
ürkiye’de enflasyon beklentileri ile kredi faizleri arasındaki fark rekor seviyelere yaklaşırken, ihtiyaç kredilerinde batık oranı son 9 yılın zirvesine çıktı. 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi piyasada ortalama %24, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nda (TCMB) ise %18 seviyesinde öngörülürken; bankalarda ihtiyaç kredisi faizleri %60 bandında kalmaya devam ediyor.
Bankaların uyguladığı yaklaşık %60 seviyesindeki faiz oranına eklenen %30’a varan vergi yüküyle birlikte, ihtiyaç kredilerinde yıllık toplam maliyet %80’e dayanmış durumda. Geçim sıkıntısı yaşayan dar gelirli vatandaşların en sık başvurduğu kredi türü olan ihtiyaç kredileri, bu yüksek maliyet nedeniyle geri ödeme riskini de artırıyor.
TCMB verilerine göre 20 Şubat itibarıyla:
Mevduat ve ticari kredi faizleri politika faizine daha yakın seyretse de, ihtiyaç kredilerinde makas belirgin şekilde açılmış durumda. Uzmanlar, risk primi, banka kâr marjları, düzenlemeler ve kredi büyümesine getirilen sınırlamaların bu farkta etkili olduğunu belirtiyor.
Yüksek faizlere rağmen ihtiyaç kredisi hacmi son bir yılda %50,9 artarak 2 trilyon 252,2 milyar TL’ye yükseldi. Yıllık artış tutarı ise 759,3 milyar TL oldu.
Ancak aynı dönemde takipteki (batık) ihtiyaç kredileri %85,4 artışla 127,5 milyar TL’ye çıktı. İhtiyaç kredilerinde takip oranı %5,7’ye yükselerek yaklaşık 9 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
Genel kredi piyasasında da tablo dikkat çekiyor:
Ekonomistler, yüksek faiz ortamında reel ücretlerdeki gerilemenin geri ödeme gücünü zayıflattığını, bunun da batık oranlarını yukarı ittiğini vurguluyor. Enflasyon beklentisi ile kredi maliyetleri arasındaki farkın bu kadar açılması, borçlanma kararlarını daha riskli hale getiriyor.
Önümüzdeki dönemde kredi faizlerinin seyri; enflasyon beklentileri, TCMB politika adımları ve bankacılık düzenlemelerine bağlı olarak şekillenecek. Ancak mevcut tabloda, ihtiyaç kredisi kullanıcıları için maliyet baskısı sürüyor.