Enflasyonun Faturası Yine Halka: Yeni Vergiler Kapıda

Enflasyonun Faturası Yine Halka: Yeni Vergiler Kapıda
Yayınlama: 07.09.2026 06:42

Türkiye ekonomisinin 2027-2029 dönemini kapsayan yeni Orta Vadeli Programı açıklandı. Programda 2026 yılı sonu enflasyon tahmini yüzde 28,4’e yükseltilirken, bütçeyi toparlamak için vergi gelirlerinin artırılması ve dört yılda özelleştirmelerden 596,8 milyar lira elde edilmesi hedeflendi.

Açıklanan tablo, vatandaşın önüne yeni bir rahatlama dönemi değil, daha ağır bir tahsilat düzeni konulduğunu gösteriyor. Enflasyon hedefi bir kez daha yukarı çekilirken maaşlı çalışanların, emeklilerin ve küçük esnafın alım gücünü koruyacak somut adımlar geri planda kaldı. Buna karşılık vergi tabanının genişletilmesi, istisna ve muafiyetlerin gözden geçirilmesi, kayıt dışılığa karşı dijital denetimin güçlendirilmesi gibi başlıklar öne çıktı.

Programda hangi verginin ne kadar artırılacağı ya da vatandaşın karşısına hangi adlarla yeni ödemeler çıkarılacağı henüz tek tek açıklanmadı. Ancak bütçedeki gelir hedeflerinin büyüklüğü; ÖTV’den harçlara, cezalardan taşınmaz işlemlerine kadar çok sayıda alanda tahsilat baskısının artabileceği endişesini beraberinde getirdi.

Türkiye’de vergilerin önemli bir bölümü alışveriş, akaryakıt, enerji ve iletişim gibi günlük harcamalar üzerinden toplanıyor. Bu nedenle vergi gelirini artırmaya yönelik her yeni adım, yalnızca yüksek kazanç sahiplerini değil, pazardan temel gıdasını alan dar gelirliyi de doğrudan etkiliyor. Akaryakıta gelen yük nakliyeye, nakliye maliyeti ürüne, üründeki artış ise vatandaşın mutfağına kadar ulaşıyor.

Maaşı cebine girmeden gelir vergisi kesilen çalışan, alışverişte KDV, akaryakıtta ÖTV, faturada çeşitli vergi ve paylar ödüyor. Şimdi aynı vatandaşa ekonominin düzelmesi için bir kez daha fedakârlık sırası gösteriliyor. Kamudaki savurganlık, yüksek temsil giderleri ve verimsiz harcamalar konusunda aynı sertliğin görülmemesi ise programın en tartışmalı yanlarından biri olarak öne çıkıyor.

Enflasyonla mücadele edildiği söylenirken tahminin yüzde 28,4’e çıkarılması, önceki hedeflerin neden tutmadığını da açık biçimde ortaya koydu. Fiyatlar yükselirken ücret artışlarının hedeflenen enflasyona göre sınırlandırılması, milyonlarca insanın daha yıl dolmadan gelir kaybına uğraması anlamına geliyor. Gerçekleşen enflasyonu vatandaş öderken, hedeflerin şaşmasının sorumluluğu yine vatandaşın omuzlarına bırakılıyor.

Programın dikkat çeken bir diğer bölümü ise özelleştirmeler oldu. Dört yıllık dönemde kamu varlıklarının satışından 596,8 milyar lira gelir elde edilmesi hedefleniyor. Bu rakam, bütçedeki açığın yalnızca vergilerle değil, milletin ortak varlıklarının satışıyla kapatılmak istendiği eleştirilerini güçlendirdi. Bir tarafta vatandaşın cebinden daha fazla para alınması, diğer tarafta kamuya ait değerlerin satışa çıkarılması; ekonomik yükün nasıl paylaşılacağı konusundaki tartışmayı daha da büyüttü.

Yeni OVP, dar gelirliye nefes aldıracak güçlü bir gelir politikası yerine daha fazla tahsilat, sıkı denetim ve özelleştirme hedefleriyle geldi. Verginin tabana yayılması adı altında yük yeniden maaşlı çalışana, emekliye ve küçük esnafa bindirilirse bunun adı reform değil, geçim sıkıntısının faturasını halka kesmek olacaktır.