HAREKET AZALDI, OBEZİTE ARTTI: TÜRKİYE’DE YAŞAM TARZI DEĞİŞİYOR

Yayınlama: 19.09.2026 08:13

Son 15-20 yıllık dönemde yaşam biçimimiz değişti. Hava kirliliği, pestisitler, hareketsizlik, obezite ve değişen beslenme düzeni alarm veriyor

Bir zamanlar gün doğmadan kalkan, yürüyen, çalışan ve gününü hareket ederek geçiren bir toplumduk. Bugün ise milyonlarca insan günün önemli bölümünü oturarak geçiriyor. Daha fazla hazır ve işlenmiş gıda tüketiliyor, obezite yükseliyor, fiziksel aktivite azalıyor. Bütün bunlara bir de soluduğumuz havanın kalitesi ve tarımsal üretimde kullanılan pestisitler ekleniyor.

Peki 20 yıl içerisinde ne değişti?

Hava değişti. Beslenme değişti. Tarım değişti. Yaşam biçimi değişti ve ortaya giderek daha fazla sorgulanması gereken bir tablo çıktı:

DAHA FAZLA UYKU, DAHA AZ HAREKET

TÜİK’in 2025 verilerine göre 15 yaş ve üzerindeki nüfusun yüzde 86,6’sı fiziksel aktivite yapmıyor. Aynı dönemde yetişkin nüfusta obezite oranı yüzde 21,8’e ulaştı. 2008’de bu oran yüzde 15,2 seviyesindeydi. Yani yaklaşık 17 yıllık dönemde obezite oranında 6,6 puanlık artış yaşandı. Bu rakamlar artık “toplum tembelleşti” cümlesiyle geçiştirilemeyecek kadar ciddi. Hareketsizlik artık bireysel bir alışkanlıktan çok halk sağlığı sorunu haline geliyor.

NEFES ALDIĞIMIZ HAVA NE KADAR TEMİZ?

Hava kalitesinin en önemli göstergelerinden biri PM2.5. Çapı 2,5 mikrometreden küçük bu partiküller solunum yoluyla vücudumuza girebiliyor. 2025 yılında Türkiye’nin yıllık ortalama PM2.5 seviyesi 19,2 µg/m³ olarak ölçüldü. Dünya Sağlık Örgütü’nün yıllık kılavuz değeri ise 5 µg/m³. Türkiye’nin ortalaması böylece DSÖ’nün önerdiği seviyenin yaklaşık 3,8 katına ulaşıyor. Üstelik 2024’te 15,3 µg/m³ olan ortalama değer 2025’te 19,2 µg/m³’e yükseldi.

Bu yaklaşık yüzde 25’lik artış demek.

Ancak 20 yıl önceyle birebir kıyaslama konusunda dikkatli olmak gerekiyor. 2005 yılı için Türkiye’nin tamamını temsil eden, bugünkü yöntemlerle aynı şekilde ölçülmüş güvenilir bir PM2.5 ortalaması bulunmuyor. Dolayısıyla olmayan bir rakamı varmış gibi göstermek yerine şu soruyu sormak gerekiyor: Türkiye’nin hava kalitesi neden hâlâ DSÖ’nün önerdiği seviyelerin bu kadar üzerinde?

SOFRAMIZDAKİ GÖRÜNMEYEN TARTIŞMA: PESTİSİTLER

Sebze ve meyve üretiminde zararlılarla mücadele amacıyla pestisitler kullanılıyor. Pestisit kullanılması tek başına ürünün sağlığa zararlı olduğu anlamına gelmiyor.

Asıl mesele; hangi kimyasalın, hangi üründe, hangi miktarda ve hangi koşullarda kullanıldığı. Tarım ve Orman Bakanlığı bu nedenle ürünlerde pestisit kalıntısı denetimleri gerçekleştiriyor ve her ürün için izin verilen Maksimum Kalıntı Limitleri (MRL) belirleniyor. Ancak zaman zaman tavsiye dışı kullanım veya limit aşımı tespit edilen ürünler de bulunuyor. Bu nedenle vatandaşın bilmek istediği soru son derece basit: “Aldığım sebzede hangi pestisit kullanıldı ve üründe ne kadar kalıntı kaldı?” Bu bilginin daha şeffaf ve kolay ulaşılabilir olması, tüketicinin güvenini de artıracaktır.

SADECE TARIM DEĞİL, BESLENME ALIŞKANLIĞIMIZ DA DEĞİŞTİ

Son yıllarda hazır ve ultra işlenmiş ürünlerin beslenmedeki payı da dikkat çekiyor. Türkiye üzerine yapılan araştırmalardan birinde 15 yaş üzerindeki bireylerin günlük enerji alımının yaklaşık yüzde 30,6’sının ultra işlenmiş gıdalardan geldiği hesaplandı.

Bu durum tek başına “sağlıksız besleniyoruz” demek için yeterli olmasa da, Türkiye’deki beslenme alışkanlıklarının önemli ölçüde değiştiğini gösteren göstergelerden biri.

ESKİDEN HAREKET HAYATIN KENDİSİYDİ

Geçmişte insanın günlük yaşamındaki birçok iş fiziksel güç gerektiriyordu.

Yürümek zorundaydık.

Merdiven çıkıyorduk.

Tarlada, atölyede, fabrikada veya sokakta daha fazla hareket ediyorduk.

Bugün ise otomobil, asansör, bilgisayar, telefon ve uzaktan çalışma gibi teknolojiler hayatımızı kolaylaştırdı.

Ancak kolaylığın bir bedeli de oldu: Hareket azaldı.