
Kayseri Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı şirketlerin mali durumu, Sayıştay raporları, belediye meclisi tutanakları ve muhalefet açıklamalarıyla yeniden gündemin merkezine oturdu. Kamu kaynaklarıyla faaliyet gösteren bazı iştiraklerin yıllardır zarar yazdığı, bu zararların ise belediye bütçesinden aktarılan sermaye artırımlarıyla kapatıldığı iddiaları, “hesap verebilirlik” tartışmasını sertleştirdi.
Kamuoyuna yansıyan denetim ve meclis değerlendirmelerine göre öne çıkan başlıklar şöyle:
Eleştirilerin odağındaki temel iddia şu: Zarar eden şirketler tasfiye edilmek ya da yapısal reformdan geçirilmek yerine, belediye bütçesinden aktarılan yeni kaynaklarla ayakta tutuluyor. Bu yöntem, borcun görünümünü şirketlerden alıp dolaylı biçimde belediye kasasına yüklüyor. Muhalefet, bunun “zararı gizleyen bir makyaj” olduğunu savunuyor.
Denetim raporlarında; mali disiplin eksikliği, etkinlik–verimlilik sorunları ve şeffaflık açıkları dikkat çekiyor. Belediye meclisinde ise “neden zarar eden modeller sürdürülüyor?”, “kamu yararı nerede?” soruları sıkça dile getiriliyor. Tepkiler, hesap verme mekanizmasının zayıf kaldığı ve zararların sorumlularının netleşmediği yönünde yoğunlaşıyor.
Zararın kapatılması için aktarılan her kaynak, yol, altyapı, sosyal hizmetler gibi alanlardan eksilen bütçe anlamına geliyor. Vatandaşlar, “zarar eden işletmeler için neden vergi ve harçlarımız kullanılıyor?” diye soruyor. Üstelik bu tablo, yeni zamlar ve hizmet kısıntıları riskini de beraberinde getiriyor.
Kamuoyunun talebi net:
Kayseri’de tartışma artık rakamlardan ibaret değil; kamu kaynaklarının nasıl yönetildiği ve kimin hesap verdiği sorusu masada. Bu sorular yanıt bulmadıkça, belediye şirketlerindeki zarar dosyası kapanmış sayılmayacak.