Türkiye’de intihar vakaları son 20 yılda belirgin şekilde arttı. Özellikle erkekler ve gençler arasında yükselen oranlar dikkat çekerken, hastalıklar, ekonomik sorunlar ve aile içi problemler öne çıkan nedenler arasında yer alıyor. Uzmanlar, ruh sağlığı hizmetleri ve sosyal destek politikalarının güçlendirilmesi gerektiği uyarısında bulunuyor.
ANKARA – Türkiye’de intihar vakalarına ilişkin hazırlanan kapsamlı istatistik raporu, son yıllarda dikkat çekici bir yükselişi ortaya koydu. Resmî veriler ve uluslararası istatistiklerin değerlendirildiği çalışmaya göre, özellikle gençler ve erkekler arasında artış eğilimi dikkat çekiyor. Uzmanlar, ekonomik baskılar, aile içi sorunlar, hastalıklar ve ruh sağlığı alanındaki sorunların daha yakından takip edilmesi gerektiği uyarısında bulunuyor.
Raporda yer alan verilere göre 2000’li yılların başında yıllık yaklaşık 2 bin 300 seviyelerinde bulunan intihar vakaları, son yıllarda 4 bin 500 seviyelerine yaklaşarak dikkat çekici bir artış gösterdi.
2024 yılına ilişkin değerlendirmelerde, yıllık intihar sayısının yaklaşık 4 bin 472 kişiye ulaştığı belirtilirken, bu rakam son yılların en yüksek seviyelerinden biri olarak öne çıktı.
Araştırmada en dikkat çekici başlıklardan biri cinsiyet dağılımı oldu.
Verilere göre erkeklerde intihar oranları kadınlara göre uzun yıllardır belirgin şekilde yüksek seyrediyor. 2024 yılı tahminlerinde yaklaşık 3 bin 500’den fazla erkek yaşamına son verirken, kadınlarda bu rakamın yaklaşık bin seviyesinde olduğu değerlendiriliyor.
Uzmanlar, ekonomik yük, işsizlik, aile sorumlulukları ve sosyal baskıların erkekler üzerindeki etkisinin daha belirgin olabileceğine dikkat çekiyor.
Raporda yer alan bulgular, özellikle 15-24 yaş grubunda dikkat çekici bir artış yaşandığını ortaya koyuyor.
Son yıllarda gençlerdeki intihar hızının belirgin şekilde yükseldiği belirtilirken, uzmanlar eğitim baskısı, gelecek kaygısı, ekonomik belirsizlikler ve ruh sağlığı sorunlarının daha kapsamlı ele alınması gerektiğini ifade ediyor.
Resmî kayıtlarda yer alan nedenler incelendiğinde;
en sık karşılaşılan başlıklar arasında yer alıyor.
Araştırmada ayrıca çok sayıda vakanın “bilinmeyen neden” kategorisinde bulunmasının, olayların gerçek nedenlerinin tam olarak ortaya konulmasını zorlaştırdığı vurgulanıyor.
Rapor, yalnızca bireysel değil toplumsal risklere de dikkat çekiyor. Ruh sağlığı hizmetlerine erişimin artırılması, gençlere yönelik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi ve ekonomik zorluk yaşayan kesimlere yönelik sosyal politikaların geliştirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Uzmanlara göre intihar vakalarının önlenebilmesi için yalnızca sağlık politikaları değil, eğitim, ekonomi ve sosyal destek sistemlerinin de birlikte ele alınması gerekiyor.
Uluslararası karşılaştırmalarda Türkiye’nin intihar oranları OECD ortalamasının altında görünse de, ülke içerisindeki uzun vadeli yükseliş eğiliminin dikkatle takip edilmesi gerektiği ifade ediliyor.
Özellikle gençler ve erkeklerde görülen artışın, önümüzdeki yıllarda kamu politikalarının önemli gündem başlıklarından biri haline gelebileceği değerlendiriliyor.
Raporda ayrıca intihar nedenlerinin daha ayrıntılı analiz edilebilmesi için veri toplama ve raporlama sistemlerinin geliştirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlar, toplumsal risklerin doğru analiz edilmesinin önleyici politikaların başarısı açısından kritik önem taşıdığını belirtiyor.