
Hacı Dizisi 20 Yıl Sonra Hâlâ Karanlıkta: O Gün Yasaklayanlar, Bugün de Gerçeği Gizliyor
Türkiye televizyon tarihinin en tuhaf kayıplarından biri olan Hacı Dizisi, yıllar önce çekimleri Kayseri’de yapılmasına rağmen yayınlanmadan raflara kaldırılmış ve bir daha gün yüzü görmemişti. Aradan geçen yıllara rağmen bu kararın gerçek sahipleri hâlâ ortaya çıkmadı. O dönem Kayseri sokaklarını plato yapan ekiplerin emekleri, dev oyuncu kadrosu ve milyonluk prodüksiyon adeta buharlaştı.
Aradan geçen onca zamana rağmen, dizinin neden engellendiği hâlâ resmî olarak açıklanmadı. O dönem ekranlara çıkmasına izin verilmeyen yapım, bugün yaşanan medya baskıları ve görünmez sansür mekanizmaları ile yeniden gündeme geldi.
Cüneyt Ülsever’in eserinden uyarlanan ve Tuncel Kurtiz, Fikret Kuşkan gibi usta isimleri bir araya getiren dizi, devlet–millet arasındaki kırılmaları, 28 Şubat sürecinin izlerini, tarikat yapılanmaları ve güç mücadelelerini sert bir dille anlatıyordu. Yayın akışına alındı, duyuruları yapıldı, fragmanları bile hazırlandı; ancak tam yayınlanacağı gün aniden yayından kaldırıldı. Hiçbir kanal riske girmek istemedi, hiçbir makam sahiplenmedi. Bölümler kayboldu, arşiv yok oldu, dizi tarihten silindi.
Bugüne geldiğimizde değişen fazla bir şey olmadığı ortada. Kulislerde konuşulanlara göre, o dönem hangi odaklar dizinin ekranlara çıkmasını istemediyse, bugün de benzer güç merkezleri toplumun duyması gereken birçok gerçeği karanlıkta bırakıyor. Medya üzerinde görünmeyen çizgiler, hassas konulara dokunmayan haberler ve “o konuyu yazmasak daha iyi olur” baskısı, 20 yıl önceki atmosferin farklı bir versiyonu olarak karşımıza çıkıyor.
Hacı Dizisi’nin hikâyesi sadece bir televizyon projesinin engellenmesi değil; Türkiye’de bazı gerçeklerin hangi yıllarda olursa olsun aynı refleksle susturulabileceğinin göstergesi. O gün Kayseri’de çekilen bir dizi bile ülke çapında görünmez bir yasakla yok edildiyse, sansürün adı konulmadı, bugün de konulmuyor. Fark sadece yöntemlerde… Eskiden diziler yok edilirdi, bugün haberler görünmez yapılıyor; geçmişte bölümler kaybolurdu, şimdi gerçekler arka sayfalara itilip unutturuluyor.
Dizi yıllardır bulunamıyor; tek sahnesi bile ortada yok. Tıpkı bugün, kamuoyunun bilmesi gereken birçok kritik bilginin yok gibi davranılması, görmezden gelinmesi ve üzerinin örtülmesi gibi…
Türkiye hâlâ aynı sorunun etrafında dönüyor:
Gerçekler ne zaman özgürce konuşulacak ve kimler karanlıkta kalacak?