Süleymancılar Operasyonunda Devlet Bağlantısı Mercek Altında

Yayınlama: 18.08.2026 09:36

Kamuoyunda “Süleymancılar” olarak bilinen yapılanmaya yönelik Ankara merkezli operasyon, yalnızca mali ilişkileri değil, yapının kamu kurumlarındaki olası bağlantılarını da yeniden tartışmaya açtı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının “Alihan Kuriş Çıkar Amaçlı Suç Örgütü” adı altında yürüttüğü soruşturma kapsamında 17 ilde operasyon düzenlendi; 49 şüpheli hakkında işlem başlatıldı. Gözaltına alınan 38 şüpheliden 32’si tutuklanırken 6 kişi hakkında adli kontrol kararı verildi.

Soruşturmanın merkezindeki isim, Süleymancılar yapılanmasının lideri olarak bilinen Alihan Kuriş. Kuriş de tutuklananlar arasında yer aldı. Savcılık dosyasında şüpheliler hakkında “suç örgütü kurma ve yönetme”, “örgüte üye olma”, “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama”, “kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık” ve Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçlamaları bulunuyor.

Operasyonun en dikkat çekici yönlerinden biri ise soruşturma kapsamına eski bir Hâkimler ve Savcılar Kurulu üyesinin de girmesi oldu. Eski HSK üyesi ve Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Gökçen gözaltına alınan isimler arasında yer aldı. Gökçen hakkında daha sonra ev hapsi şeklinde adli kontrol uygulanmasına karar verildi. Yargının en önemli kurumlarından HSK’da geçmişte görev yapan bir ismin dosyada şüpheli olarak bulunması, yapılanmanın devlet içerisindeki bağlantılarına ilişkin tartışmaları daha da büyüttü.

Operasyonun büyüklüğü de soruşturmanın kapsamını ortaya koyuyor. İstanbul, Ankara ve Antalya’nın da aralarında bulunduğu 17 ilde gerçekleştirilen çalışmalarda şüphelilere ait 43 adres ile bağlantılı olduğu değerlendirilen 33 şirkete ait 80 ayrı noktada arama ve el koyma işlemleri gerçekleştirildi. Böylece toplam 123 adres soruşturmanın kapsamına girdi.

“DEVLET KADROLARINA SIZMA” TARTIŞMASI YENİDEN GÜNDEMDE

Süleymancılar yapılanmasının kamu kurumlarındaki etkisine ilişkin iddialar yeni değil. Yapılanmanın tarihçesine ilişkin araştırmalarda, kurucu Süleyman Hilmi Tunahan döneminden itibaren mensupların Diyanet İşleri Başkanlığının sınavlarına girmeye teşvik edildiği ve din hizmetleri alanındaki kadrolarda görev almalarının desteklendiği aktarılıyor.

2019 yılında kamuoyuna yansıyan ve “Diyanet’in gizli tarikatlar raporu” olarak anılan belgede de Süleymancılar hakkında çeşitli değerlendirmeler bulunuyordu. Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Söz konusu belge Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından resmen sahiplenilmedi. Dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay da bir soru önergesine verdiği yanıtta Diyanet tarafından yayımlanmış veya yayıma hazırlanmış böyle bir rapor bulunmadığını belirtmişti. Bu nedenle rapordaki değerlendirmelerin resmi ve kesin devlet tespiti gibi sunulması doğru değil.

OPERASYONUN ODAĞINDA MALİ YAPI VAR

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in operasyona ilişkin açıklamalarında da kritik bir ayrım yapıldı. Gürlek, yürütülen işlemlerin bir dini görüşe, cemaate veya sivil toplum kuruluşuna yönelik olmadığını, soruşturmanın mali yapılanma ve suç iddiaları üzerinden yürütüldüğünü belirtti.

Bu nedenle mevcut soruşturmayı, yargı kararıyla kesinleşmiş biçimde “Süleymancıların devlet kadrolarına sistematik olarak sızdığı ortaya çıktı” şeklinde tanımlamak için henüz erken. Kamuya açık mevcut bilgiler; özellikle eski HSK üyesinin soruşturma kapsamında yer alması ve geçmişten beri tartışılan kamu bağlantıları nedeniyle devlet içerisindeki olası ilişkiler ağının araştırılması gerektiğini gösteriyor. Ancak bu ilişkinin kapsamı, hangi kurumlara kadar uzandığı ve örgütsel bir kadrolaşmanın bulunup bulunmadığı soruşturmanın ilerleyen aşamalarında ortaya çıkabilecek.

32 kişinin tutuklandığı dosyada soruşturma halen devam ediyor. Savcılığın bundan sonraki aşamada mali kayıtlar, şirketler, para hareketleri ve şüpheliler arasındaki bağlantılar üzerinden yeni isimlere veya kurum bağlantılarına ulaşıp ulaşmayacağı ise operasyonun en kritik başlıklarından biri olacak.