
Artan hayat pahalılığı, yükselen kira ve fatura giderleri, gıda fiyatlarındaki kontrolsüz artış ve gelirlerin enflasyon karşısında erimesi, vatandaşın bütçesini adeta kilitledi. Gelinen noktada milyonlarca hane, temel ihtiyaçlarını dahi ucu ucuna karşılayabilir duruma gelirken, harcama yapmak bir tercih olmaktan çıkıp lüks haline dönüştü.
2026 yılına girilirken toplumun büyük bir kesimi için kemer sıkma artık zorunlu bir yaşam biçimi haline geldi. Yapılan değerlendirmelere göre, her 5 kişiden 4’ü yeni yılda harcamalarını daha da kısmayı planlıyor. Vatandaşlar; giyim, sosyal yaşam, tatil, hatta bazı durumlarda gıda ve sağlık harcamalarını bile ertelemek zorunda kalıyor.
Özellikle sabit gelirli kesimler — emekliler, asgari ücretliler ve dar gelirli aileler — artan giderler karşısında en kırılgan gruplar olarak öne çıkıyor. Maaşların ayın ortasını dahi getirmediğini ifade eden vatandaşlar, kredi kartı ve borç sarmalının her geçen gün büyüdüğünü belirtiyor. Birçok hane için kredi kartı artık “harcama aracı” değil, ayakta kalma aracı haline gelmiş durumda.
Ekonomide yaşanan belirsizlik, sadece bugünü değil geleceğe dair umutları da zedeliyor. Vatandaşlar, yeni yılda alım gücünün daha da düşmesinden endişe ederken; “tasarruf”, “ertelemek” ve “vazgeçmek” kelimeleri günlük hayatın sıradan kavramları haline geliyor. Uzmanlar ise bu tablonun, iç talebi zayıflatarak ekonomik daralmayı daha da derinleştirebileceği uyarısında bulunuyor.
Özetle, 2026’ya girerken toplumun büyük çoğunluğu için mesele artık daha iyi yaşamak değil, mevcut şartlarda ayakta kalabilmek. Kemer sıkma eğiliminin yaygınlaşması, ekonomik krizin vatandaşın günlük hayatındaki etkilerinin ne denli ağırlaştığını açıkça ortaya koyuyor.