandaş, hiçbir zaman faaliyete geçmeyen havalimanının bekçiliğini 27 yıl boyunca yaptı, maaş aldı ve sonunda emekli oldu.
“İnşa edilemeyen havalimanında 27 yıl çalıştım. Benden başka çalışan yoktu.
Sabah 08.00’de gidiyordum, akşam 17.30’da dönüyordum.
Gitmesem hesap soracak biri yoktu ama vicdanım rahat olmazdı.”
Bu sözler, yalnızca bir çalışanın hikâyesi değil; kamu kaynaklarının nasıl denetimsiz, plansız ve sorgusuz harcandığının özeti olarak kayıtlara geçti.
Yıllar önce “bölgesel kalkınma” vaadiyle gündeme gelen Niğde Havalimanı, hiçbir zaman tamamlanamadı. Ortada ne pist vardı ne terminal ne de uçak trafiği… Buna rağmen proje sahası statüsünü korudu, personel görevlendirildi, maaşlar ödendi. Ne projeyi hayata geçiren oldu ne de “Bu iş neden ilerlemiyor?” diye soran.
Uzmanlara göre bu tablo, “kâğıt üzerinde yaşayan projeler” sorununu bir kez daha gözler önüne seriyor. Bütçeden pay ayrılan, kadro açılan ancak toplumsal karşılığı olmayan yatırımlar, yıllarca kimsenin dikkatini çekmeden sürüyor.
Olayda adı geçen vatandaşın hukuki açıdan sorumluluğu bulunmuyor. Görevlendirildiği işe gitmiş, mesaisini yapmış, maaşını almış. Tartışılması gereken asıl mesele şu sorular etrafında şekilleniyor:
Bu soruların hiçbirine net bir yanıt yok.
Kamuoyunda en çok yankı uyandıran nokta ise vatandaşın sözleri oldu. “Gitmesem kimse sormazdı ama vicdanım rahat olmazdı” ifadesi, bireysel ahlak ile kurumsal çöküş arasındaki çarpıcı farkı ortaya koydu. Bir yanda görev bilinciyle hareket eden bir çalışan, diğer yanda işlemeyen ama işlem yapıyormuş gibi görünen bir kamu sistemi.
Niğde’de yaşanan bu örnek, yalnızca geçmişe ait bir anomali değil; halen devam eden bir kamu yönetimi sorununun sembolü olarak görülüyor. Uzmanlar, benzer durumda olan başka projelerin de bulunduğunu, etkin denetim olmadan bu tür vakaların tekrar edeceğini vurguluyor.