Bölücü Öcalan Lehine Slogan Attı, Savcılıkta “Birlik ve Beraberlik İçin Söyledim” Diye Savundu

Yayınlama: 11.08.2026 19:34

Galatasaray taraftar grubu ultrAslan’ın tribün lideri olarak bilinen ve resmi kayıtlarda Muzaffer Şirin adıyla yer alan Sebahattin Şirin’in savcılık ifadesi ortaya çıktı. Yasa dışı bahis ve spor suçlarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Şirin, kendisine yöneltilen suçlamaları reddederken, sağlık kontrolüne götürüldüğü sırada kameralar önünde kullandığı “Sayın Öcalan’a özgürlük” sözlerine getirdiği açıklama kamuoyundaki tartışmayı daha da büyüttü. Şirin, bu ifadeyi “Terörsüz Türkiye sürecine ve ülkenin birlik ve beraberliğine destek vermek” amacıyla kullandığını savundu.

Ortaya çıkan savunmanın en çok sorgulanan tarafı da tam olarak burada bulunuyor. Toplumun son derece hassas olduğu bir konuda, kameraların önünde açık biçimde söylenen bir sözün daha sonra “birlik ve beraberliğe destek” gerekçesiyle açıklanmaya çalışılması, doğal olarak “Bu iki ifade nasıl aynı zeminde buluşuyor?” sorusunu gündeme getiriyor. Şirin’in neyi kastettiğine ilişkin hukuki değerlendirmeyi yargı yapacak; ancak kamuoyunun yapılan açıklamayı sorgulaması da son derece doğal.

Üstelik dosyada tartışılan konu yalnızca bu slogan değil. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Yasa Dışı Bahis ve Spor Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturmada Şirin’e sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesine ilişkin mevzuata muhalefet, müsabaka ve seyir alanlarına usulsüz giriş, sosyal medya paylaşımları ve başka iddialar yöneltildi. Şirin ise suçlamaları kabul etmediğini ve suçsuz olduğunu söyledi.

Savcılık ifadesindeki bir başka dikkat çekici bölüm ise evinde bulunduğu belirtilen ruhsatsız tabanca ve mühimmatla ilgili oldu. Şirin, tabancayı yaklaşık 5-6 ay önce Trabzon’un Of ilçesinde Gürcü vatandaşı olduğunu düşündüğü bir kişiden 45 bin TL nakit karşılığında satın aldığını söyledi. Silahı, tribünlerde uyuşturucu kullanan ve satan kişilerle mücadele ettiğini, bu nedenle tehdit alabileceğini düşündüğünü belirterek kendisini korumak amacıyla aldığını savundu ve ruhsatsız silah bulundurduğu için pişman olduğunu ifade etti.

İşte burada da ciddi bir soru ortaya çıkıyor: Bir tribün liderinin görevi uyuşturucuyla mücadele etmek adına ruhsatsız silah edinmek midir, yoksa böyle bir şüpheyle karşılaşıldığında yapılması gereken emniyet ve adli makamlara başvurmak mıdır? Güvenliği sağlamak ve suçla mücadele etmek devletin yetkili kurumlarının görevidir. “Kendimi korumak için aldım” açıklaması, bir ruhsatsız silahın nasıl ve neden edinildiğini anlatabilir; ancak kamuoyu açısından bu durumun sorgulanmasını ortadan kaldırmaz.

Şirin’in evinde bulunduğu bildirilen balistik yelekler hakkında yaptığı açıklamalar da dikkat çekti. Yeleklerden birini yaklaşık beş yıl önce satın aldığını, bir diğerini Avrupa maçlarından tanıdığı “Hakan” isimli bir kişiden hediye aldığını söylerken diğer iki yeleğin evine nasıl geldiğini bilmediğini savundu. T24’ün aktardığı ifadede Şirin, kendisine yönelik olası tehditler nedeniyle bazı balistik yelekleri koruma amacıyla bulundurduğunu belirtti.

Soruşturma dosyasındaki bütün iddiaların yargı süreci sonunda değerlendirilmesi gerekiyor ve Şirin hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı olmadan suçlu ilan edilmesi hukuken doğru olmaz. Ancak masumiyet karinesi, kamuoyunun ortaya çıkan sözleri ve savunmaları sorgulamasına engel değildir.

Bir tarafta “tribünü uyuşturucudan ve tehditlerden koruyorum” savunması, diğer tarafta ruhsatsız silah ve balistik yeleklere ilişkin açıklamalar; bunların yanında kameralar karşısında söylenen “Öcalan’a özgürlük” sözü ve ardından bunun “ülkenin birlik ve beraberliğine destek” şeklinde açıklanması bulunuyor.

Bu tablo karşısında sorulması gereken soru son derece açık:

Tribün liderliği nerede biter, böylesine ağır tartışmaların başladığı sınır nerede başlar?

Futbol tribünleri milyonlarca insanın ortak tutkusu olabilir; ancak hiçbir tribün kimseye hukuk üstü bir alan sağlamaz. Ünvanı ne olursa olsun herkes söylediği sözlerin, yaptığı eylemlerin ve taşıdığı sorumluluğun hesabını hukuk önünde vermekle yükümlüdür.

Sebahattin Şirin hakkında yargı süreci devam ederken, son sözü elbette mahkeme söyleyecek. Fakat ortaya çıkan savcılık ifadesi şimdiden bir gerçeği gösteriyor: Şirin’in açıklamaları tartışmaları sona erdirmek yerine daha fazla soru doğurdu.