Fabrikalar Kapandı: 400 Bin Emekçi İşsiz Kaldı

Yayınlama: 09.09.2026 10:22

Türkiye Geneli – Tekstil ve Hazır Giyim Üretim Merkezleri

Türkiye’nin yıllarca ihracatın ve istihdamın lokomotifleri arasında gösterilen tekstil ve hazır giyim sektörü, üretimden çekilme noktasına sürükleniyor. Son dört yılda sektörde yaklaşık 364 bin kişi işini kaybederken, kapanan işletme sayısı 10 bin 497’ye ulaştı. Yuvarlak hesapla 400 bine yaklaşan istihdam kaybına rağmen açıklanan Orta Vadeli Program’ın sektördeki yangını söndürecek somut bir çözüm ortaya koymadığı belirtiliyor.

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD), yüksek üretim maliyetleri, baskılanan döviz kuru, finansmana erişim güçlüğü ve hızla artan işçilik giderleri nedeniyle sektörün küresel rekabet gücünü kaybettiği uyarısında bulundu. TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay, Türk ihracatçısının uluslararası rekabete her sabah yaklaşık 10 puan geriden başladığını söyledi.

Dört Yılda 364 Bin Çalışan İşsiz Kaldı

TGSD tarafından açıklanan verilere göre tekstil ve hazır giyim sektörlerinde 2022 ile Ağustos 2026 arasındaki istihdam kaybı 364 bin kişiye ulaştı. İşletmelerin kapanması, üretimin küçültülmesi ve siparişlerin daha düşük maliyetli ülkelere yönelmesi nedeniyle kaybın önümüzdeki dönemde de devam etmesinden endişe ediliyor.

Sektöre sağlanan geçici teşviklerin yıl sonuna kadar daha büyük bir istihdam kaybını sınırlayabileceği belirtilirken, mevcut politikaların erimeyi tamamen durduramayacağı ifade ediliyor. Şirketlerin ayakta kalabilmek için otomasyon ve yapay zekâ yatırımlarına yönelmesi de özellikle giriş seviyesindeki işlerde yeni kayıpların yaşanabileceği uyarısını beraberinde getiriyor.

10 Milyar Dolarlık Yatırım Çürümeye Bırakıldı

Üretimdeki daralma yalnızca çalışanları değil, yıllar içinde oluşturulan dev sanayi altyapısını da vurdu. Sektörde yaklaşık 6 ila 6,5 milyar dolarlık makine yatırımı atıl durumda kaldı. Bina ve diğer üretim yatırımları da hesaba katıldığında kullanılmayan kapasitenin toplam değerinin yaklaşık 10 milyar dolara ulaştığı belirtiliyor.

Türkiye’nin büyük kaynak ayırarak kurduğu fabrikaların makineleri sustu. Sipariş bulamayan, maliyetlerini karşılayamayan veya yurt dışındaki rakipleriyle fiyat rekabetine giremeyen işletmeler üretimi azaltmaya başladı. Bazı şirketler ise faaliyetlerini daha düşük maliyetli ülkelere taşımayı tercih etti.

Bu tablo, Türkiye’nin yalnızca bugünkü ihracatını değil, onlarca yılda oluşturduğu üretim bilgisini, yetişmiş iş gücünü ve tedarik zincirini de kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

Ücret Arttı, Çalışanın Refahı Artmadı

TGSD’nin değerlendirmesine göre 2022 ile Ağustos 2026 arasında ücretler 5,1 kat, finansman maliyetleri 4,1 kat ve enflasyon 3,8 kat yükseldi. Aynı dönemde döviz kurundaki artışın 2,6 katta kalması, ihracatçının maliyetlerini döviz bazında yaklaşık yüzde 30 artırdı.

Dolar üzerinden yükselen işçilik maliyetleri çalışanların refahına aynı ölçüde yansımadı. Ücretler kâğıt üzerinde artarken enflasyon alım gücünü eritmeye devam etti. İşveren daha yüksek maliyetle üretim yaparken çalışan da aldığı maaşla geçinemez hâle geldi. Mevcut ekonomi politikası hem fabrikayı hem emekçiyi aynı anda kaybettiren bir düzen ortaya çıkardı.

İhracat Geriledi, İthalat Kapıyı Zorladı

Türkiye’nin dünya hazır giyim ihracatındaki payı 35 yıl sonra ilk kez yüzde 3’ün altına gerileyerek yüzde 2,96 seviyesine düştü. Hazır giyim ihracatı 21,2 milyar dolardan 16,8 milyar dolara inerken, ithalatın 2,6 milyar dolardan 4,5 milyar dolara yükseldiği bildirildi.

İçeride üretim yapmanın ithal üründen daha pahalı hâle gelmesi, Türkiye’nin kendi üreticisini pazarın dışına itmesine yol açtı. İhracatçı sipariş kaybederken iç pazar da yabancı ürünlerin baskısı altına girdi. Bir zamanlar dünyaya hazır giyim satan Türkiye, kendi mağazalarını ithal ürünlerle doldurma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.

OVP Sanayiciye Umut Vermedi

TGSD Müşterek Başkanı Ümit Özüren, açıklanan 2027-2029 Orta Vadeli Program’dan sanayiciye uzun vadeli bir motivasyon çıkmadığını belirtti. Programda emek yoğun sektörlerin dönüşümü ve istihdamın korunmasına yönelik genel ifadeler yer alsa da üretim maliyetlerini düşürecek, finansmanı kolaylaştıracak ve ihracatçıya yeniden rekabet gücü kazandıracak somut adımların yetersiz kaldığı değerlendiriliyor.

Hazır giyim sektörünün “butikleşme” riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısı, Türkiye’nin kitlesel üretim kapasitesini kaybetme ihtimalini ortaya koyuyor. Yeni ve bütünleşik bir sanayi politikası oluşturulmadığı takdirde fabrikaların kapanması, işsizliğin büyümesi ve milyarlarca dolarlık yatırımın hurdaya dönüşmesi kaçınılmaz hâle gelecek.

Ortaya çıkan tablo artık geçici bir sektör daralması değil, açık bir sanayisizleşme sürecidir. Resmî programlarda üretim vurgusu yapılırken sahada makineler duruyor, işletmeler kapanıyor ve çalışanlar işsiz kalıyor. Türkiye üretimini koruyacak acil adımları atmazsa kaybedilen yalnızca tekstil ve hazır giyim olmayacak; ülkenin sanayi birikimi ve ekonomik bağımsızlığı da ağır yara alacak.