
Türkiye’de özellikle gençler arasında dövme yaptırma oranlarının artması, dinî ve sağlık boyutlarıyla yeniden tartışma konusu oldu. Sosyal medyada “özgürlük” ve “kendini ifade” söylemleriyle normalleştirilen dövme, İslam’ın temel kaynaklarında yasaklanan uygulamalar arasında yer alıyor. Uzmanlar ise estetik kaygılarla yapılan dövmelerin geri dönüşü zor sağlık riskleri barındırdığına dikkat çekiyor.
Öte yandan, dövmenin dinen açık şekilde yasak olmasına rağmen Diyanet İşleri Başkanlığı’nın cuma hutbelerinde bu konuya neredeyse hiç değinmemesi de dikkat çekiyor. Toplumu doğrudan ilgilendiren böylesi yaygın bir meselede sessiz kalınması, “uyarı görevi yerine getiriliyor mu?” sorusunu beraberinde getiriyor.
İslam fıkhında dövme (vücudu iğneyle delerek boya yerleştirme) haram kabul edilir. Bu hükmün dayanağı, sahih hadislerdir. Hz. Muhammed’in, dövme yapan ve yaptıranlar hakkında açık bir uyarısı bulunmaktadır. Sahih kaynaklarda geçen rivayette Peygamber Efendimiz, “dövme yapan ve yaptıranlara lanet etmiştir.” (Buhârî, Müslim)
Âlimler bu yasağın gerekçesini; yaratılışı değiştirme, kalıcı zarar ve bedene eziyet başlıkları altında açıklar. Ayrıca dövme işlemi, derinin altına boya verilmesi nedeniyle temizlik ve abdest konularında da sakınca doğurur.
Toplumda yaygınlaşan “beden benim, karar benim” yaklaşımına karşı din âlimleri, bedenin emanet olduğu vurgusunu yapıyor. İslam’a göre insan, kendisine zarar verme özgürlüğüne sahip değildir. Bu nedenle dövme, yalnızca kişisel tercih olarak değil, dinî ve ahlaki bir sınır ihlali olarak değerlendirilir.
Dövme yalnızca dinî açıdan değil, tıbbi yönden de riskler taşır. Dermatologlar ve enfeksiyon hastalıkları uzmanları, kontrolsüz dövme uygulamalarının ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirtiyor:
Sağlık çevreleri, dövmenin “masum bir süsleme” olarak görülmemesi gerektiğini vurguluyor. Özellikle merdiven altı stüdyolarda yapılan işlemler, hayat boyu taşınacak sağlık sorunlarına kapı aralayabiliyor.
Dövme, günümüz popüler kültüründe yaygınlaşsa da İslam’ın açık yasağı ve bilimsel verilerin ortaya koyduğu riskler, konunun ciddiyetini gözler önüne seriyor. Uzmanlar ve din âlimleri ortak bir noktada buluşuyor:
Moda geçici, beden kalıcıdır. Karar verilmeden önce hem dinî hükmün hem de sağlık sonuçlarının dikkatle değerlendirilmesi gerekiyor.