Bütçenin Sessiz Yükü Büyüyor: EÜAŞ’ın 94,5 Milyar Liralık!

Bütçenin Sessiz Yükü Büyüyor: EÜAŞ’ın 94,5 Milyar Liralık!
Yayınlama: 21.07.2026 09:04

Türkiye’de vatandaş artan elektrik faturalarıyla mücadele ederken, enerji fiyatlarını belirli seviyede tutmak amacıyla kamu bütçesinden yapılan ödemeler de hızla büyüyor. Kamu iktisadi teşebbüslerine aktarılan “görevlendirme giderleri” içinde en yüksek tutarın Elektrik Üretim AŞ’ye ait olması, enerji politikasının bütçe üzerindeki gerçek maliyetini yeniden gündeme taşıdı.

Açıklanan verilere göre EÜAŞ’a yılın ilk yarısında yapılan görevlendirme ödemesi 94,5 milyar liraya ulaştı. Böylece kurum, KİT’ler arasında bu kalemde en yüksek bütçe desteğini alan kuruluş oldu.

Rakamın büyüklüğü, yalnızca bir kamu şirketinin mali tablosunu değil; elektrik fiyatlarının hangi yöntemle baskılandığını, maliyetin kim tarafından karşılandığını ve enerji yönetimindeki tercihlerin ne kadar sürdürülebilir olduğunu da tartışmaya açtı.

Faturaya yazılmayan bedel bütçeden çıkıyor

Görevlendirme gideri, devletin bir kamu kuruluşundan piyasa koşulları dışında hizmet sunmasını istemesi sonucunda ortaya çıkan maliyetin bütçeden karşılanması anlamına geliyor. Bu nedenle EÜAŞ’a aktarılan tutarı doğrudan şirketin kötü yönetildiğinin kanıtı olarak göstermek doğru olmaz.

Ancak isimlendirme, paranın kaynağını değiştirmiyor.

Elektrik üretim maliyetinin tamamı tüketici tarifelerine yansıtılmadığında aradaki fark kamu bütçesinden karşılanıyor. Kamu bütçesinin temel kaynağını ise vatandaşlardan ve işletmelerden toplanan vergiler oluşturuyor. Başka bir ifadeyle tüketicinin elektrik faturasında görmediği bedel, vergi sistemi üzerinden yine toplumun cebinden çıkıyor.

Bu tablo, “Elektriğe zam yapılmadı” açıklamalarının tek başına gerçeğin tamamını göstermediğini ortaya koyuyor. Zam ertelenmiş veya maliyetin bir bölümü tarifeden çıkarılmış olsa bile ortaya çıkan yük ortadan kalkmıyor; yalnızca farklı bir hesaba taşınıyor.

Destek var ama hesabı yeterince açık değil

Enerji fiyatlarının özellikle dar gelirli aileler üzerindeki etkisi düşünüldüğünde devlet desteği sosyal açıdan gerekli olabilir. Ancak eleştirilerin merkezinde desteğin kendisinden çok, bu desteğin nasıl dağıtıldığı bulunuyor.

Mevcut sistemde elektrik sübvansiyonları büyük ölçüde tüketim üzerinden uygulanıyor. Geliri düşük bir hane ile yüksek gelirli ve yüksek tüketimli bir konut aynı fiyat mekanizmasından yararlanabiliyor. Bu durum sosyal desteğin hedefinden uzaklaşmasına ve bütçe maliyetinin gereksiz şekilde büyümesine neden oluyor.

Dar gelirli vatandaşı korumak amacıyla ayrılan kaynağın, yüksek tüketim yapan kesimlerin faturalarını da desteklemesi kamu kaynaklarının adil kullanımı konusunda soru işaretleri doğuruyor.

Daha hedefli bir modelde desteklerin hane geliri, tüketim miktarı ve bölgesel şartlar dikkate alınarak verilmesi mümkün. Böylece ihtiyaç sahibi vatandaş korunurken bütçeden herkese aynı oranda destek sağlanmasının önüne geçilebilir.

Bütçe açığı büyürken 94,5 milyar liralık aktarım

EÜAŞ’a yapılan ödeme, bütçe açığının ve faiz giderlerinin kamu maliyesi üzerindeki baskısının arttığı bir dönemde gerçekleşti.

Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre merkezi yönetim bütçesi 2026’nın ocak-mayıs döneminde yaklaşık 1 trilyon 57 milyar lira açık verdi. Haziran ayında aylık bazda bütçe fazlası oluşmasına rağmen yılın ilk yarısındaki genel mali baskı devam etti.

Bu koşullarda tek bir kamu kuruluşuna 94,5 milyar lira aktarılması, harcamanın nedenleri ve sonuçlarının ayrıntılı biçimde kamuoyuna açıklanmasını zorunlu kılıyor.

Vatandaşın yalnızca toplam rakamı değil, bu ödemenin hangi üretim maliyetlerinden kaynaklandığını, ne kadar elektriğin hangi fiyatla temin edildiğini ve uygulanan desteğin kimlere ulaştığını da bilmesi gerekiyor.

Kamuya tasarruf çağrısı yapılırken şeffaflık unutulmamalı

Kamuda tasarruf politikalarının gündemde olduğu bir dönemde büyük bütçe transferlerinin yeterince tartışılmaması dikkat çekiyor.

Kamu kurumlarının araç kullanımından bina harcamalarına kadar birçok alanda tasarruf yapması istenirken, milyarlarca liralık görevlendirme ödemelerinin yalnızca bütçe tablolarındaki teknik başlıklarla açıklanması yeterli değil.

Gerçek bir tasarruf politikası yalnızca küçük harcamaların azaltılmasıyla kurulamaz. Kamuya ait büyük şirketlerin maliyet yapısı, satın alma politikaları, üretim verimliliği ve bütçeden aldıkları destekler de aynı açıklıkla incelenmelidir.

Aksi halde tasarrufun yükü çalışanlara ve vatandaşlara bırakılırken, milyarlarca liralık büyük kalemler sorgulanmadan büyümeye devam eder.

Enerji politikasının maliyeti neden yükseliyor?

EÜAŞ’ın üstlendiği maliyetin büyümesinde üretim giderleri, satın alınan elektriğin fiyatı, kur hareketleri, yakıt maliyetleri ve tüketici tarifelerine ilişkin siyasi kararlar etkili olabiliyor.

Ancak bu unsurların hangisinin 94,5 milyar liralık ödemenin ne kadarını oluşturduğu kamuoyuna anlaşılır biçimde açıklanmadığında sağlıklı bir değerlendirme yapmak mümkün olmuyor.

Enerji fiyatlarını geçici olarak baskılamak, kısa vadede vatandaşın faturasını azaltabilir. Fakat üretim maliyetlerini düşürecek kalıcı yatırımlar yapılmadığında aynı sorun bir sonraki dönemde daha büyük bütçe desteği veya daha yüksek tarife artışı olarak geri dönebilir.

Yani temel mesele, fiyatların bir süreliğine düşük tutulması değil; elektriğin daha düşük maliyetle, güvenli ve sürdürülebilir biçimde üretilip üretilemediğidir.

Adı değişti, yük ortadan kalkmadı

Kamuoyunda uzun yıllar “görev zararı” olarak bilinen ödemeler resmî kayıtlarda artık “görevlendirme gideri” olarak ifade ediliyor.

Ancak kullanılan kavramın değişmesi, bütçeye yansıyan maliyeti değiştirmiyor. Sonuçta kamu kuruluşlarının üstlendiği fiyat farkları ve sosyal politika maliyetleri Hazine tarafından karşılanıyor.

Bu nedenle tartışmanın yalnızca “zarar mı, görevlendirme mi?” başlığına sıkıştırılması asıl meseleyi perdeleyebilir. Tartışılması gereken konu, 94,5 milyar liralık kaynağın kamu yararına en verimli şekilde kullanılıp kullanılmadığıdır.

Asıl sorular hâlâ yanıt bekliyor

EÜAŞ’a aktarılan dev kaynakla ilgili kamuoyunun cevap beklediği sorular oldukça açık:

Bu maliyet neden oluştu? Hangi tüketici grupları ne ölçüde desteklendi? Destekleme politikası gerçekten dar gelirli vatandaşlara mı ulaştı? Elektrik üretimindeki verimsizliklerin azaltılması için hangi adımlar atıldı? Aynı hizmet daha düşük bütçe maliyetiyle sunulabilir miydi?

Bu sorulara ayrıntılı ve denetlenebilir yanıtlar verilmeden, görevlendirme giderlerinin sosyal destek mi yoksa ertelenmiş bir enerji faturası mı olduğu tartışması sona ermeyecek.

EÜAŞ’ın 94,5 milyar liraya ulaşan bütçe yükü, Türkiye’nin enerji politikasında yalnızca fiyatların değil, hesap verebilirliğin de yeniden ele alınması gerektiğini gösteriyor. Çünkü kamu bütçesinde kaybolan hiçbir rakam gerçekte kaybolmuyor; günün sonunda faturası yine vatandaşa çıkıyor.