Türkiye’de hızla yükselen kira ve aidat bedelleri, milyonlarca kiracının bütçesini zorlarken, birçok kişinin aslında yasal olarak ödemek zorunda olmadığı masrafları da karşıladığı ortaya çıktı. Uzmanlar, apartman ve site yönetimlerinin hazırladığı aidat cetvellerinin dikkatle incelenmesi gerektiğini belirterek, bina değerini artıran yatırım ve demirbaş giderlerinin kiracıya değil, mülk sahibine ait olduğunu vurguluyor.
Özellikle büyükşehirlerde kira bedellerine yaklaşan hatta bazı bölgelerde kirayı aşan aidatlar, kiracı ile ev sahibi arasındaki en önemli anlaşmazlık konularından biri haline geldi. Hukuki düzenlemeler ise hangi giderin kiracı, hangisinin ev sahibi tarafından karşılanacağını açık şekilde belirliyor.
Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biri, tüm apartman veya site giderlerinin doğrudan kiracıya yansıtılması oluyor. Oysa Türk hukukunda kullanım kaynaklı işletme giderleri ile binaya değer kazandıran yatırım giderleri birbirinden ayrılıyor.
Kiracı; ortak alan temizliği, güvenlik hizmeti, bahçe bakımı, ortak alan elektrik ve su tüketimi, personel maaşları, asansörün rutin bakım giderleri gibi günlük işletme masraflarını karşılamakla yükümlü tutulurken, binanın ömrünü uzatan veya değerini artıran yatırımlar ise ev sahibinin sorumluluğunda bulunuyor.
Uzmanlara göre aşağıdaki giderlerin kiracıdan talep edilmesi hukuki açıdan doğru kabul edilmiyor:
Bu tür harcamaların mülk sahibine ait olduğu, kiracının ise yalnızca kullanımından faydalandığı hizmetlerin bedelini ödemesi gerektiği belirtiliyor.
Artan kira ve aidat yükü özellikle İstanbul’da barınma sorununu daha da ağırlaştırıyor. Son dönemde yapılan araştırmalar, yalnızca geçtiğimiz yıl 117 binden fazla kişinin yüksek kira ve aidat maliyetleri nedeniyle yaşadığı semti veya şehri değiştirmek zorunda kaldığını ortaya koydu.
Uzmanlar, özellikle sabit gelirli ailelerin artan yaşam maliyetleri karşısında ekonomik açıdan daha uygun bölgelere taşınmayı tercih ettiğini belirtiyor.
Hukukçular ve sektör temsilcileri, kiracıların her ay kendilerine iletilen aidat dökümlerini ayrıntılı şekilde kontrol etmeleri gerektiği konusunda uyarıyor.
Aidat içerisinde bina değerini artırmaya yönelik yatırım giderleri bulunuyorsa, bu durumun öncelikle site yönetimi ve ev sahibiyle görüşülmesi tavsiye ediliyor. Haksız şekilde tahsil edilen ödemeler konusunda ise kiracıların yasal haklarını kullanabileceği belirtiliyor.
Uzmanlar, kira sözleşmesinde yer alan hükümlerin de dikkatle incelenmesi gerektiğini ifade ediyor. Ancak sözleşmeye yazılmış olsa bile emredici hukuk kurallarına aykırı düzenlemelerin her zaman geçerli olmayabileceğine dikkat çekiliyor.
Artan yaşam maliyetleri nedeniyle her kalemin önem kazandığı bu dönemde, kiracıların hangi giderlerden sorumlu olduğunu bilmesi hem gereksiz ödeme yapmalarının önüne geçiyor hem de ev sahibi ile yaşanabilecek olası uyuşmazlıkların azaltılmasına katkı sağlıyor.