HUZUR HAKKI NEDİR?

HUZUR HAKKI NEDİR?
Yayınlama: 11.04.2026

Huzur Hakkı Tartışması: Türkiye’de Kim Alıyor, Nasıl Belirleniyor?

Son dönemde kamuoyunda yeniden gündeme gelen “huzur hakkı” ödemeleri, özellikle Türkiye’de kamu bağlantılı kurumlar ve büyük şirketler üzerinden yoğun tartışmalara konu oluyor. Yönetim kurulu üyelerine yapılan bu ödemeler, yasal zemine sahip olsa da miktarları ve dağılımı açısından eleştirilerin odağında yer alıyor.

“Huzur hakkı”, Türk Ticaret Kanunu kapsamında düzenlenen ve şirketlerin yönetim kurulu üyelerine görevleri karşılığında ödenen bir ücret olarak tanımlanıyor. Türkiye’de bu ödemelerin miktarı, şirketlerin genel kurullarında belirleniyor ve yasal olarak herhangi bir üst sınır bulunmuyor. Bu durum, özellikle kamuya açık ya da kamu kaynaklarıyla ilişkili şirketlerde yüksek tutarlı ödemelerin önünü açan en önemli faktörlerden biri olarak gösteriliyor.

Türkiye’de huzur hakkı ödemeleri yalnızca özel sektörle sınırlı değil. Kamu iştirakleri, belediye şirketleri, bazı vakıf ve dernek yapıları ile kamu bankaları gibi alanlarda da yaygın şekilde uygulanıyor. Özellikle büyük ölçekli şirketlerde yönetim kurulu üyelerine ödenen aylık huzur hakkı tutarlarının, zaman zaman üst düzey kamu maaşlarını dahi aştığı görülüyor.

Tartışmaların merkezinde ise çoğunlukla “çifte maaş” iddiaları yer alıyor. Birçok yönetim kurulu üyesinin aynı zamanda farklı kamu görevlerinde bulunması ve birden fazla yerden huzur hakkı alması, kamuoyunda tepki çekiyor. Bu durum, özellikle ekonomik zorlukların arttığı dönemlerde daha fazla gündeme geliyor.

Öte yandan Türkiye’de huzur hakkı ödemelerine ilişkin denetim mekanizmalarının sınırlı olması da eleştirilen bir diğer başlık. Mevcut sistemde, ödemelerin şeffaf şekilde kamuoyuna açıklanması zorunlu değil ve çoğu zaman bu bilgiler ancak genel kurul tutanakları ya da sınırlı raporlar üzerinden öğrenilebiliyor.

Uzmanlar, Türkiye’de huzur hakkı uygulamasının tamamen kaldırılması yerine, daha sıkı denetim ve şeffaflık kurallarıyla yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurguluyor. Özellikle kamu bağlantılı şirketlerde üst sınır getirilmesi, aynı kişinin birden fazla yerden huzur hakkı almasının sınırlandırılması ve tüm ödemelerin açık şekilde yayımlanması öneriler arasında yer alıyor.

Son yıllarda artan tartışmalar, huzur hakkı konusunun Türkiye’de sadece bir ücret meselesi değil, aynı zamanda “kamu kaynaklarının kullanımı” ve “yönetimde adalet” başlıklarıyla birlikte ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.