Tarihi Çarpıtmanın Adı: Siyasi Sadakat

Tarihi Çarpıtmanın Adı: Siyasi Sadakat
Yayınlama: 07.01.2026
CHP’den AK Parti’ye geçen Hasan Ufuk Çakır’ın yaptığı açıklama, siyasetin geldiği noktayı özetleyen ibretlik bir tabloyu ortaya koydu. Çakır’ın, “İki başkomutan var. Biri Gazi Mustafa Kemal Paşa, biri de Türkiye Cumhuriyeti ordularının başkomutanı Recep Tayyip Erdoğan” sözleri, yalnızca bir siyasi tercihi değil, tarihi gerçeklerin açıkça zorlanmasını da gözler önüne serdi.

CHP’den AK Parti’ye geçen Hasan Ufuk Çakır’ın yaptığı açıklama, siyasetin geldiği noktayı özetleyen ibretlik bir tabloyu ortaya koydu. Çakır’ın, “İki başkomutan var. Biri Gazi Mustafa Kemal Paşa, biri de Türkiye Cumhuriyeti ordularının başkomutanı Recep Tayyip Erdoğan” sözleri, yalnızca bir siyasi tercihi değil, tarihi gerçeklerin açıkça zorlanmasını da gözler önüne serdi.

Mustafa Kemal Atatürk, bu ülkenin kurtuluş mücadelesinin lideri, bağımsızlığın mimarı ve TBMM tarafından Başkomutanlık yetkisi verilmiş tek tarihsel figürdür. Bu unvan, bir siyasi söylem ya da kişisel benzetme değildir; savaş meydanlarında, kanla ve bedelle kazanılmış bir tarihsel gerçektir.

Bugün Recep Tayyip Erdoğan’ın Anayasa gereği “başkomutan” sıfatını taşıması ise hukuki ve görevle sınırlı bir yetkidir. Bu sıfatın, Kurtuluş Savaşı’nın başkomutanlığıyla aynı kefeye konulması, tarih bilinci değil, siyasi sadakat gösterisidir.

Asıl rahatsız edici olan ise bu sözlerin, bir parti değişikliğinin hemen ardından gelmesidir. Dün Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında siyaset yapan bir ismin, bugün Adalet ve Kalkınma Partisi saflarına geçer geçmez tarihsel kavramları yeniden dizayn etmeye kalkması, “fikri dönüşüm” değil, politik pozisyon alma çabasıdır.

Bu ülke, Atatürk’ü alkışla değil, gerçeklerle savunur. Ünvanlar, selam duruşları ve abartılı benzetmelerle değil; tarih, hukuk ve ortak hafızayla korunur. Siyaset değişebilir, partiler değişebilir; ancak tarih, iktidara göre yeniden yazılamaz.

Bugün söylenen bu sözler, bir tartışma değil, bir ölçü meselesidir. Ve ne yazık ki bu ölçü, siyasetin hızına yetişememiştir.