Kayseri Büyükşehir’de Milyarlık Kamu Zararı İddiası!

Kayseri Büyükşehir’de Milyarlık Kamu Zararı İddiası!
Yayınlama: 29.12.2025

Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin 2024 yılına ait Sayıştay Denetim Raporu, kamuoyuna yansıyan “bütçe disiplinli belediye” söyleminin arka planında ciddi yapısal sorunlar, milyarlarca liralık riskler ve kamu zararına açık uygulamalar bulunduğunu ortaya koydu. Rapora göre belediye, 2024 yılında 11,5 milyar TL’lik dev bir bütçeyi yönetirken, bu kaynağın önemli bir bölümü şeffaflık, mevzuata uygunluk ve kamu yararı açısından tartışmalı alanlarda kullanıldı.

Raporda en dikkat çeken başlıklardan biri, belediyeye ait şirketlerin yıllardır süregelen zararları oldu. Sayıştay, bazı belediye iştiraklerinin sürekli zarar ettiğini ve bu zararlara karşı etkili hiçbir önleyici tedbir alınmadığını açıkça tespit etti. Bu şirketlerin mali açıkları, belediye bütçesinden “cari transfer” adı altında aktarılan kaynaklarla kapatıldı. 2024 yılı itibarıyla cari transfer harcamalarının toplamı 1 milyar 304 milyon TL’ye ulaştı. Bu kalemin önemli bir bölümünün zarar eden şirketlere aktarılan kamu parası olduğu vurgulandı. Zarar eden şirketlerin kapatılması, yeniden yapılandırılması veya profesyonel yönetim modellerine geçirilmesi yönünde somut bir adım atılmadığı belirtildi.

Bir diğer kritik konu, otopark ve müze gelirleriyle ilgili oldu. Büyükşehir Belediyesi tarafından elde edilen bu gelirlerin, yasal zorunluluğa rağmen ilçe belediyelerine düzenli şekilde aktarılmadığı tespit edildi. Bu durum, belediye kasasında tutulduğu anlaşılan milyonlarca liralık gelirin, hak sahiplerine ulaştırılmaması anlamına geliyor. Sayıştay, bu uygulamanın hem mevzuata aykırı olduğunu hem de ilçe belediyelerinin mali dengesini olumsuz etkilediğini rapora yazdı.

Raporda “skandal” olarak nitelendirilebilecek bir başka başlık ise şehir içi halk otobüsü hatları oldu. Denetime göre bazı halk otobüsü hatları ihale yapılmadan işletildi. Daha da çarpıcı olan ise, Büyükşehir Belediyesi’ne devredilen bazı hatların encümen kararıyla 49 yıl süreyle kiralanmış sayılması oldu. Sayıştay, ihale şartnamesinde süre belirtilmediği halde bu sürenin fiilen 49 yıl olarak kabul edilmesini hukuka aykırı buldu. Bu uygulama, onlarca yıl boyunca elde edilecek bilet ve hat gelirlerinin belediye kasasına girmemesi anlamına geliyor ve çok yüksek tutarda potansiyel kamu zararı riski taşıyor.

İhale süreçleri de raporda ağır eleştiri aldı. Açık ihale ile yapılması gereken bazı mal ve hizmet alımlarının, parasal limitlere bölünerek doğrudan temin yöntemiyle gerçekleştirildiği belirlendi. Ayrıca doğrudan temin ve pazarlık usulüyle yapılan alımlar için belirlenen yasal yüzde 10 sınırının aşıldığı, buna rağmen Kamu İhale Kurulu’ndan gerekli izinlerin alınmadığı tespit edildi. Sayıştay, bu yöntemin rekabeti ortadan kaldırdığına ve kamu kaynaklarının daha pahalıya kullanılmasına yol açtığına dikkat çekti. Raporda yer alan tablolar, bu şekilde yapılan alımların toplam tutarının on milyonlarca lirayı bulduğunu gösteriyor.

Belediyenin kendi alacaklarını tahsil edememesi de raporun dikkat çeken bir başka yönü oldu. Elektrik ve havagazı tüketim vergisinin tahakkuk ve tahsilatının yapılmadığı, yani belediyenin alması gereken vergileri toplamadığı ortaya çıktı. Bu durum, doğrudan gelir kaybı anlamına geliyor ve kamu mali yönetimi açısından ciddi bir zaaf olarak değerlendiriliyor.

Taşınmaz yönetimi konusunda da ağır eksiklikler tespit edildi. Belediye mülkiyetinde bulunan arsa, bina ve tesislerin önemli bir bölümünün değer tespitinin yapılmadığı, gerçek piyasa değerleriyle muhasebe kayıtlarına alınmadığı belirlendi. Sayıştay, bu eksikliğin 2022 ve 2023 raporlarında da yer aldığını ancak 2024 yılında da düzeltilmediğini vurguladı. Bu durum, belediyenin gerçek mal varlığının tam olarak bilinmemesine, satış, kiralama ve işletme hakkı devri gibi işlemlerde kamu zararına yol açabilecek risklerin oluşmasına neden oluyor.

Bununla bağlantılı olarak, belediyeye ait otopark, büfe ve sosyal tesis gibi taşınmazların belediye şirketlerine devredildiği ancak bu varlıkların “hizmet imtiyaz varlığı” olarak muhasebe kayıtlarında izlenmediği tespit edildi. Hangi taşınmazın hangi şirket tarafından, ne kadar gelir elde ederek işletildiğinin mali tablolarda net biçimde görülemediği belirtildi. Sayıştay, bu durumun denetimi zorlaştırdığını ve hesap verilebilirliği zayıflattığını kayda geçirdi.

Raporda ayrıca, önceki yıllarda verilen Sayıştay ilamlarının uygulanmadığına da dikkat çekildi. Daha önce tespit edilen birçok usulsüzlük ve eksikliğin giderilmediği, aynı hataların tekrarlandığı ifade edildi. Bu tespit, belediyenin denetim uyarılarını dikkate almadığı ve yapısal sorunların bilinçli ya da ihmalkâr biçimde sürdürüldüğü yönünde ciddi soru işaretleri doğurdu.

Özetle Sayıştay raporu, Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin yüksek bütçesine rağmen; zarar eden şirketler, paylaşılmayan gelirler, ihalesiz ya da uzun süreli hat tahsisleri, alınmayan vergiler ve kayıt dışı bırakılan taşınmazlar nedeniyle milyarlarca liralık kamu kaynağının risk altında olduğunu ortaya koyuyor. Raporda yer alan bulgular, konunun yalnızca teknik bir denetim meselesi değil, aynı zamanda ciddi bir kamu yönetimi ve hesap verebilirlik sorunu olduğunu gösteriyor.