Türkiye – Çalışma Hayatı / Sosyal Güvenlik
Çalışanların gelecekteki emeklilik gelirlerini doğrudan etkileyebilecek Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi yeniden gündemde. Sistemle ilgili yapılan değerlendirmelerde, çalışanların ücretlerinden belirli oranda kesinti yapılması ve işveren katkısının da sisteme dahil edilmesi öngörülüyor. Gündeme gelen oranlardan biri ise çalışan maaşından yüzde 3 kesinti yapılması.
Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: Söz konusu yüzde 3 oranı, mevcut durumda tüm çalışanlar için yürürlüğe girmiş kesinleşmiş bir maaş kesintisi olarak değerlendirilmemeli. Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’ne ilişkin çalışmalar ve hedeflenen uygulama takvimi üzerinde değişiklikler gündeme geliyor.
Sistemin temel amacı, çalışanların emeklilik döneminde yalnızca Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan alacağı emekli aylığına bağlı kalmaması ve emeklilik gelirinin tamamlayıcı bir tasarruf mekanizmasıyla desteklenmesi.
Fakat çalışanlar açısından tartışmanın en önemli noktası maaştan yapılacak kesintinin büyüklüğü.
Bugün geçim sıkıntısı yaşayan, kira, kredi, fatura ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan milyonlarca çalışan için maaştan yapılacak her kesinti doğrudan aylık bütçeyi etkiliyor. Bu nedenle sistemin emeklilikte sağlayacağı avantaj kadar, çalışanların bugün eline geçecek net ücret üzerindeki etkisi de önem taşıyor.
Yüzde 3’lük bir kesinti örneğin 30 bin lira brüt ücret üzerinden değerlendirildiğinde 900 liralık bir tutara karşılık geliyor. Ücret yükseldikçe kesintinin parasal karşılığı da artacak. Buna işveren katkısı ve sistemin diğer bileşenleri eklendiğinde ortaya uzun vadeli bir emeklilik birikimi çıkması hedefleniyor.
Ancak çalışanların kafasındaki temel soru şu:
Bugün maaşımdan ne kadar kesilecek, yarın bunun karşılığında ne alacağım?
Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’nin hayata geçirilmesi halinde çalışanların sistemden nasıl çıkabileceği, biriken paraya hangi şartlarda erişilebileceği, işveren katkısının nasıl hesaplanacağı ve emeklilik döneminde ödemenin nasıl yapılacağı da büyük önem taşıyor.
Özellikle uzun yıllar boyunca sistemde biriken paranın enflasyon karşısında değerini koruyup koruyamayacağı da tartışmanın önemli başlıklarından biri olacak.
Çalışan açısından mesele yalnızca “yüzde 3 kesilecek mi?” sorusundan ibaret değil. Asıl mesele, kesilen paranın nasıl değerlendirileceği, kimin yöneteceği, hangi şartlarda kullanılabileceği ve emeklilikte çalışana ne kadar gelir sağlayacağı.
Bu nedenle Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi konusunda kesinleşmiş düzenlemeler ortaya çıkmadan “tüm çalışanların maaşından yüzde 3 kesin olarak kesilecek” şeklinde bir ifade kullanmak doğru olmaz.
Şimdilik yüzde 3 oranı, sistem için gündeme gelen seçeneklerden biri olarak tartışılırken, çalışanların gözü uygulamanın kesin şartlarının ve takviminin açıklanacağı düzenlemelere çevrilmiş durumda.
Bir yanda emeklilikte ek gelir hedefi, diğer yanda bugün zaten zorlanan çalışan bütçesi… Yeni sistemin en büyük tartışması da tam olarak bu iki nokta arasında şekillenecek.