
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek yönetimindeki ekonomi politikaları, artık sadece rakamlarla değil, doğrudan vatandaşın birikimine uzanan vergi hamleleriyle tartışılıyor. Altın ve döviz alım-satımında uygulanan vergi yükü, kamuoyunda “ekonomik disiplin” adı altında savunulurken, vatandaş cephesinde bu durum açıkça cezalandırma politikası olarak görülüyor. Yüksek enflasyon karşısında maaşı eriyen, tasarrufu her geçen gün değersizleşen yurttaş; son çare olarak altına ve dövize yönelirken, devletin bu alanları da vergilendirmesi tepkileri büyütüyor.
Altının kendisi KDV’den muaf gösterilse de işçilik adı altında uygulanan yüzde 20 KDV, gerçekte kuyumcudan alışveriş yapan her vatandaşa kesilen gizli bir vergiye dönüşmüş durumda. Döviz alımında uygulanan binde 2 BSMV ise “küçük oran” söylemiyle geçiştiriliyor. Oysa bu oran, birikimini korumaya çalışan milyonlarca insan için açık bir mesaj anlamı taşıyor: “Tasarruf etme, sistem dışına çıkma, risk alma.” Ekonomi yönetimi, bu uygulamalarla enflasyonla mücadele ettiğini iddia ederken, gerçekte tasarrufu değil, güveni eritiyor.
Vatandaşın sorduğu soru basit: Bu ülkede suç mu birikim yapmak? Bankada para tutan kaybediyor, TL’de kalan zarara uğruyor, altına ve dövize yönelen ise vergiyle karşılaşıyor. Bu tablo, ekonomik rasyonalite değil, vatandaşı köşeye sıkıştıran bir mali anlayışın sonucudur. Hazine ve Maliye Bakanlığı, rakamlarla süslenmiş sunumlar yaparken, sokaktaki gerçek bambaşkadır. İnsanlar artık kazanç peşinde değil, zarar etmemenin derdindedir.
Ekonomi yönetiminin görmezden geldiği gerçek şudur: Altın ve döviz lüks değildir. Spekülasyon aracı değildir. Bu ülkede altın ve döviz, milyonlarca insan için hayatta kalma aracıdır. Bu alanlara vergi koymak, yangın büyürken vatandaşa “neden su kullandın” diye hesap sormaktır. Bugün altına ve dövize yönelen baskı, yarın mevduata, öbür gün yastık altına uzanır. Bu yaklaşımın adı reform değil, paniktir.
Mehmet Şimşek ve ekonomi yönetimi, güven tesis etmeden vergiyle sonuç alabileceklerini sanıyorsa yanılıyor. Çünkü güven kaybolduğunda ne BSMV işe yarar, ne KDV, ne de yeni paketler. Ekonomi, baskıyla değil güvenle yönetilir. Altına ve dövize uzanan bu el, sadece piyasayı değil, devlete duyulan son güven kırıntılarını da hızla tüketmektedir.