Engelli vatandaşın sessiz çığlığı: “Sesimi artık biri duysun”

Yayınlama: 01.09.2026 23:52

Ege – Denizli

Denizli’de engelli vatandaş Ercan Demir’in yıllardır devam ettiğini belirttiği mağduriyetler, yaptığı resmi başvurular ve adli süreçle ilgili iddiaları kamuoyunun gündemine taşındı. Demir, yaşadığı sorunların yalnızca kendisini değil, ailesini de etkilediğini belirterek yetkililerden dosyanın bütün yönleriyle araştırılmasını istiyor.

Demir’in 2024 yılında hayatını kaybeden babası Ahmet Demir’in ölümü öncesinde yaşananlar ile ölüm sonrasında aileye ait mal varlığı ve taşınmazlar konusunda soru işaretleri bulunduğu ileri sürülüyor. Demir, bu iddiaların herhangi bir kişi veya kurum peşinen suçlanmadan, resmi belgeler ve adli kayıtlar üzerinden araştırılmasını talep ediyor.

Yaşadığı mağduriyetlerle ilgili 2025 yılında dava açıldığını belirten Demir, ancak adli sürecin beklediği hızda ilerlemediğini düşündüğünü ifade ediyor. Elindeki dava belgeleri, resmi başvurular ve diğer kayıtların incelenmesini isteyen Demir, hakkını aramak için uzun süredir farklı kurumların kapısını çaldığını söylüyor.

CİMER başta olmak üzere Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve ilgili diğer kurumlara başvurular yaptığını belirten Demir, Adalet Bakanlığı’ndan görüşme ve randevu talebinde de bulunduğunu ifade ediyor.

Ancak bütün bu başvuruların ardından hâlâ cevap beklediğini söyleyen Demir’in en büyük talebi, iddialarının bağımsız ve tarafsız biçimde araştırılması. “Kimse peşinen suçlanmasın, ancak yaşadıklarım da görmezden gelinmesin” yaklaşımını dile getiren Demir, elindeki belgelerin yetkili makamlar ve gazeteciler tarafından incelenmesini istiyor.

Buradaki en kritik nokta ise dosyanın yalnızca bir vatandaşın şikâyeti olarak görülmemesi. Eğer ortada resmi başvurular, dava dosyaları, taşınmaz kayıtları veya başka belgeler bulunuyorsa, bunların tamamının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Çünkü adalet arayan bir vatandaşın önündeki en büyük engel, çoğu zaman yalnızca yaşadığı mağduriyet değil; sesini duyurabilmek için tekrar tekrar kapı çalmak zorunda kalması.

Ercan Demir de tam olarak bunu söylüyor.

Bir engelli vatandaş olarak yaşadığı süreçte kurumlara ulaşmaya, resmi yolları kullanmaya ve hakkını hukuk içerisinde aramaya çalıştığını belirten Demir, artık sesinin duyulmasını istiyor.

Burada kamuoyunun da dikkat etmesi gereken önemli bir sınır bulunuyor. Demir’in ileri sürdüğü iddialar, ilgili kişi ve kurumların açıklamaları alınmadan kesinleşmiş gerçekler olarak değerlendirilemez. Bu nedenle yapılması gereken suçlama yapmak değil, belgeleri ortaya koymak, iddiaları araştırmak ve tarafların tamamını dinlemek.

Ancak bir vatandaşın defalarca resmi makamlara başvurduğunu söylemesine rağmen kendisini hâlâ duyuramamış hissetmesi de görmezden gelinmemeli. Bir insanın hakkını aramak için daha ne yapması gerekiyor?

Daha kaç dilekçe yazmalı, kaç kuruma başvurmalı, kaç kapının önünde beklemeli?

Ercan Demir’in çağrısı aslında oldukça açık: “Kimseyi peşinen suçlamıyorum. Sadece yaşadıklarımın araştırılmasını ve sesimin duyulmasını istiyorum.” Şimdi gözler, Demir’in sunduğunu belirttiği belgelerin ve devam eden adli sürecin yetkili makamlar tarafından nasıl değerlendirileceğinde.

Çünkü adalet yalnızca mahkeme salonlarında değil, derdini anlatmaya çalışan vatandaşın sesinin gerçekten duyulmasıyla başlar.