Kalp Damarında “Stent Tartışması”: Türkiye’de Neden Daha Kolay Takılıyor?

Kalp damar hastalıklarının tedavisinde kullanılan stent, dünyada belirli ve katı kurallara göre uygulanırken, Türkiye’de gereğinden sık takıldığı yönündeki tartışmalar yeniden gündemde. Uzmanlar, “Görüntüye bakarak stent” anlayışının yaygınlığına dikkat çekerken, bazı hastalarda ilaçla tedavinin yeterli olabileceği uyarısında bulunuyor.
Gelişmiş ülkelerde stent kararı; yalnızca damarda daralma görülmesine değil, kan akışının gerçekten bozulup bozulmadığına göre veriliyor. Bunun için özel ölçümler ve ek testler yapılırken, birçok hastada önce ilaç ve yaşam tarzı değişikliği tercih ediliyor. Türkiye’de ise kararın çoğu zaman anjiyo görüntüsü üzerinden hızla alındığı, bu nedenle sınır darlıklarda bile stente gidilebildiği ifade ediliyor.
Kardiyoloji çevrelerinde sıkça dile getirilen ortak görüş şu:
“Stent, hayat kurtaran bir araçtır; ancak her görülen darlık için çözüm değildir.”
Araştırmalar, kalp krizi geçirmemiş ve ciddi şikâyeti olmayan hastalarda, stent + ilaç ile sadece ilaç tedavisi arasında uzun vadede ölüm ve kalp krizi riski açısından anlamlı fark olmadığını ortaya koyuyor. Buna rağmen, pratikte stentin “hızlı çözüm” olarak öne çıkması eleştiri konusu.
Uzmanlara göre tabloyu etkileyen birkaç başlık öne çıkıyor:
Bu faktörler bir araya geldiğinde, stentin daha kolay tercih edildiği belirtiliyor.
Stent takılan hastaların, bunun hastalığı bitirmediğini bilmesi gerektiği vurgulanıyor. Kan sulandırıcı ilaçlar, sigaradan uzak durma, kolesterol ve tansiyon kontrolü yapılmadığında stentin faydasının sınırlı kaldığı hatırlatılıyor.
Kalp krizi gibi acil durumlarda stent tartışmasız hayat kurtarıcı. Ancak kriz dışı, stabil hastalarda “her gelene stent” yaklaşımı, dünyada yerini daha ölçülü ve kanıta dayalı bir tedavi anlayışına bırakmış durumda. Türkiye’de de aynı temkinli çizgiye geçilmesi gerektiği, hem hekimler hem hastalar için giderek daha yüksek sesle dile getiriliyor.