2015’teki İddia Yeniden Gündemde: Cami Önünde “Hayır” Skandalı mı?

Aydın’da bir kasabın domuz eti ticareti nedeniyle tutuklanmasının ardından, 2015 yılında Efeler Bey Camii önünde “babamın hayrına” diyerek domuz etinden kavurma dağıttığına dair iddia yeniden gündeme geldi. O dönem resmî olarak doğrulanmayan anlatım, bugün kamuoyunda inanç, gıda güvenliği ve denetimsizlik tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

2015’teki İddia Yeniden Gündemde: Cami Önünde “Hayır” Skandalı mı?
Yayınlama: 07.01.2026 15:11

2015’e ait iddia, yeni tutuklama sonrası yeniden gündemde!

Aydın’da kamuoyunu sarsan bir iddia, yıllar sonra yeniden gündeme taşındı. İddialara göre Efeler ilçesindeki Bey Camii önünde, 2015 yılında bir kasap “babamın hayrına” diyerek domuz etinden yapıldığı öne sürülen kavurmayı pilavla birlikte cami cemaatine dağıttı. Yaklaşık 500 kilo ikramın 3 binden fazla kişiye verildiği iddia ediliyor.

Bu iddia doğruysa, mesele yalnızca bir gıda suçu değil; toplumun dini hassasiyetleriyle açıkça alay edilmesi, kamusal alanda inanç istismarı ve etik sınırların pervasızca çiğnenmesi anlamına geliyor. İddiaların en çarpıcı kısmı ise, dağıtımın ardından kasabın bir cami görevlisine “Sevap mı işledim, günah mı?” diye sorduğu anlatımı. Bu ifade, olayın bilinçli mi yoksa provokatif mi olduğu sorusunu daha da ağırlaştırıyor.

Yetkililerce doğrulanan kısımda ise, söz konusu şahsın domuz eti ticareti nedeniyle yargı sürecine konu olduğu ve bu kapsamda tutuklandığı bilgisi yer alıyor. Ancak cami önünde dağıtım yapıldığına dair anlatımlar resmî bir soruşturma sonucu olarak teyit edilmiş değil; kamuoyuna yansıyanlar iddia ve tanık beyanlarına dayanıyor.

Bu tablo, Türkiye’de gıda denetiminin, özellikle ibadethane çevrelerinde yapılan “hayır” faaliyetlerinin nasıl bir boşlukta yürüdüğünü acı biçimde gösteriyor. Uzmanlar, cami ve benzeri alanlarda yapılan ikramların izin, içerik ve izlenebilirlik şartlarına bağlanması gerektiğini vurguluyor. Aksi halde, “hayır” adı altında toplumsal fay hattına basan her girişim, yalnızca infial üretir.

İddialar doğruysa bu bir “skandal”dır; doğru değilse de aynı sertlikte bir yalanın kamuoyunu zehirlemesine göz yumulmamalıdır. Her iki durumda da şeffaf soruşturma ve net resmî açıklama şarttır. Toplum, inancı üzerinden kandırılmayı da, kandırıldığı iddiasıyla sürüklenmeyi de hak etmiyor.