TOKİ İddiaları Hatay’da Öfke Yarattı!

TOKİ projeleri üzerinden Hatay’da dolaşıma sokulan iddialar, kamuoyunda ciddi bir adalet ve şeffaflık krizine yol açmış durumda. Sosyal medyada yayılan “vatandaşlık alan Suriyelilerin TOKİ’den ev alıp Türklere kiraya verdiği” yönündeki paylaşımlar, resmî olarak doğrulanmamış olsa da, devlet kurumlarının sessizliği nedeniyle tartışmayı daha da büyütüyor.
Ortada iki kritik gerçek var. Birincisi; TOKİ’nin mevzuatına göre Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan kişilere doğrudan konut satışı yapılamaz. İkincisi ise, bu kadar yaygın ve güçlü bir iddianın günlerdir konuşulmasına rağmen, yetkili kurumlardan net, açık ve ikna edici bir açıklamanın gelmemiş olmasıdır. İşte tam da bu noktada sorun başlıyor.
Hatay gibi deprem yaralarını hâlâ sarmaya çalışan bir şehirde, konut en hassas meselelerden biridir. Binlerce vatandaş hâlâ konteynerlerde yaşarken, TOKİ konutları üzerinden “kim aldı, nasıl aldı, kime verildi” sorularının cevapsız kalması, toplumda haklı bir öfke yaratmaktadır. İddialar doğru olsun ya da olmasın, bu belirsizlik devlete duyulan güveni zedelemektedir.
Özellikle “vatandaşlık verilmiş kişiler” meselesi, konuyu daha da hassas hâle getiriyor. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kazanmış bir kişi hukuken diğer vatandaşlarla eşittir; ancak kamu kaynaklarının dağıtımında öncelik ve sosyal adalet ilkesi göz ardı ediliyorsa, bu durum siyasî ve ahlakî bir tartışmayı kaçınılmaz kılar. Depremzede Türk vatandaşları hâlâ ev beklerken, TOKİ konutlarının başka isimler üzerinden kiraya verildiği algısı, ister doğru ister yanlış olsun, toplumsal fay hatlarını tetiklemektedir.
Bu noktada sorun yalnızca “Suriyeliler aldı mı, almadı mı?” sorusu değildir. Asıl sorun;
– Hak sahipliği listelerinin neden şeffaf şekilde paylaşılmadığı,
– Kura süreçlerinin neden kamuoyuna açık ve denetlenebilir yürütülmediği,
– İddialara karşı neden gecikmeden resmî, belgeli açıklama yapılmadığıdır.
Sessizlik, dedikoduyu büyütür. Belirsizlik, öfkeyi körükler. Bugün Hatay’da yaşanan tam olarak budur.
Devletin yapması gereken nettir:
Hak sahipleri, vatandaşlık durumları ve tahsis kriterleri isim gizlenmeden, açık verilerle kamuoyuna açıklanmalıdır. Aksi hâlde TOKİ projeleri, sosyal konut üretme amacından uzaklaşıp sürekli şaibe üreten bir tartışma alanına dönüşecektir.
Mesele bir haberin doğru olup olmamasından daha büyüktür. Mesele, kamu konutlarının kime, hangi kriterle ve ne pahasına verildiğinin hesabının verilip verilmediğidir. Bu hesap verilmedikçe, Hatay’daki bu tartışma bitmeyecek, aksine daha da sertleşecektir.