İSTANBUL / SİLİVRİ — Marmara Denizi’nde Silivri açıklarında iki Türk bayraklı ticari geminin çarpışmasıyla yaşanan deniz kazasında, Tuğberk İmamoğlu isimli gemide bulunan 10 denizciye ulaşma çalışmaları sürüyor. Geminin battığı değerlendirilirken, kazanın ardından ortaya atılan “gecikmeli bildirim” iddiası olayın seyrini değiştirebilecek yeni bir tartışmayı gündeme taşıdı.
Kaza, 2 Eylül 2026 sabaha karşı Silivri’nin yaklaşık 18 deniz mili güneyinde meydana geldi. Kocaeli’den Aliağa’ya seyreden Türk bayraklı ALSU isimli tanker ile İskenderun Limanı’ndan Karadeniz Ereğli’ye giden Tuğberk İmamoğlu isimli kuru yük gemisi çarpıştı. Kazanın ardından Tuğberk İmamoğlu ile iletişim kesildi ve gemide bulunan 10 kişilik mürettebata ulaşılamadı.
Denizcilik Genel Müdürlüğü tarafından paylaşılan bilgilere göre Tuğberk İmamoğlu’na ait EPIRB acil durum cihazından saat 03.26’da sinyal alındı. ALSU tankerinin kaptanının ise saat 03.41’de Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi’ne ulaşarak yaklaşık 03.15 sıralarında başka bir gemiyle çarpıştığını bildirdiği açıklandı. Kazanın kesin zamanlaması ve bildirim süreciyle ilgili kayıtların soruşturma açısından kritik önem taşıması bekleniyor.
Tuğberk İmamoğlu gemisinin sahibi Tahsin Doğruyol ise çok daha ağır bir iddiayı gündeme getirdi. Doğruyol, ALSU’nun kazanın ardından bölgeden ayrılmış olabileceğini ve yetkililere zamanında haber verilmediğini öne sürdü. Gemi sahibinin açıklamalarına göre iki geminin kaptanları çarpışmadan önce telsiz üzerinden görüşmüştü. Doğruyol, kendi gemilerinin kaptanının karşı gemiyi rota konusunda uyardığını savundu.
Kazadan hemen önce gerçekleştirildiği belirtilen telsiz konuşmaları da ortaya çıktı. Kayıtlarda Tuğberk İmamoğlu’nun kaptanının diğer gemiye çarpışmayı önlemeye yönelik uyarıda bulunduğu duyuluyor. Bu kayıtların yanı sıra gemilerin seyir verileri ve haberleşme kayıtlarının kazanın nasıl meydana geldiğinin belirlenmesinde önemli rol oynaması bekleniyor.
Gemi sahibi Doğruyol, yaşananlara ilişkin tepkisini son derece sert ifadelerle dile getirdi. Çarpışmanın bir deniz kazası olarak yaşanabileceğini ancak sonrasında yardım ve bildirim yükümlülüklerinin yerine getirilmemiş olabileceği iddiasını kabul edemeyeceğini belirten Doğruyol, “Hatayı anlarım, kazayı da anlarım ama gitmeyi anlamam. O ihanet” sözleriyle tepki gösterdi.
Öte yandan resmi makamlar tarafından yürütülen arama kurtarma operasyonu genişletildi. Kıyı Emniyeti, Sahil Güvenlik ve diğer deniz unsurlarının yanı sıra hava araçları da çalışmalara katıldı. Deniz yüzeyinde Tuğberk İmamoğlu’na ait can kurtarma araçları ve çeşitli parçaların bulunduğu bildirildi. Ancak 10 mürettebata ilişkin arama çalışmaları devam ediyor.
Kazanın ardından en kritik başlıklardan biri, çarpışmanın kesin saati ile olayın yetkililere hangi dakika ve hangi sistem üzerinden bildirildiğinin netleştirilmesi oldu. Gemi sahibinin ortaya attığı iddialar henüz resmi soruşturmanın kesinleşmiş bulguları değil. Telsiz konuşmaları, gemilerin seyir kayıtları, VDR verileri ve ilgili merkezlerin haberleşme kayıtlarının incelenmesiyle kazanın sorumluluk zincirinin ortaya çıkarılması bekleniyor.