Adalet Bakanı ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Başkanı Akın Gürlek, uzun süren dava ve soruşturmaların daha erken aşamada tespit edilmesini amaçlayan “Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Bürolarının Kuruluş ve Faaliyetlerine İlişkin Rehber”in yayımlandığını duyurdu. Yeni sistemle mahkeme ve Cumhuriyet başsavcılıklarının işlem süreleri, hedef sürelere uyum oranları ve gecikmeye yol açan idari ya da yapısal sorunlar daha sistematik biçimde izlenecek. HSK, rehberin 19 Ağustos 2026 tarihinde yayımlandığını açıkladı.
Yargı sisteminde özellikle yıllarca sürebilen soruşturma ve davaların neden olduğu mağduriyetleri azaltmayı hedefleyen düzenleme, yalnızca dosyaların ne kadar süredir açık olduğunu takip eden bir yapı oluşturmakla sınırlı kalmayacak. Bürolar; gecikmenin hangi aşamada ortaya çıktığını, sorunun iş yükünden mi, bilirkişi sürecinden mi, başka kurumların beklenen bilgi ve belgeleri göndermemesinden mi yoksa idari ve organizasyonel bir aksaklıktan mı kaynaklandığını tespit etmeye çalışacak.
Rehberde özellikle mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatının korunacağı vurgulanırken, kurulacak büroların bir davanın esasına, hâkimin yargısal takdirine veya savcının yürüttüğü soruşturmanın içeriğine müdahale edemeyeceği açık şekilde ortaya konuldu. Büroların temel görev alanı, yargılamanın içeriği değil, sürecin gereksiz şekilde uzamasına yol açabilecek idari ve organizasyonel nedenler olacak.
Yeni sistemin en dikkat çekici bölümlerinden biri, uzun süren soruşturma ve davaların yalnızca vatandaş şikâyeti üzerine değil, elde edilen sayısal veriler üzerinden de izlenebilmesi olacak.
Rehbere göre Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Büroları, HSK bünyesindeki Yargının Etkinliği Bürosu ile koordinasyon içerisinde çalışacak. Mahkemeler ile Cumhuriyet başsavcılıklarının etkinlik ve verimlilikleri belirlenen objektif kriterler ve sayısal veriler üzerinden dönemsel olarak değerlendirilebilecek.
Mahkemelerin ortalama dosya görülme süreleri, dosyaların bekleme süreleri ve belirlenen hedef sürelere uyum oranları takip edilecek. Uzun süredir sonuçlandırılamayan dosyalarda gecikmeye neden olan süreçlerin ve uygulamadan kaynaklanan problemlerin mümkün olduğunca erken aşamada tespit edilmesi amaçlanıyor.
Bu kapsamda makul yargılama süresini aşan soruşturma ve davaların sonuçlandırılmasına katkı sağlayabilecek idari çözümler geliştirilecek, gerekli görülmesi halinde başka kamu kurumları ve kuruluşlarıyla koordinasyon kurulabilecek.
Rehber, büroların değerlendirme yaparken yalnızca bireysel başvurularla sınırlı kalmayacağını da ortaya koyuyor.
Değerlendirmeye alınan bir dosyanın bulunduğu aşama, ne kadar süredir beklediği ve hedef süreye uyup uymadığı incelenecek. Gecikmenin sebebi; idari, yapısal veya iş yüküne bağlı faktörler açısından analiz edilecek. Gerektiğinde UYAP kayıtları ile istatistiksel verilerden yararlanılacak.
Özellikle uzun süren soruşturma ve davalarda gecikmenin kaynağının erken aşamada ortaya çıkarılması hedefleniyor. Yerel düzeyde çözülebilecek bir problem varsa öncelikle ilgili adliyede çözüm aranacak. Birden fazla kurumun devreye girmesi gereken durumlarda ise kurumlar arası koordinasyon sağlanacak.
Alınan önlemlerin sonuçları da takip edilecek. Yani yalnızca “sorun tespit edildi” şeklinde bir rapor hazırlanmasıyla yetinilmeyecek; uygulanan idari tedbirlerin yargılama sürelerine etkisinin düzenli olarak izlenmesi öngörülüyor.
Büroların görevleri arasında yargılamaları uzatan bilirkişi süreçlerinin izlenmesi de bulunuyor.
Rehbere göre bilirkişi incelemelerinin yargılama süreçlerini olumsuz etkilememesi amacıyla uygulamalar ve ilgili içtihatlar düzenli biçimde takip edilecek. Teknik veya mesleki konularda personelin eğitim ihtiyacının bulunduğu alanların belirlenmesi için ilgili birimlerle koordinasyon kurulabilecek.
Aynı şekilde başka bir mahkeme veya savcılık tarafından gönderilen talimat işlemlerinin zamanında ve eksiksiz yerine getirilmesine yönelik çalışmalar yapılabilecek. Mahkemeler veya Cumhuriyet savcılıklarında dönemsel olarak ortaya çıkabilecek iş yükü artışları da incelenecek ve ihtiyaçlar raporlanabilecek.
Bu yönüyle sistem yalnızca tek tek geciken dosyaları ele almak yerine, aynı adliyede veya aynı yargı biriminde tekrar eden yapısal problemlerin ortaya çıkarılmasını da hedefliyor.
Rehberde bürolara verilen görevler arasında yeni mahkeme kurulması ve mevcut mahkemelerin faaliyete geçirilmesine ilişkin ihtiyaçların değerlendirilmesi de yer aldı.
Hâkim, Cumhuriyet savcısı ve adliye personeli ihtiyacına ilişkin verilerin toplanmasına yönelik çalışmalar yapılabilecek. Mahkemelerden ve savcılıklardan yargı hizmetlerinin etkinliğinin artırılmasına yönelik görüş ve öneriler alınabilecek.
Sahada ortaya çıkan problemin çözümünün mevzuat değişikliğini gerektirdiği değerlendirilirse bu yöndeki talepler de HSK veya Adalet Bakanlığının ilgili birimlerine iletilebilecek.
Böylece örneğin sürekli iş yükü altında kalan bir yargı biriminde yalnızca tek bir dosyanın hızlandırılması yerine, sorunun kaynağının kadro, fiziki altyapı, uzmanlaşma veya organizasyon eksikliği olup olmadığı konusunda daha geniş bir değerlendirme yapılabilecek.
Yeni yapının vatandaşları doğrudan ilgilendiren en önemli bölümlerinden biri ise başvuru sistemi olacak.
Rehbere göre Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Bürolarına başvurular Alo Adalet Hattı 135 üzerinden veya ilgili adli birimde faaliyet gösteren Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Bürosuna doğrudan yazılı olarak yapılabilecek.
Telefonla veya yazılı olarak alınan başvurular kayıt altına alınacak ve belirlenen kriterler doğrultusunda incelenecek. Başvuru sahibinin ilgili soruşturma veya dava dosyasının tarafı, dosyadan doğrudan etkilenen kişi ya da bunların vekili olması gerekecek.
Başvuruda kimlik ve iletişim bilgilerinin yanı sıra ilgili mahkeme veya savcılık, dosya numarası, dosyanın hangi aşamada olduğu ve biliniyorsa gecikmenin nedeni gibi bilgilerin bulunması istenecek. Ayrıca başvurunun halen devam eden ve kesinleşmemiş bir yargılama veya soruşturmayla ilgili olması gerekiyor.
Rehberde yayımlanan örnek başvuru formunda da vatandaşın davacı, mağdur, müşteki, davalı, şüpheli, sanık veya vekil sıfatlarından hangisine sahip olduğu; dosyanın açılış tarihi, son işlem tarihi, karar verilip verilmediği ve başvuru sahibinin dosyada yaşandığını düşündüğü gecikmenin açıklanması isteniyor.
Yeni sistemin yetki sınırları da rehberde ayrıntılı şekilde çizildi.
Bürolar mahkemenin verdiği kararın doğru veya yanlış olup olmadığını değerlendirmeyecek. Hâkimin yargısal takdir alanına giren konular yeni başvuru mekanizmasının kapsamında olmayacak.
Somut bilgi veya belge içermeyen genel başvurular ile yargılama süresi henüz öngörülen makul süreyi aşmamış dosyalara ilişkin talepler de işleme alınmayabilecek. Aynı nitelikte daha önce yapılmış başvurular ve yalnızca hâkim veya Cumhuriyet savcıları hakkında şikâyet içeren talepler de bu mekanizma kapsamında değerlendirilmeyecek.
Rehber ayrıca bu başvuruların Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru veya 6384 sayılı Kanun kapsamındaki zorunlu idari başvuru yollarının yerine geçmediğini ve ilgili hukuki süreleri durdurmadığını özellikle belirtiyor.
Düzenlemenin en kritik sınırlarından biri yargı bağımsızlığı konusunda getirildi.
Büroların çalışmaları teftiş, denetim, araştırma, inceleme veya soruşturma niteliği taşımayacak. Büro tarafından hazırlanan veri, rapor ve değerlendirmeler hâkim ve savcıların disiplin süreçlerinde, sicil işlemlerinde, iş cetvellerinde, derece yükselmelerinde veya birinci sınıfa ayrılmalarında esas alınamayacak.
Mahkemelerden veya Cumhuriyet başsavcılıklarından bilgi talep edilmesi de yalnızca büroların görev alanıyla sınırlı olacak. Soruşturmanın veya yargılamanın içeriğine müdahale edilmeyecek.
Bu nedenle sistem, bir mahkemeye “şu kararı ver” veya bir savcıya “şu soruşturmayı şu şekilde yürüt” şeklinde müdahale mekanizması değil; dosyanın gereksiz yere beklemesine neden olan idari engellerin ortadan kaldırılmasını hedefleyen bir takip ve koordinasyon mekanizması olarak kurgulandı.
Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Büroları, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonları ile bölge adliye mahkemeleri ve bölge idare mahkemeleri adalet komisyonları bünyesinde faaliyet gösterecek.
Büroların görev alanı yalnızca merkez adliyeyle sınırlı olmayacak; bağlı mülhakat adliyeleri de sistem kapsamında olacak. Faaliyetler HSK bünyesindeki Yargının Etkinliği Bürosuyla bağlantılı ve Adalet Bakanlığının ilgili birimleriyle koordinasyon içinde yürütülecek.
HSK Genel Kurulu, büroların kurulmasına ilişkin prensip kararını 18 Şubat 2026 tarihinde 2026/280 sayılı kararla aldı. Ardından 30 Temmuz 2026 tarihli olurla adli yargı ilk derece mahkemeleri, bölge adliye mahkemeleri ve bölge idare mahkemeleri adalet komisyonları bünyesinde, mülhakat adliyelerini de kapsayacak şekilde bürolar kuruldu. 19 Ağustos’ta yayımlanan rehberle bu büroların görev, yetki, başvuru ve çalışma esasları ayrıntılı hale getirildi.
Yeni sistem, 2025-2029 dönemini kapsayan IV. Yargı Reformu Stratejisi’nde yer alan hedeflerden biri olarak hayata geçiriliyor.
Rehberde Anayasa’nın 36’ncı maddesindeki adil yargılanma hakkı, 141’inci maddesindeki davaların mümkün olan süratle sonuçlandırılması ilkesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkına dikkat çekiliyor. Bu çerçevede büroların temel hedefinin, yargılamaların içeriğine müdahale etmeden süreçlerin daha etkin işlemesini sağlamak olduğu belirtiliyor.
Bakan Gürlek de rehberin ön sözünde Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Bürolarının aynı zamanda Alo Adalet sisteminin kurumsal altyapısında önemli bir görev üstleneceğini belirterek, uzun süren yargılama ve soruşturmaların önüne geçilmesi bakımından somut bir adım atıldığını ifade etti.
Yeni dönemde sistemin başarısını belirleyecek en önemli unsur ise tespit edilen gecikmelerin yalnızca raporlanması değil, gecikmenin nedenine yönelik çözümün ne kadar hızlı uygulanabileceği olacak. Rehber, bunun için başvurunun alınmasından UYAP ve istatistik verilerinin incelenmesine, yerel çözüm üretilmesinden kurumlar arası koordinasyona ve alınan tedbirlerin sonuçlarının yeniden izlenmesine kadar uzanan sürekli bir takip modeli öngörüyor.