Türkiye’de vatandaşların kamu kurumlarına yaptığı başvurular, açılan davalar ve yargı mercilerine taşınan dosyalar son yılların en yüksek seviyelerine ulaştı. 2024-2026 dönemine ilişkin veriler; CİMER başvurularından AİHM dosyalarına, hakaret soruşturmalarından tüketici uyuşmazlıklarına kadar birçok alanda dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) yalnızca 2024 yılında 4 milyon 590 bin başvuru yapıldığı belirtilirken, 2018 yılından bu yana toplam başvuru sayısının 35 milyonu aştığı ifade edildi. Başvuruların büyük bölümünün nüfus işlemleri, kamu hizmetleri ve çeşitli idari konularla ilgili olduğu kaydedildi. Ortalama işlem süresinin ise 12 gün olduğu belirtildi.
Uzmanlara göre bu tablo, vatandaşların sorunlarını çözmek için giderek daha fazla merkezi şikâyet mekanizmalarına yöneldiğini gösteriyor.
Rapordaki en dikkat çekici başlıklardan biri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) verileri oldu. 2024 yılı sonunda Türkiye kaynaklı yaklaşık 21 bin 600 başvurunun AİHM önünde beklediği ve bunun mahkemenin toplam dosya yükünün yaklaşık yüzde 35,8’ine karşılık geldiği belirtildi. Ayrıca 2024 yılında karara bağlanan Türkiye dosyalarının büyük bölümünde en az bir hak ihlali tespit edildiği aktarıldı.
Bu durum, iç hukuk yollarının etkinliği konusundaki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Bireysel başvuru sisteminin hayata geçtiği 2012 yılından bu yana Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuru sayısının 739 bini geçtiği, yüz binlerce dosyanın sonuçlandırıldığı ancak halen önemli sayıda başvurunun inceleme aşamasında bulunduğu bildirildi. Raporda özellikle ifade özgürlüğü, adil yargılanma hakkı ve makul sürede yargılanma konularının öne çıktığı vurgulandı.
Türkiye’de 2024 yılı içerisinde 1 milyon 166 bin 583 hakaret soruşturması açıldığı bilgisi raporun en dikkat çeken verileri arasında yer aldı. Yüz yüze ve çevrim içi hakaret dosyalarının toplamı, ifade özgürlüğü ile kişilik haklarının korunması arasındaki dengenin yeniden tartışılmasına neden oldu.
Hukuk çevreleri, özellikle sosyal medya kaynaklı soruşturmaların son yıllarda önemli ölçüde arttığına dikkat çekiyor.
2026 yılı itibarıyla tüketici hakem heyetlerinin görev sınırının 186 bin TL’ye yükseltildiği belirtilirken, tüketicilerin uyuşmazlıklarda başvuru yollarının yeniden şekillendiği ifade edildi. Aynı dönemde idari para cezalarında da önemli artışlar yaşandığı kaydedildi.
Özellikle e-ticaret, ayıplı mal ve hizmet uyuşmazlıklarında başvuruların artması bekleniyor.
Raporda, zorunlu arabuluculuk sisteminin yargı yükünü azaltmada önemli rol oynadığı vurgulandı. 2025 yılında yaklaşık 1,2 milyon uyuşmazlığın anlaşma ile sonuçlandığı belirtilirken, iş ve ticaret davalarında mahkemeye gitmeden çözüm oranlarının yükseldiği ifade edildi.
Enflasyon verileri üzerinden açılan davalar da raporda geniş yer buldu. TÜİK’in açıkladığı verilerin kamuoyunda ve yargı süreçlerinde tartışma konusu olmaya devam ettiği belirtilirken, kurumun bazı açıklamalar nedeniyle açtığı tazminat davalarının da gündemde olduğu kaydedildi.
Veriler birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’de vatandaşların hem idari hem de yargısal başvuru yollarını yoğun biçimde kullandığı görülüyor. CİMER’den Anayasa Mahkemesi’ne, tüketici hakem heyetlerinden AİHM’e kadar uzanan süreçte milyonlarca dosya işlem görüyor. Bu tablo bir yandan vatandaşların hak arama bilincinin yükseldiğine işaret ederken, diğer yandan kamu yönetimi ve yargı sisteminin üzerindeki iş yükünün büyüklüğünü de gözler önüne seriyor.