Kayseri’nin Melikgazi ilçesine bağlı Kazım Karabekir Mahallesi’nde eski caminin yıkılmasına rağmen minarenin enkazın ortasında bırakılması mahalle sakinlerini tedirgin etti. Fotoğraflarda, çevresi molozlarla kaplı minarenin etrafında görünür bir güvenlik çiti, uyarı levhası veya koruma şeridi bulunmadığı görülüyor. Çevrede okul ve işyerlerinin bulunduğunu belirten vatandaşlar, “Cami riskliyse minaresi neden bırakıldı, minare güvenliyse bunun raporu nerede?” diye soruyor.
Kazım Karabekir Mahallesi’nde ortaya çıkan görüntü, sıradan bir yıkım çalışmasının çok ötesinde ciddi soruları beraberinde getirdi. Mahallenin uzun yıllardır kullanılan eski camisinin gövdesi yıkıldı. Geriye ise moloz yığınlarının ortasında tek başına duran minare kaldı. Yıkılan duvarlardan arta kalan beton, taş ve inşaat parçaları zemine dağılırken, minarenin hemen çevresinde insan girişini engelleyen belirgin bir güvenlik önlemi görülmüyor.
Ortada ne vatandaşın anlayabileceği bir bilgilendirme levhası var ne de minarenin neden korunduğunu, hangi teknik incelemeden geçirildiğini ve ne kadar süre bu şekilde bırakılacağını açıklayan bir duyuru… Mahalle sakini yalnızca gördüğü manzarayla baş başa bırakılmış durumda:
Bir tarafta yıkılmış bir ibadethanenin enkazı, diğer tarafta metrelerce yükseklikte ayakta duran bir minare… Bu görüntünün adı tamamlanmış yıkım değildir. Bu görüntü, yarım bırakılmış bir iş ve cevapsız bırakılmış bir güvenlik sorusudur.
Bölgeden çekilen fotoğrafta minarenin çevresinde yoğun moloz bulunduğu açıkça görülüyor. Ancak fotoğraf karesinde alanı çevreleyen sabit bir inşaat paneli, güvenlik çiti, şerit veya tehlike uyarısı seçilmiyor.
Bu durum yalnızca “görüntü kirliliği” olarak değerlendirilemez. Yıkım alanında sivri beton parçaları, demirler, dengesiz zemin, çukurlar ve düşme tehlikesi oluşturabilecek kalıntılar bulunabilir. Çocukların, mahalle sakinlerinin veya merak ederek alana yaklaşan kişilerin bu bölgeye girmesi hâlinde ciddi yaralanmalar meydana gelebilir.
Mahalle sakinleri, çevrede okul ve esnafların bulunduğunu belirtiyor. Bu iddia doğruysa, alanın açık bırakılması daha da vahim bir hâl alıyor. Çocukların yürüdüğü, öğrencilerin gelip geçtiği, esnafın ve müşterilerin bulunduğu bir çevrede yıkım sahasının kaderine terk edilmesi kabul edilemez. Tedbir almak için birinin enkazda düşmesi mi bekleniyor? Minareden bir taş parçasının kopması mı gerekiyor?
Şiddetli rüzgâr veya deprem yaşandıktan sonra mı güvenlik şeridi çekilecek? Kamu yönetimi, kaza yaşandıktan sonra özür açıklaması yapmak için değil, kazayı önceden engellemek için vardır.
Melikgazi Belediyesi, kendi resmî faaliyet raporlarında kentsel dönüşüm çalışmalarının hedefini; vatandaşların güven ve huzur içinde yaşayacağı, deprem ve afet risklerine karşı güvenli alanlar oluşturmak olarak açıklıyor. Aynı raporda riskli yapıların yıkımının takip edilmesi de Kentsel Dönüşüm Müdürlüğünün görevleri arasında sayılıyor.
Kâğıt üzerinde “güvenli yaşam alanı” deniliyor. Sahadaki görüntüde ise yıkılmış caminin molozları arasında tek başına bırakılmış bir minare bulunuyor. Bu çelişkiyi kim açıklayacak? Güvenli şehir yalnızca yeni apartmanların maketini göstermekle kurulmaz. Güvenli şehir, yıkılan yapının çevresini çevirmekle başlar. Güvenli şehir, molozları zamanında kaldırmakla başlar. Güvenli şehir, ayakta bırakılan minareye teknik rapor hazırlamakla başlar. Güvenli şehir, vatandaş soru sormadan önce bilgiyi paylaşmakla başlar.
Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu ve ilgili belediye birimleri, dönüşüm projelerini anlatırken kullandıkları “güvenli”, “modern” ve “yaşanabilir” ifadelerin gereğini sahada göstermek zorundadır. Bir bölgede yeni konut yapılacak olması, eski alanın güvenliğinin ihmal edilebileceği anlamına gelmez.
Melikgazi Belediyesi, Kazım Karabekir Mahallesi’nde uzun süredir kapsamlı kentsel dönüşüm çalışmaları yürütüyor. Belediye açıklamalarında bölgede eski yapıların yıkıldığı, yeni konutlar, dükkânlar, yollar ve sosyal alanlar planlandığı belirtiliyor.
Belediyenin 2022 faaliyet raporunda Kazım Karabekir’deki ikinci etap alanının 92 bin 300 metrekare olduğu, proje sahasında yüzlerce konutun yanı sıra bir dini tesis ile ticari yapıların da bulunduğu kaydediliyor. Ancak fotoğraftaki eski caminin raporda anılan dini tesis olup olmadığı kamuya açık bilgilerden kesin olarak doğrulanamıyor.
Bu nedenle ilgili kurumlar açık konuşmalıdır. Bu cami kentsel dönüşüm kapsamında mı yıkıldı? Yıkımı kim gerçekleştirdi? Yıkım iznini hangi kurum verdi? Caminin mülkiyeti kime ait? Minarenin korunması yönünde alınmış bir kurul veya idare kararı var mı?
Minare yeni yapılacak caminin parçası olarak mı kullanılacak? Yoksa sökülmesi daha sonraki bir tarihe mi bırakıldı?
Yıkım işinin yüklenicisi kim? Alanı güvenli hâle getirmekten hangi firma veya kurum sorumlu? Vatandaşın bunları öğrenmesi için olay çıkması gerekmiyor. Kamuya ait veya kamusal amaçla kullanılan bir yapı yıkılıyorsa süreç şeffaf yürütülmelidir.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Binaların Yıkılması Hakkında Yönetmeliğin amacını yapıların kontrollü ve güvenli biçimde yıkılması, ortaya çıkan atıkların çevreye ve insan sağlığına zarar vermeyecek şekilde yönetilmesi olarak açıklıyor.
Yani yıkım işi, binanın duvarlarını devirip alanı moloz içinde bırakmakla tamamlanmış sayılmaz. Yıkım öncesi güvenlik gerekir. Yıkım sonrasında da alan tamamen temizlenip tehlike ortadan kaldırılıncaya kadar güvenlik gerekir. Ortada ayakta kalan bir minare varsa bu yapı ayrıca değerlendirilmelidir. Minarenin korunması planlanıyorsa koruma yöntemleri, geçici destek ihtiyacı ve çevresindeki güvenli mesafe belirlenmelidir. Yıkılması planlanıyorsa hangi tarihte, hangi yöntemle yıkılacağı açıklanmalı ve o zamana kadar çevresi insan girişine kapatılmalıdır. “Nasıl olsa çalışma devam ediyor” sözü yeterli değildir. Çalışma bittiyse molozlar neden durmaktadır? Minare korunuyorsa güvenlik raporu nerede? Yıkılacaksa neden beklenmektedir?
Kazım Karabekir’de yaşayan insanların uzman mühendis olması beklenemez. Vatandaş minareye baktığında onun temelini, beton dayanımını, taş örgüsünü veya taşıyıcı sistemini değerlendiremez. Vatandaşın görevi teknik hesap yapmak değil, yetkililerin verdiği güvenilir bilgiye göre hareket etmektir. Ancak yetkili kurumlar susarsa, alanda uyarı bulunmazsa ve gözle görülür önlem alınmazsa endişe büyür. “Bir şey olmaz” sözü güvence değildir. “Yıllardır ayakta” sözü mühendislik raporu değildir. “Yeni cami yapılacak” açıklaması bugünkü tehlikeyi ortadan kaldırmaz.
Mahalle sakinlerine minarenin mevcut durumu, yıkım veya koruma takvimi, yeni projenin içeriği ve alanın ne zaman temizleneceği bildirilmelidir. İnsanlar oturdukları mahallenin geleceğini sosyal medyadaki fotoğraflardan veya söylentilerden öğrenmemelidir.
Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu, Kazım Karabekir Mahallesi’ndeki dönüşüm çalışmalarını daha önce kamuoyuna bizzat anlattı. Belediyenin resmî açıklamalarında eski yapıların kaldırılması, yeni konutların yapılması ve altyapının yenilenmesi yönetimin önemli projeleri arasında gösterildi. Öyleyse ortaya çıkan bu görüntü karşısında sorumluluk da sahiplenilmelidir. Başkan Palancıoğlu ve ilgili yöneticiler şu sorulara cevap vermelidir: Eski caminin yıkımına hangi kurum ve hangi tarihli kararla izin verildi?
Minare neden yıkılmadı?
Minare için hazırlanmış güncel statik ve deprem güvenliği raporu var mı?
Raporu hangi mühendislik kuruluşu hazırladı?
Minarenin çevresinde bulunması gereken güvenlik mesafesi kaç metredir?
Fotoğrafın çekildiği tarihte neden görünür bir güvenlik çiti bulunmamaktadır?
Molozlar ne zaman kaldırılacaktır?
Alan okul güzergâhı veya yoğun yaya hareketi içinde midir?
Yeni cami yapılacaksa projesi ve inşaat takvimi nedir?
Yıkım sahasının sorumlusu hangi kurum veya yüklenicidir?
Bu sorular cevaplandırılmadan yalnızca “Kentsel dönüşüm yapıyoruz” açıklaması yeterli olmayacaktır.
Çünkü dönüşüm yalnızca eskiyi yıkıp yenisini yapmak değildir. Dönüşümün her aşamasında can güvenliği sağlanmalıdır.
Bugün bölgede herhangi bir kaza yaşanmamış olması, mevcut görüntünün güvenli olduğu anlamına gelmez.
Asıl görev, olay yaşanmadan önce riski değerlendirmektir.
Yetkililerin yapması gereken açıktır:
Alan derhâl kontrol edilmeli, moloz sahası tam ve sağlam bir bariyerle kapatılmalı, uyarı levhaları yerleştirilmeli ve minarenin taşıyıcı güvenliği bağımsız teknik ekip tarafından incelenmelidir.
Minare güvenliyse rapor kamuoyuna açıklanmalıdır.
Riskliyse çevredeki okul, esnaf ve konutlar dikkate alınarak kontrollü müdahale gerçekleştirilmelidir.
Molozlar kaldırılmalı, alanın ne amaçla kullanılacağı ve çalışmaların ne zaman tamamlanacağı mahalle halkına duyurulmalıdır.
Bunun yapılması için vatandaşın defalarca şikâyet etmesi gerekmemelidir.
Kazım Karabekir Mahallesi’ndeki manzara, yerel yönetimlerin sahadaki en temel sorumluluğunu yeniden hatırlatıyor:
Bir işi başlatmak yetmez, güvenli biçimde tamamlamak gerekir.
Yıkımı gerçekleştirmek yetmez, enkazı kaldırmak gerekir.
Minareyi bırakmak yetmez, neden bırakıldığını ve güvenli olup olmadığını açıklamak gerekir.
Kentsel dönüşüm tabelası asmak yetmez, mahalle halkının korkusunu gidermek gerekir.
Belediyecilik yalnızca temel atma törenlerinde, proje tanıtımlarında ve hazırlanan videolarda başarı anlatmak değildir. Belediyecilik, vatandaş molozların ortasında duran minareyi gösterip “Burada bir tehlike var mı?” diye sorduğunda kaçmadan cevap verebilmektir.
Melikgazi Belediyesi, ilgili kamu kurumları, müftülük ve yıkım işini gerçekleştiren taraflar sorumluluğu birbirine atmadan açıklama yapmalıdır.
Çünkü burada tartışılan konu yalnızca eski bir caminin yıkılması değildir.
Burada tartışılan konu çocukların, esnafın ve mahalle halkının can güvenliğidir.
Bir minarenin güvenli olup olmadığı kaderle, tahminle veya “Bir şey olmaz” anlayışıyla belirlenemez. Teknik rapor hazırlanır, alan çevrilir, vatandaş bilgilendirilir. Bunlar yapılmıyorsa ortada yalnızca eksik çalışma değil, kabul edilemez bir yönetim ihmali görüntüsü vardır.