Rojin Kabaiş Dosyasında Kritik DNA Adımı: Rektör ve Yeğeninden Örnek Alındı

Yayınlama: 12.08.2026 10:26

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümüne ilişkin yaklaşık iki yıldır devam eden soruşturmada dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Üniversite Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli ile yeğeni Enes Şevli’den DNA örnekleri alındı. Alınan numunelerin, Rojin Kabaiş’in bedeninden daha önce elde edilen ve iki farklı erkeğe ait olduğu belirtilen DNA profilleriyle karşılaştırılması bekleniyor. Kabaiş ailesinin avukatı Abdurrahman Karabulut da örneklerin alındığı bilgisini doğruladı.

Soruşturmanın seyrini değiştirebilecek nitelikte görülen bu adım, Rojin’in ölümünün ardından cevapsız kalan en önemli sorulardan birini yeniden gündemin merkezine taşıdı: Genç öğrencinin bedeninde tespit edilen iki farklı erkek DNA’sı kime ait?

Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024 tarihinde Van’da kaldığı öğrenci yurdundan ayrıldıktan sonra kaybolmuştu. Günlerce süren geniş çaplı arama çalışmalarından sonuç alınamamış, genç öğrencinin cansız bedeni 18 gün sonra, 15 Ekim 2024’te Tuşba ilçesine bağlı Mollakasım Mahallesi’nde Van Gölü kıyısında bulunmuştu. O tarihten bu yana ölümün nasıl gerçekleştiğine ilişkin soruşturma devam ediyor.

Dosyanın en tartışmalı başlıklarından biri ise Adli Tıp incelemelerinde ortaya çıkan DNA bulguları oldu. İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda gerçekleştirilen analizlerde Rojin’in bedeninden alınan örneklerde iki farklı erkeğe ait DNA profili tespit edildi. Daha sonraki raporlarda söz konusu DNA profillerinden birinin intravajinal, diğerinin ise göğüs kemiği bölgesinden alınan örneklerde bulunduğu bilgisi yer aldı. Adli Tıp raporunda ayrıca meni veya sperme ait bir bulgu tespit edilmediği kaydedildi.

DNA’ların kime ait olduğunun belirlenememesi üzerine soruşturma genişletildi. Rojin’in cansız bedeninin bulunduğu noktadan morga taşınmasına kadar temas etmiş olabilecek kişiler, olay yeri ve üniversite çevresindeki kişiler dahil çok sayıda kişiden DNA örneği toplandı. Van Barosu Kadın Hakları Merkezi’nin daha önce açıkladığı verilere göre, bir aşamada karşılaştırmaya tabi tutulan DNA profili sayısı 195’e ulaştı. Buna rağmen iki erkek DNA’sıyla eşleşme sağlanamadı.

Soruşturmanın ilerleyen dönemlerinde DNA taramasının kapsamı daha da genişletildi. Rojin’in ailesi ve avukatları, dosyada hiçbir ihtimalin araştırılmadan bırakılmaması gerektiğini belirterek özellikle üniversite ve çevresindeki kişilerden de örnek alınmasını talep etmişti. Şimdi Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli ile yeğeni Enes Şevli’den alınan örnekler de bu kapsamda karşılaştırmaya dahil edilecek.

Ancak önemli bir hukuki ayrıntının altını çizmek gerekiyor: Bir kişiden DNA örneği alınması, o kişinin suç işlediği, şüpheli olduğu veya dosyadaki DNA’nın kendisine ait olduğu anlamına gelmiyor. Bu işlem, soruşturmadaki biyolojik bulgularla karşılaştırma yapılmasını sağlayan adli bir inceleme niteliği taşıyor. Rektör Şevli ve yeğeninden alınan DNA’ların dosyadaki profillerle eşleşip eşleşmediği ancak Adli Tıp incelemesinin tamamlanmasının ardından ortaya çıkacak.

Rojin Kabaiş dosyasında tartışmalar yalnızca DNA örnekleriyle sınırlı kalmadı. Aile ve avukatları, daha önce hazırlanan Adli Tıp raporlarında DNA örneklerinin hangi bölgelerden alındığının ilk aşamada açık biçimde belirtilmemesine itiraz etmiş, soruşturmanın eksiksiz yürütülmesi için yeni incelemeler talep etmişti. Sonraki raporlarda iki erkek DNA’sının bulunduğu bölgelerin açıklanması, dosyadaki araştırmaların yeniden yoğunlaşmasına neden olmuştu.

Şimdi bütün dikkatler DNA karşılaştırmasının sonucuna çevrilmiş durumda. Eşleşme çıkması halinde soruşturmanın seyri önemli ölçüde değişebilir; eşleşme olmaması halinde ise iki erkek DNA’sının sahibini belirlemeye yönelik araştırmaların devam etmesi bekleniyor.

Rojin’in ailesinin yaklaşık iki yıldır dile getirdiği talep ise değişmedi: Genç öğrencinin ölümünün bütün yönleriyle aydınlatılması ve bedeninde tespit edilen DNA profillerinin kime ait olduğunun ortaya çıkarılması.

Rektör ve yeğeninden alınan DNA örnekleri bu nedenle dosyadaki sıradan bir işlemden çok, uzun süredir cevabı aranan kritik sorunun çözülmesine yönelik yeni ve önemli bir aşama olarak değerlendiriliyor.