ABD’de 25 eyalet, Başkan Donald Trump yönetiminin onlarca ticaret ortağından ithal edilen ürünlere uygulamaya koyduğu yeni gümrük vergilerini yargıya taşıdı. Eyalet başsavcıları, yönetimin yasal yetki sınırlarını aştığını ve tarifelerin Amerikan ekonomisine ağır bir yük getirebileceğini savunuyor.
ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin küresel ticareti doğrudan etkileyen yeni gümrük vergisi politikası, ülke içinde geniş kapsamlı bir hukuk mücadelesinin başlamasına neden oldu.
California Başsavcısı Rob Bonta, Arizona Başsavcısı Kris Mayes ve Oregon Başsavcısı Dan Rayfield öncülüğünde hareket eden 25 eyalet, yaklaşık 60 ticaret ortağından ithal edilen ürünlere getirilen tarifelerin iptali amacıyla ABD Uluslararası Ticaret Mahkemesi’nde dava açtı.
Dava, Trump yönetiminin ticaret politikalarına karşı eyaletler düzeyinde oluşturulan en geniş hukuki itirazlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, tarifelerin 1974 tarihli Ticaret Yasası’nın 301. Bölümü kapsamında yürürlüğe konulduğu ancak yönetimin bu yetkiyi kanunun amaçladığı sınırların dışında kullandığı ileri sürüldü.
Başsavcılar, tarifelerin hazırlanması ve uygulanması sırasında İdari Usul Yasası’nda yer alan temel kuralların da ihlal edildiğini savundu. Dilekçede, böylesine geniş ekonomik sonuçlar doğurabilecek bir kararın yeterli hukuki ve idari gerekçe oluşturulmadan uygulamaya konulduğu iddia edildi.
Davacı eyaletlere göre yönetim, gümrük vergilerinin hangi somut sorunları çözmek amacıyla getirildiğini açık biçimde ortaya koyamadı.
Trump yönetiminin söz konusu tarifeleri bazı ülkelerdeki zorla çalıştırma uygulamalarıyla mücadele amacıyla savunduğu belirtilirken, eyalet başsavcıları bu gerekçenin alınan kararlarla doğrudan bağlantılı olmadığını öne sürdü.
Dava dilekçesinde, tarifelerin gerçekten zorla çalıştırma iddialarını hedef alacak şekilde hazırlanmadığı, bunun yerine daha önce mahkemeler tarafından hukuka aykırı bulunduğu belirtilen bazı ticaret uygulamalarının yeniden yürürlüğe konulmasının amaçlandığı savunuldu.
Oregon Başsavcısı Dan Rayfield da tarifeleri “yasa dışı” olarak nitelendirerek, federal yönetimin ekonomik etkileri geniş bir düzenlemeyi Kongrenin verdiği yetkinin ötesine geçerek uyguladığını ifade etti.
Eyaletlerin itirazının merkezinde yalnızca hukuki yetki tartışması bulunmuyor. Yeni tarifelerin ithal ürünlerin maliyetini artırması, bu artışın da perakende fiyatları üzerinden tüketicilere yansıması bekleniyor.
Gümrük vergilerinin ham madde, teknoloji, otomotiv parçaları, tüketim ürünleri ve sanayi girdileri üzerinde oluşturabileceği ek maliyetin, özellikle ithalata bağımlı şirketleri zor durumda bırakabileceği değerlendiriliyor.
Davacı başsavcılar, tarifelerin eyalet bütçeleri, kamu kurumlarının satın alma maliyetleri, küçük işletmeler ve hane halkı harcamaları üzerinde doğrudan baskı oluşturabileceğini savunuyor.
ABD Uluslararası Ticaret Mahkemesi’nin vereceği karar, yalnızca mevcut gümrük vergilerinin geleceğini değil, Amerikan başkanlarının ticaret yasalarını ne ölçüde geniş yorumlayabileceğini de belirleyebilir.
Mahkemenin eyaletlerin itirazını kabul etmesi durumunda Trump yönetimi tarifeleri geri çekmek, yeniden düzenlemek veya uygulamalar için daha ayrıntılı bir hukuki gerekçe oluşturmak zorunda kalabilir.
Davanın reddedilmesi halinde ise başkanlık makamının ticaret politikalarında sahip olduğu hareket alanı daha da genişleyebilir.
25 eyaletin birlikte başlattığı hukuk mücadelesi, Washington’daki yetki tartışmasını yeni bir aşamaya taşırken, davanın sonucu küresel ticaret dengeleri ve Amerikan tüketicilerinin karşılaşacağı maliyetler açısından da yakından takip edilecek.