Kayseri’de Cumhur İttifakı İçinde Ahmet Kaya Gerilimi: BBP’den Ayşe Böhürler’e Çok Sert Tepki

Yayınlama: 12.08.2026 12:48

“Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında hazırlanan Çerçeve Yasa’nın TBMM’den geçmesinin ardından siyasette kullanılan dil ve verilen mesajlar tartışılmaya devam ederken, bu kez Kayseri’de Cumhur İttifakı’nın iki bileşeni karşı karşıya geldi. AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler’in sanatçı Ahmet Kaya’nın yıllar önce “barış” kavramı üzerine yaptığı bir konuşmayı paylaşması, Büyük Birlik Partisi Kayseri İl Başkanı Mustafa Dirmen’in sert tepkisine neden oldu. Tartışma, yalnızca bir sanatçı üzerinden yapılan sosyal medya polemiği olmaktan çıkarak, yeni süreçte geçmişteki tartışmalı isimlerin nasıl hatırlanacağı ve siyasi hafızanın hangi sınırlar içinde yeniden kurulacağı sorusunu gündeme taşıdı.

Böhürler, Ahmet Kaya’nın 13 Haziran 1998 tarihli bir televizyon programında barışın “teslimiyet” olarak görülmemesi gerektiğini anlattığı konuşmasını sosyal medya hesabından paylaştı. Milletvekili, videoya “Tam da bugün Ahmet Kaya’yı hatırlama vakti. 13 Haziran 1998’de kayda geçirmişiz. Üzerinden 28 yıl geçmiş” notunu düştü. Paylaşılan bölümde Kaya, farklı kültürlerin bir arada yaşadığı bir ülkede barış kavramının ciddi ve duyarlı biçimde ele alınması gerektiğini savunuyordu.

Ancak paylaşımın zamanlaması BBP Kayseri teşkilatında açık bir rahatsızlık yarattı. Çerçeve Yasa tartışmalarının henüz sıcaklığını koruduğu, terörle mücadele, silah bırakma ve şehit ailelerinin hassasiyetlerinin kamuoyunun merkezinde bulunduğu bir dönemde Ahmet Kaya’nın özellikle “hatırlanması gereken” bir isim olarak öne çıkarılması BBP cephesinden kabul görmedi. Mustafa Dirmen, Kaya’nın geçmişte PKK ve Abdullah Öcalan hakkında kamuoyuna yansıyan tartışmalı sözlerini hatırlatarak Böhürler’in yaklaşımını açıkça reddetti.

Dirmen açıklamasında, Ahmet Kaya’nın geçmişte kullandığı bazı ifadelerin göz ardı edilerek yalnızca sanatçı kimliği ve barış söylemi üzerinden yeniden sunulmasına karşı çıktı. BBP İl Başkanı, Böhürler’in söz konusu paylaşımını “masum ve örnek bir şahsiyet sunma” çabası olarak değerlendirdiğini belirterek bu yaklaşımı “en sert şekilde reddettiklerini” söyledi. Dirmen ayrıca terör örgütünün açtığı yaraların toplum hafızasından silinmesine ve geçmişte yaşananların romantize edilmesine itiraz ettiklerini ifade etti.

Tartışmanın dikkat çekici tarafı ise bunun muhalefet ile iktidar arasında değil, Cumhur İttifakı’nın Kayseri’deki iki siyasi aktörü arasında yaşanması. BBP’nin siyasi çizgisinde şehitler, gaziler ve terörle mücadele konularındaki hassasiyet uzun yıllardır temel söylemler arasında yer alıyor. Dirmen’in açıklaması da bu çizginin yeni siyasi süreç nedeniyle değişmeyeceğine dair açık bir mesaj niteliği taşıyor. “Hiçbir siyasi hesap, hiçbir makam ve hiçbir geçici çıkar; bu milletin ödediği bedellerin, şehitlerimizin ve gazilerimizin hatırasının önüne geçemez” yönündeki çıkışı, tartışmayı doğrudan bugünkü siyasi sürecin merkezine yerleştirdi.

Burada Ayşe Böhürler’in paylaşımının içeriği ile Ahmet Kaya’nın bütün siyasi geçmişini birbirinden ayırmak gerekiyor. Böhürler doğrudan PKK’yı veya Abdullah Öcalan’ı öven bir paylaşım yapmadı; Kaya’nın barış üzerine yaptığı eski bir konuşmayı gündeme taşıdı. Ancak siyasette yalnızca hangi sözün paylaşıldığı değil, hangi ismin, hangi tarihte ve hangi siyasi atmosferde öne çıkarıldığı da mesajın bir parçasıdır. Çerçeve Yasa’nın hemen ardından yapılan bu tercih bu nedenle kamuoyunda farklı şekillerde okunmaya açık hale geldi.

Eleştirilerin sertleştiği nokta da tam burada bulunuyor. Türkiye onlarca yıl boyunca terör nedeniyle ağır bedeller ödedi. Binlerce insan hayatını kaybetti, aileler evlatlarını toprağa verdi, gaziler yaşamlarını kalıcı yaralarla sürdürmek zorunda kaldı. Böyle bir toplumsal hafızanın bulunduğu ülkede, geçmişte terör örgütü ve Abdullah Öcalan’a ilişkin sözleri tartışma yaratmış bir ismin yalnızca “barış” penceresinden yeniden gündeme getirilmesi doğal olarak “Geçmişin hangi kısmını hatırlıyoruz, hangi kısmını unutuyoruz?” sorusunu doğuruyor.

Siyasi normalleşme başka, toplumsal hafızayı yeniden yazmaya çalışmak başkadır. Bir dönemin tartışmalı figürlerinin yalnızca seçilmiş sözleri üzerinden bugünün siyasi atmosferine taşınması, geçmişte söylenen diğer sözlerin ortadan kalktığı anlamına gelmez. Kamuoyu da tam olarak bu nedenle yalnızca paylaşılan videoya değil, videoda konuşan kişinin bütün siyasi geçmişine bakıyor.

Böhürler’in paylaşımı açısından asıl problem, ifade özgürlüğünden çok siyasi tercih ve zamanlama tartışmasıdır. Bir milletvekili elbette istediği sanatçının sözünü paylaşabilir ve barış çağrısı yapabilir. Fakat kamuoyu da aynı ölçüde “Neden şimdi?”, “Neden Ahmet Kaya?” ve “Geçmişteki tartışmalı açıklamalar bu hatırlamanın neresinde duruyor?” diye sorma hakkına sahiptir.

BBP Kayseri İl Başkanı Mustafa Dirmen’in çıkışı bu nedenle Cumhur İttifakı içerisinde daha geniş bir tartışmanın işareti olarak okunabilir. Çerçeve Yasa konusunda aynı siyasi blok içerisinde destek bulunmasına rağmen, sürecin hangi sembollerle anlatılacağı ve geçmişte tartışma yaratmış isimlere nasıl yaklaşılacağı konusunda aynı fikir birliği olmadığı görülüyor.

Kayseri siyasetinde ortaya çıkan bu gerilim, önümüzdeki dönemin en zor başlıklarından birine de işaret ediyor: “Terörsüz Türkiye” adı verilen süreç, geçmişte söylenen her sözün unutulacağı veya toplumsal hafızanın sıfırlanacağı bir dönem olarak mı görülecek, yoksa terörle mücadelede verilen bedeller korunarak yeni bir siyasi zemin mi oluşturulacak?

BBP’nin cevabı şimdilik net: Barış konuşulabilir ancak şehitlerin, gazilerin ve terörün bıraktığı acıların üzeri örtülemez.

Ayşe Böhürler’in Ahmet Kaya paylaşımı ise bu hassas çizginin Kayseri’de ne kadar sert bir siyasi karşılık bulabileceğini göstermiş oldu.