KAYSERİ — Kayseri’de yapı kooperatifleri çevresinde yıllardır devam eden tapu, ek maliyet, icra, haciz, iflas ve tamamlanmayan konut tartışmaları artık birkaç vatandaşın bireysel anlaşmazlığı olarak değerlendirilemeyecek büyüklüğe ulaştı. Yaklaşık son 10 yıllık döneme ilişkin mahkeme kararları, basına yansıyan mağdur açıklamaları ve resmî süreçler birlikte değerlendirildiğinde, aynı sorunların farklı kooperatiflerde tekrar tekrar vatandaşın karşısına çıktığı görülüyor. Araştırmanın en çarpıcı sonucu ise Kayseri’de sorunun tek bir kooperatif veya tek bir yöneticiyle sınırlı olmadığı; etap etap yapılan inşaatlar, bazı üyelere erken tapu verilmesi, yıllar sonra yeniden maliyet çıkarılması, icra ve haciz süreçleri ile tamamlanamayan projelerin birbirini takip ettiği yapısal bir mağduriyet tablosunun oluştuğu yönünde.
Ortadaki mağdur kitlesinin büyüklüğü ise meselenin ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor. Kayseri’de halen mağdur durumda bulunanların sayısını gösteren güncel ve tekilleştirilmiş resmî bir envanter bulunmuyor. Ancak dönemin AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, 2022 yılında Kayseri’de yaklaşık 4 bin kooperatif mağduru bulunduğunu kamuoyuna açıklamıştı. Basına yansıyan başka açıklamalarda mağdur gruplarının yaklaşık 30 ayrı kooperatifle bağlantılı olduğu ifade edildi. Bu nedenle “4 bin” rakamı kesin ve güncel resmî sayı olarak değil, sorunun ulaştığı büyüklüğü gösteren dönemin siyasi makam açıklaması olarak değerlendirilmek zorunda.
Dosyalardaki en ağır tartışmalardan biri, yıllarca ödeme yaptıktan ve hatta tapusunu aldıktan sonra vatandaşların karşısına yeniden “kesin maliyet” veya ek borç çıkarılması.
Bilge Kağan Yapı Kooperatifi üyelerinin 2021’de kamuoyuna yaptığı açıklamalarda 467 ailenin etkilendiği, bazı konutların tamamlanmadığı, tapusunu alan vatandaşların dahi daha sonra yeni borçlarla karşı karşıya bırakıldığı ileri sürüldü. Aynı açıklamalarda yaklaşık 120 konutun halen teslim edilmediği de iddia edildi. Bu iddiaların tamamının kesinleşmiş yargı kararıyla sabit olduğu söylenemez; ancak yüzlerce aileyi kapsayan mağdur açıklamalarının varlığı bile sorunun boyutunu ortaya koyuyor.
Beyazıtkent bağlantılı mağdur grubunun anlattıkları da benzer bir tablo çiziyor. 2021’de yapılan açıklamada, kesin maliyetlerini ödediklerini ve tapularını aldıklarını belirten vatandaşlar, yaklaşık yedi yıl sonra yeniden üyelik ve genel kurul işlemleri gerekçe gösterilerek 204 tapu sahibinin karşısına yaklaşık 200 bin TL düzeyinde yeni maliyet çıkarıldığını ileri sürdü. Mağdurlar arasında emeklilerin ve ek geliri olmayan vatandaşların bulunduğu özellikle vurgulandı.
Kayseri’de kooperatif mağduriyetleri arasında S.S. Asya Kent Konut Yapı Kooperatifi de dikkat çekiyor. Üyeler yıllar önce ödemelerini tamamlayıp tapularını aldıklarını ve kendilerine “borcu yok” belgesi verildiğini belirtmelerine rağmen, daha sonra yeniden kesin maliyet talepleriyle karşılaştıklarını kamuoyuna taşıdı. Dönemin haberlerinde yaklaşık 280 üyeye yeni borç bildirildiği belirtilirken, uyuşmazlıklar yıllar sonra mahkeme dosyalarına kadar uzandı.
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/602 E., 2024/34 K. dosyasında da Asya Kent’in kesin maliyet talebi tartışıldı. Mahkeme, inşaatların tamamlanmamış olması nedeniyle kesin maliyet alacağının henüz talep edilemeyeceği sonucuna vararak bu yöndeki talebi reddetti.
Yıllarca ödeme yapan, tapusunu alan vatandaşın yıllar sonra yeniden borç tartışmasının içine çekilmesi kabul edilebilir bir düzen haline gelmemeli. Asya Kent dosyası da Kayseri’de yıllardır büyüyen kooperatif mağduriyetlerinin yetkililer tarafından kapsamlı biçimde incelenmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Buradaki tablo son derece ağır: İnsan yıllarca para ödüyor, konut sahibi olduğunu düşünüyor, tapusunu cebine koyuyor; fakat yıllar sonra önüne yeniden borç dosyası gelebiliyor. Vatandaş açısından tapunun bile ekonomik huzurun garantisi olamadığı bir sistem ortaya çıkıyorsa, burada yalnızca bireysel sözleşme ihtilaflarından değil, ciddi bir denetim ve mevzuat probleminden söz etmek gerekiyor.
Mağduriyet yalnızca ek maliyet talepleriyle sınırlı kalmadı.
Organize Kent/Eser Yapı çevresinde basına yansıyan uyuşmazlıklarda vatandaşlar bazı konutların borçlar nedeniyle ipotek ve icra konusu haline geldiğini ileri sürdü. Haziran 2022’de yayımlanan haberlerde yaklaşık 100 konutun tahliye riskiyle karşı karşıya bulunduğu, en az bir hanede fiilî tahliyenin gerçekleştiği aktarıldı. Alacağın varlığı ve miktarı ayrıca uyuşmazlık konusu olduğundan işlemleri peşinen hukuka aykırı ilan etmek mümkün değil. Ancak insanların yıllarca ödeme yaptıkları evlerinde tahliye tehdidiyle karşılaşması, kooperatif krizinin sosyal boyutunu açık biçimde ortaya koyuyor.
Üstelik mağdur profili yalnızca tek bir kesimden oluşmuyor. Araştırmadaki vakalar; yıllarca ödeme yapan emeklileri ve dar gelirlileri, parasını verdiği halde konutunu alamayanları, arsa sahiplerini, gurbetçileri ve vekâlet üzerinden işlem yapan üyeleri kapsıyor. Kooperatiflerin mali krizleri büyüdüğünde yükleniciler ve diğer ticari alacaklılar da sürecin tarafı haline geliyor.
Meselenin en sert tarafı ise bazı dosyalarda tartışmanın artık iddia olmaktan çıkıp iflas ve tasfiye kayıtlarına dönüşmüş olması.
S.S. Yıldırım Beyazıtkent Konut Yapı Kooperatifi uzun yıllar iflas erteleme ve konkordato süreçlerinden geçti. Mahkeme kayıtlarına göre süreç sonunda kooperatifin iflasına karar verildi ve iflas kararı 29 Kasım 2022’de kesinleşti.
S.S. Saklıbahçe Konut Yapı Kooperatifi’nin iflası ise 28 Kasım 2022 saat 11.12 itibarıyla açıldı ve karar kesinleşti. S.S. Konak Kent Konut Yapı Kooperatifi de mahkeme kayıtlarında “iflas nedeniyle tasfiye halinde” olarak yer aldı. Konak Kent çevresindeki uyuşmazlıklarda milyonlarca liralık alacakların iflas masasına kaydedilmesi için açılmış davalar bulunuyor.
Konak Kent’e ilişkin 2024 tarihli bir hükümde 8 milyon 121 bin TL’yi aşan bir alacağın iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesi, mali krizin ulaştığı büyüklüğü gösteren dikkat çekici örneklerden biri.
Kayseri’deki mağduriyet tartışmalarının büyüklüğünü gösteren belki de en önemli gelişme, meselenin TBMM’nin gündemine taşınarak doğrudan kanun düzenlemesine konu olması.
7410 sayılı Kanun ile Kooperatifler Kanunu’na eklenen Geçici 11. madde; belirli şartları taşıyan Kayseri’deki yapı kooperatiflerinde konutunu ve tapusunu almış, kesin maliyetini ödediği belirtilen üyelerin daha sonra karşılaştıkları borç sorunlarını çözmeyi hedefliyordu.
Ancak Anayasa Mahkemesi düzenlemeyi 16 Şubat 2023 tarihinde iptal etti. Bunun sonucunda söz konusu düzenlemeye dayanılarak açılmış bazı davaların hukuki zemini de ortadan kalktı.
Bir şehirdeki kooperatif mağduriyetleri için özel kanun maddesi çıkarılması dahi tek başına düşündürücü. Daha da düşündürücü olan ise 2026 yılına gelindiğinde sorunun hâlâ tamamen kapanmamış olması.
TBMM’de 7 Mayıs 2026’da yapı kooperatiflerinde etaplar tamamlanmadan tapu devredilmesi ve daha sonra kesin maliyet çıkarılması nedeniyle ortaya çıkan mağduriyetleri önlemeye yönelik yeni düzenlemeler yeniden gündeme geldi.
Sorunun geçmişte kalmadığının en çarpıcı göstergelerinden biri de Talas Melikşah Konut Yapı Kooperatifi çevresinde Ocak 2026’da gündeme gelen ağır iddialar.
Almanya’da yaşayan bir kooperatif üyesi, tapu işlemleri için verdiğini söylediği vekâletnamenin amacı dışında kullanıldığını, çok sayıda taşınmazının üçüncü kişilere devredildiğini, kalan taşınmazlarının ise borçlar nedeniyle ipotek ve haciz süreçleriyle karşılaştığını ileri sürdü. Şikâyetçi zararının yaklaşık 1 milyon avroya ulaştığını iddia ederek Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Ancak bu aşamada bu iddiaların suç olarak sabit olduğunu gösteren kamuya açık kesinleşmiş mahkeme kararı veya iddianame bulunmuyor.
Bu ayrım son derece önemli. Mağdurların ağır iddiaları haber değeri taşır ancak soruşturma aşamasındaki bir iddia, kesinleşmiş suç gibi sunulamaz. Aynı hassasiyet bütün kooperatif ve yönetici isimleri bakımından korunmalı.
Asıl sert biçimde sorgulanması gereken noktalardan biri tam burada ortaya çıkıyor.
Kayseri’de yaklaşık 4 bin kooperatif mağdurundan söz edilmiş, yaklaşık 30 kooperatif çevresinde mağdur hareketlerinin bulunduğu kamuoyuna yansımış, konu TBMM’ye kadar gitmiş, özel kanun düzenlemesi yapılmış, iflaslar yaşanmış, yüzlerce aile ek maliyet ve tapu sorunlarını dile getirmiş, icra ve tahliye dosyaları gündeme gelmiş durumda.
Buna rağmen 3 Eylül 2026 itibarıyla Kayseri’de halen kaç kooperatif mağduru bulunduğunu, kaç aktif dava ve icra dosyasının sürdüğünü ve sorunların hangi kooperatiflerde yoğunlaştığını tekilleştirilmiş şekilde ortaya koyan kamuya açık bütünleşik bir resmî veri setine ulaşılamıyor. Araştırmanın açıkça belirlediği en büyük bilgi boşluğu da bu.
Bu eksiklik hafife alınabilecek bir mesele değil. Binlerce vatandaşın evi ve yılların birikimi söz konusuysa kamuoyunun yalnızca “davalar devam ediyor” cevabıyla yetinmesi beklenemez.
Kaç mağdur kaldığı, kaç konutun tamamlanmadığı, kaç taşınmaz üzerinde haciz veya ipotek bulunduğu, kaç kooperatifin tasfiye ve iflas sürecinde olduğu ve uyuşmazlıkların toplam ekonomik büyüklüğünün ne olduğu şeffaf biçimde ortaya konulmalıdır.
Kayseri’deki kooperatif krizinin vatandaşı en fazla tedirgin eden taraflarından biri de bu.
Araştırılan mahkeme dosyaları, bazı projelerde tapu verilmiş olmasının kooperatifle bütün mali ve hukuki ilişkinin kesin olarak sona erdiği anlamına gelmediğini gösteriyor. Diğer etapların devam etmesi, kooperatifin tasfiyeye geçmemesi, yeni genel kurul kararları veya mali yükümlülükler daha sonra yeni uyuşmazlıkların doğmasına neden olabiliyor.
Öte yandan mahkemeler kooperatiflerin çıkardığı her yeni maliyeti de otomatik biçimde kabul etmiyor. Örneğin 2024 tarihli bir Talas dosyasında inşaatların tamamlanmamış olması nedeniyle kesin maliyet talebi erken bulunarak reddedildi.
Bu tablo vatandaş açısından korkutucu bir belirsizlik yaratıyor: Paranı ödedin, yıllarca bekledin, evine girdin, tapunu aldın; fakat dosyanın gerçekten kapanıp kapanmadığını yıllar sonra önüne gelen bir ihtar veya icra takibiyle öğrenebilirsin.
Kooperatifçilik, dar ve orta gelirli vatandaşın dayanışmayla konut sahibi olmasının araçlarından biri olması gerekirken; sistem denetlenmediğinde aynı yapı vatandaş için yıllarca süren hukuk ve borç mücadelesine dönüşebiliyor.
Kayseri’deki tablo tam olarak bu nedenle ağır.
467 aile, 204 tapu sahibi, yaklaşık 100 konutluk tahliye riski, iflas etmiş kooperatifler, milyonlarca liralık iflas alacakları, tapu ve kesin maliyet davaları ve geçmişte kamuoyuna açıklanan yaklaşık 4 bin mağdur…
Bu rakamların birbiriyle çakışabileceği için toplanması doğru değil. Nitekim araştırma da bunu özellikle vurguluyor. Fakat tek tek ele alındıklarında dahi sorunun birkaç kişinin kişisel anlaşmazlığından ibaret olmadığı açıkça görülüyor.
Yıllarca biriktirdiği parasını bir eve bağlayan vatandaşın karşısına yıllar sonra yeni borçlar, icra dosyaları, tapu uyuşmazlıkları veya tahliye korkusu çıkıyorsa burada yalnız mağdurların değil, sistemi kuran ve denetleyen mekanizmaların da verecek cevabı olmalıdır.
Kayseri’de artık mesele “birkaç kooperatifte sorun çıktı” denilerek geçiştirilemeyecek noktada. Mahkeme koridorlarına, iflas masalarına ve Meclis’e kadar ulaşan bu mağduriyet zincirinin bütün boyutlarıyla ortaya çıkarılması; güncel mağdur envanterinin açıklanması ve vatandaşın yıllardır taşıdığı belirsizliğin sona erdirilmesi gerekiyor.