Kayseri’nin kırsal mahallelerinde nüfus azalması, su sıkıntısı, okul kapanmaları, ulaşım ve geçim sorunları aynı anda yaşanıyor. Köylerde kalmak isteyen gençlerin önemli bölümü ise ekonomik ve sosyal imkânların yetersizliğinden yakınıyor.
Kayseri’nin kırsalında yaşam mücadelesi her geçen yıl daha fazla başlıkta kendini gösteriyor. Tarım ve hayvancılıkla geçinen aileler yüksek maliyetlerle karşı karşıya kalırken, kuraklık su kaynaklarını zorluyor. Nüfusun azalmasıyla birlikte bazı köylerde eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim güçleşiyor.
2025 verilerine göre Kayseri’nin 1 milyon 458 bin 991 kişilik nüfusunun 191 bin 990’ı kırsal alanda yaşıyor. Kırsal nüfusun toplam nüfusa oranı yüzde 13,16 seviyesinde bulunuyor. Raporda, kırsal bölgelerde orta yaş ve üzerindeki nüfusun ağırlığının arttığı, gençlerin ise iş ve eğitim olanakları nedeniyle kent merkezlerine yöneldiği belirtiliyor.
Kırsal gençlere ilişkin araştırmada gençlerin yüzde 58,1’inin kırsalda kalmayı tercih ettiği, yüzde 37’sinin ise göç etmeyi düşündüğü aktarılıyor.
Bu oranlar, köylerden yaşanan göçün yalnızca bir tercih meselesi olmadığını ortaya koyuyor. İş olanaklarının sınırlı olması, tarımsal gelirlerin yetersizliği, eğitim ve sağlık hizmetlerinin ilçe merkezlerine kayması gençlerin gelecek planlarını doğrudan etkiliyor.
Çalışabilir nüfusun azalması ise köylerde kalan yaşlı nüfusun üzerindeki bakım yükünü artırıyor. Tarıma ve hayvancılığa dayalı aile işletmeleri de bu değişimden doğrudan etkileniyor.
Kayseri kırsalında ekonominin temelini küçük ve orta ölçekli tarım ile hayvancılık oluşturuyor.
2025 yılında kentte şeker pancarı üretimi 1 milyon 356 bin 886 ton, buğday üretimi ise 401 bin 103 ton olarak kayıtlara geçti. Arıcılık da kırsal ekonominin önemli unsurlarından biri olurken, il genelinde 65 bin 313 aktif kovan bulunduğu ve 934 arı işletmesinin faaliyet gösterdiği bildiriliyor.
Ancak üretimin devam etmesi çiftçinin gelir sorununu ortadan kaldırmıyor.
Dağınık ve kıraç araziler, sulama yetersizliği, yüksek girdi maliyetleri, finansmana erişim sorunları ve ürünlerin pazarlanmasındaki güçlükler üreticinin kazancını sınırlıyor.
Hayvancılık yapan aileler açısından yem ve veterinerlik giderleri de önemli bir maliyet kalemi oluşturuyor.
Kırsal kesimde en önemli sorunlardan biri ise su.
Raporda 2024 yılında yaşanan kuraklıkla birlikte Yamula Barajı’nın doluluk oranının yüzde 8’e kadar gerilediği, Sarıoğlan Barajı’nın ise yüzde 0 seviyesine ulaştığı belirtiliyor.
Su kaynaklarındaki gerileme, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından ciddi bir sorun oluşturuyor. Sulama imkânının azalması özellikle kıraç arazilerde üretim kapasitesini sınırlıyor.
Kuraklık yalnızca çiftçiyi değil, hayvancılık yapanları da etkiliyor. Su ve yem kaynaklarının azalması üretim maliyetlerini artırırken, kırsal nüfusun gelir kaynakları üzerindeki baskıyı büyütüyor.
Kırsal nüfusun azalması eğitim hizmetlerine de yansıyor.
Raporda öğrenci sayısının düşmesiyle birlikte bazı köylerde okulların kapatıldığı, taşımalı ve yatılı eğitim uygulamalarının yaygınlaştığı belirtiliyor.
Pınarbaşı ilçesine bağlı Panlı, Karakuyu ve Şabanlı’daki ortaokulların 2026 yılında kapatıldığı ve öğrencilerin yatılı bölge okullarına yönlendirildiği bilgisi yer alıyor.
Okulların kapanması, çocukların eğitim için köy dışına çıkmasına neden olurken ailelerin ulaşım ve eğitim yükünü de artırıyor.
Kırsal bölgelerde okulun yalnızca eğitim verilen bir bina olmadığına dikkat çekilirken, okulun aynı zamanda köy yaşamının sosyal merkezlerinden biri olduğu değerlendiriliyor.
Kırsal altyapıda yol, içme suyu ve kanalizasyon öne çıkan sorunlar arasında bulunuyor.
Özellikle asfalt dışı yollar kış aylarında ulaşımı zorlaştırabiliyor. Dağlık ve uzak yerleşimlerde bakım çalışmalarının maliyeti de altyapı yatırımlarını güçleştiriyor.
İnternet erişimindeki yetersizlik ise eğitimden kamu hizmetlerine kadar birçok alanda kırsal nüfusun kentlerle arasındaki farkı artırıyor.
Raporda bazı köylerde fiber internet altyapısının bulunmadığı, mobil şebeke erişiminin de sınırlı olabildiği belirtiliyor.
Kırsalda sağlık hizmetlerine ulaşım da çözüm bekleyen başlıklardan biri.
Her köyde sağlık ocağı veya aile hekimliği biriminin bulunmaması, özellikle yaşlı vatandaşların ilçe merkezlerine gitmesini gerektirebiliyor.
Raporda birinci basamak sağlık hizmetlerinin yetersiz kaldığı, acil durumlarda ise köylerin 112 ambulansları ve ilçe merkezlerindeki hastanelere bağlı olduğu ifade ediliyor.
Mobil sağlık ekipleri ve gezici sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması, kırsal bölgelerde sağlık hizmetine erişimin kolaylaştırılması için önerilen çözümler arasında yer alıyor.
Kırsal sorunların çözümü için raporda yalnızca altyapı yatırımlarının yeterli olmayacağına dikkat çekiliyor.
Köylerde gençlerin kalmasını sağlayacak istihdam alanlarının oluşturulması, tarım ve hayvancılığın daha kazançlı hale getirilmesi, kooperatiflerin güçlendirilmesi ve tarıma dayalı sanayinin geliştirilmesi öneriliyor.
Kırsal turizm ve alternatif tarım ürünleri de yeni gelir kaynakları arasında gösteriliyor. Eğitim ve sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, internet altyapısının geliştirilmesi ve köy yollarının iyileştirilmesi de öncelikli başlıklar arasında bulunuyor.
Kayseri köylerinde yaşanan sorunlar birbirinden bağımsız değil.
Nüfus azalıyor, nüfus azaldıkça okul ve sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği zorlaşıyor. Tarımsal gelirler düşüyor, gençlerin köyde kalma ihtimali azalıyor. Kuraklık üretimi zorluyor, üretim zorlaştıkça kırsal ekonominin geleceği üzerindeki belirsizlik artıyor.
Bu nedenle kırsal kalkınmanın yalnızca yol veya su yatırımı olarak değil; üretim, eğitim, sağlık, ulaşım, internet ve sosyal yaşamı birlikte kapsayan bir planlama anlayışıyla ele alınması gerekiyor.
Kayseri’nin köylerinde yaşayan vatandaşların beklentisi ise temel hizmetlerin yanında, geleceklerini kendi topraklarında kurabilecekleri ekonomik şartların oluşturulması.
Çünkü kırsalda nüfusu korumanın yolu yalnızca göçü konuşmaktan değil, köyde yaşamayı ekonomik ve sosyal açıdan mümkün hale getirmekten geçiyor.