İstanbul Anadolu 59. Asliye Ceza Mahkemesi’nin verdiği karar doğrultusunda Müjdat Gezen, “halkın bir kesimini alenen aşağılama” suçundan 3 ay 22 gün hapis cezasına mahkûm edildi. Kararda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinden ceza kesinleşmiş bir infaz sonucunu doğurmuyor. Tarafların kanun yollarına başvurma hakları ise devam ediyor.
İSTANBUL – Usta tiyatrocu Müjdat Gezen, YouTube’da yayımlanan bir programda kullandığı ifadeler nedeniyle yargılandığı davada, “halkın bir kesimini sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet ve bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama” suçundan 3 ay 22 gün hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, sanığın sabıkasız oluşunu ve diğer koşulları dikkate alarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verdi.
İstanbul Anadolu 59. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın konusu, Gezen’in Mayıs 2024’te YouTube’da yayımlanan “Müjdat Gezen ile Bizim Ev” kanalındaki “Gazeteci Ayşenur Arslan’ın Dersine Girdik” başlıklı programda kullandığı ifadeler oldu.
Savcılık, söz konusu ifadelerin Türk Ceza Kanunu’nun 216/2. maddesi kapsamında “halkın bir kesimini alenen aşağılama” suçunu oluşturduğu iddiasıyla dava açtı.
Duruşmada savunma yapan Müjdat Gezen, sözlerin kendisine ait olduğunu kabul ederken, ifadelerinin dini değerleri aşağılama veya toplumda kin ve düşmanlık oluşturma amacı taşımadığını söyledi.
Gezen savunmasında, sözlerinin kadınların toplumdaki değerine vurgu yapmak amacıyla kullanıldığını belirterek suçlamaları kabul etmedi.
Mahkeme, ilk aşamada Gezen hakkında 6 ay hapis cezası verdi.
Daha sonra;
dikkate alınarak ceza 3 ay 22 güne indirildi.
Ayrıca daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyeti bulunmayan Gezen hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi.
HAGB kararı nedeniyle Müjdat Gezen hakkında verilen hapis cezası şu aşamada infaz edilmeyecek.
Ancak Gezen, 5 yıl süreyle denetim altında tutulacak. Bu süre içerisinde kasten yeni bir suç işlenmemesi ve yükümlülüklere uyulması hâlinde hüküm ortadan kalkabilecek; aksi durumda ise mahkeme kararı açıklanarak infaz süreci gündeme gelebilecek.
Kararın ardından ifade özgürlüğünün sınırları ile nefret söylemi ve halkın bir kesimini aşağılama suçuna ilişkin hukuki tartışmalar yeniden gündeme geldi.
Bir yandan farklı görüşlerin özgürce ifade edilmesi gerektiği savunulurken, diğer yandan toplumun belirli kesimlerini hedef alan ifadelerin hukuki sorumluluk doğurabileceği yönündeki değerlendirmeler öne çıkıyor.