Erciyes Üniversitesi’nden KKKA’ya karşı geliştirilen yerli aşıyla ilgili gelen açıklama umut verdi. Ancak açıklamanın rektörlük atama sürecinin hemen ardından yapılması ve üniversitenin kendi arşivinde Faz-1’in 2017 yılında tamamlandığının yazması, beraberinde önemli soruları da getirdi: Ortada yeni bir aşı adayı mı var, yoksa yıllardır devam eden çalışma rektörlük yarışının en kritik günlerinde yeniden mi vitrine çıkarıldı?
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, özellikle yaz aylarında Türkiye’nin birçok bölgesinde yeniden korkuya neden olurken Erciyes Üniversitesi’nden gelen yerli aşı açıklaması doğal olarak büyük ilgi gördü. Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Prof. Dr. Aykut Özdarendeli başkanlığında yürütülen çalışmalarda Faz-1 aşamasının tamamlanmak üzere olduğunu, ardından Faz-2 ve Faz-3 çalışmalarına geçilmesinin hedeflendiğini açıkladı.
Bilim adına sevindirici görünen bu gelişmenin zamanlaması ise dikkatlerden kaçmadı.
Çünkü Yükseköğretim Kurulu, Erciyes Üniversitesi’nin de aralarında bulunduğu 12 üniversite için rektör adaylığı sürecini 17 Temmuz 2026’da başlattı ve başvuruları 31 Temmuz’da tamamladı. Yerel basına yansıyan bilgilere göre mevcut Rektör Prof. Dr. Fatih Altun da ikinci dönem için yeniden aday. KKKA aşısına ilişkin dikkat çekici açıklamanın ise bu sürecin hemen ardından kamuoyuna duyurulması ister istemez “Neden şimdi?” sorusunu gündeme taşıdı.
Burada bir noktanın altını özellikle çizmek gerekiyor: Erciyes Üniversitesi’nde bugün halk arasında söylendiği biçimiyle bir “rektörlük seçimi” yapılmıyor. Devlet üniversitelerinin rektörleri Cumhurbaşkanı tarafından atanıyor. Ancak adaylık ve değerlendirme sürecinin yürütüldüğü bir dönemde üniversitenin başarılarının yoğun biçimde kamuoyuna taşınması, özellikle mevcut rektörün yeniden aday olması halinde doğal olarak daha fazla dikkat çekiyor.
Asıl çarpıcı soru ise bundan sonra başlıyor.
Erciyes Üniversitesi’nin resmi internet sitesinde bulunan 6 Kasım 2017 tarihli bir haber, bugünkü açıklamayla yan yana konulduğunda açıklanmaya muhtaç ciddi bir tablo ortaya çıkarıyor.
O tarihte dönemin Rektörü Prof. Dr. Muhammet Güven, KKKA aşısının Faz-1 çalışmasına 2016 yılında başlandığını ve Nisan 2017’de tamamlandığını açıklamıştı. Üniversitenin resmi haberinde çalışmanın yaklaşık 52 gönüllü üzerinde gerçekleştirildiği, ciddi bir yan etki görülmediği ve bundan sonraki aşamanın Faz-2 ile Faz-3 olduğu açık biçimde belirtilmişti.
Dahası, projenin başındaki isim yine Prof. Dr. Aykut Özdarendeli’ydi. Özdarendeli de aynı açıklamada Faz-1’in geçildiğini, gönüllülerde antikor yanıtı alındığını ve artık Faz-2 ile Faz-3’e hazır olduklarını ifade etmişti.
Aradan yaklaşık dokuz yıl geçti. Şimdi kamuoyuna yine KKKA aşısı anlatılıyor ve yine “Faz-1 tamamlanmak üzere” deniliyor.
İşte cevaplanması gereken esas soru burada ortaya çıkıyor:
2017 yılında Faz-1’i tamamlandığı açıklanan aşı ile bugün Faz-1 aşamasında olduğu belirtilen aşı aynı çalışma mı?
Eğer aynı çalışma değilse, neden yeni bir aşı adayına geçildiği ve eski çalışmanın neden Faz-2 ile Faz-3’e taşınamadığı kamuoyuna açıkça anlatılmalı.
Eğer yeni bir teknoloji, yeni bir formülasyon veya tamamen farklı bir aşı platformu üzerinde çalışılıyorsa bunun da açıkça belirtilmesi gerekiyor. Çünkü aksi halde vatandaş, 2017’de “Faz-1 tamamlandı” denilen bir çalışmanın 2026’da neden yeniden “Faz-1 tamamlanıyor” şeklinde karşısına çıktığını doğal olarak sorgular.
Üstelik mesele yalnızca bilimsel bir çalışma da değil.
Erciyes Üniversitesi’nin mevcut yönetimi açısından son derece kritik bir dönemden geçiliyor. Prof. Dr. Fatih Altun, 15 Eylül 2022’de rektörlüğe atanmıştı ve dört yıllık görev döneminin sonuna yaklaşılırken yeni atama süreci başlamış durumda. Altun’un yeniden aday olduğuna ilişkin bilgiler yerel basında yer alırken, üniversitenin başarıları da son aylarda art arda kamuoyuna aktarılıyor. Mayıs ayında düzenlenen geniş katılımlı bir programda Altun’un dört yıllık çalışmalarını ve gelecek dönem projelerini anlatması da yerel basında “yeniden adaylık çıkışı” olarak değerlendirilmişti.
Tam da böyle bir ortamda toplum sağlığı açısından son derece hassas olan “yerli aşı” gibi güçlü bir başlığın gündeme gelmesi elbette sorgulanabilir.
Bu durumun bilinçli olarak rektörlük sürecine denk getirildiğini söyleyebilmek için somut delil gerekir. Bugün elimizde böyle bir delil bulunmuyor.
Ancak zamanlamayı sorgulamak gazeteciliğin görevidir.
Bir kamu üniversitesinde yapılan bilimsel çalışma üniversitenin ortak başarısıdır. Araştırmayı yıllarca sürdüren bilim insanlarının, laboratuvar çalışanlarının, gönüllülerin ve kamu kaynaklarının emeğini tek bir yöneticinin dönem başarısı gibi sunmak doğru olmaz.
Bu nedenle Erciyes Üniversitesi yönetiminin kamuoyuna birkaç basit sorunun cevabını vermesi gerekiyor:
2017’de Faz-1’i tamamlanan KKKA aşısına ne oldu?
2026’da açıklanan çalışma aynı aşı mı, yeni bir aşı adayı mı?
Eski çalışmada Faz-2 ve Faz-3’e neden geçilemedi?
Yeni çalışma ne zaman başladı ve Faz-1 sürecinin başlangıç tarihi nedir?
Ve böylesine önemli bir gelişmenin rektörlük atama sürecinin hemen ardından açıklanması yalnızca bilimsel takvimin doğal sonucu mu?
Bu sorulara açık, belgeli ve bilimsel cevap verilmesi hem Erciyes Üniversitesi’nin yıllardır ortaya koyduğu aşı çalışmalarına hem de araştırmayı yürüten bilim insanlarına yönelik kuşkuların önünü kesecektir.
KKKA’ya karşı Türkiye’de etkili bir aşının geliştirilmesi elbette büyük bir bilimsel başarı olacaktır. Erciyes Üniversitesi’nin böyle bir başarıya imza atması da Kayseri için gurur kaynağıdır.
Ancak bilimde başarı kadar şeffaflık da önemlidir.
Dokuz yıl önce “Faz-1 tamamlandı” denilen bir aşının bugün yeniden “Faz-1 tamamlanmak üzere” başlığıyla gündeme gelmesi açıklama gerektiriyor.
Hele ki takvim, rektörlük makamı için yeni dönemin belirleneceği günleri gösteriyorsa…
Mesele aşı çalışmasını küçümsemek değil; tam tersine, böylesine önemli bir bilimsel çalışmanın rektörlük yarışının gölgesinde kalmamasını sağlamak.