
Kayseri’de Bankalar Caddesi ve çevresinde kaldırım ve yaya yollarına olağanüstü miktarda tuz serpilmesi, vatandaşların tepkisini çekti. Görüntülerde, zeminin neredeyse tamamen beyaza büründüğü, parke taşlarının üzerinin kalın bir tuz tabakasıyla kaplandığı görülüyor. Kent merkezinde bu denli yoğun tuzlama yapılması, hem eşitsiz uygulama hem de altyapıya verilen zarar tartışmasını beraberinde getirdi.

Uzmanlara göre bu ölçekte ve kontrolsüz yapılan tuzlama, zemine zarar vermiyor demek mümkün değil. Aşırı tuz; parke taşlarının yüzeyini aşındırıyor, derz aralarındaki dolgu malzemesini çözüyor, zamanla taşların yerinden oynamasına ve kırılmasına yol açıyor. Üstelik tuz, yağmur ve eriyen karla birlikte toprağa ve altyapıya karışarak çevresel tahribat yaratıyor; uzun vadede bitki örtüsünü de olumsuz etkiliyor.
Vatandaşların asıl tepkisi ise önceliklendirme ve adalet meselesine. Kent merkezinde neredeyse “göz boyarcasına” yapılan yoğun tuzlamaya karşın, kenar mahallelerde ve ara sokaklarda tuzlanmayan, buzlanmanın devam ettiği alanlar olduğu belirtiliyor. “Bütün tuz buraya dökülmüş gibi” yorumları, uygulamanın plansız ve dengesiz yapıldığı algısını güçlendiriyor.

Kışla mücadelede amaç elbette güvenliği sağlamak. Ancak güvenlik, ölçüsüzlükle değil planlamayla sağlanır. Aşırı tuzlama; bütçe israfı, altyapı hasarı ve çevre kirliliği demektir. Üstelik belediyelerin elinde tuzun alternatifleri de varken—daha kontrollü dozaj, mekanik temizleme, çevreye daha az zararlı çözümler—bu görüntüler, “kolaycılık” eleştirilerini haklı çıkarıyor. Kentliler şimdi şu soruların yanıtını bekliyor:
Bu kadar tuzlama hangi teknik kritere göre yapıldı?
Merkez–çevre ayrımı gözetilerek mi uygulandı?
Zemine ve çevreye verilecek uzun vadeli zararların hesabı yapıldı mı?
Kayseri’nin merkezinde oluşan bu manzara, kış hizmetlerinde denge, ölçü ve adalet ihtiyacını bir kez daha gözler önüne seriyor. Kentin her noktasında aynı hassasiyet gösterilmediği sürece, bu beyazlık güvenlikten çok sorumsuzluk olarak anılmaya devam edecek.