ÇOCUK SUÇLARINDA YENİ DÖNEM: AĞIR SUÇLARA AĞIR CEZA

Yayınlama: 09.08.2026 09:16

Türkiye’de çocukların karıştığı ağır suçlara ilişkin ceza sistemi baştan aşağı değişiyor. TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan düzenlemeyle, özellikle 15-18 yaş arasındaki çocukların kasten öldürme ve ağır sonuç doğuran yaralama suçlarında yararlandığı yaş indiriminin bazı durumlarda uygulanmamasının önü açıldı. Yeni sistem yalnızca cezaları ağırlaştırmakla kalmıyor; çocuk hükümlülerin infaz rejiminden bıçak satışına, dijital takibinden sosyal inceleme zorunluluğuna kadar birçok alanda yeni kurallar getiriyor.

Düzenlemenin en dikkat çekici bölümü 15 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşını tamamlamamış çocukların ağır suçlardaki ceza sorumluluğuna ilişkin. Ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlarda 19 yıldan 27 yıla, müebbet gerektiren suçlarda ise 15 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Diğer suçlarda üçte bir oranında indirim uygulanabilecek ancak tek bir fiil nedeniyle verilecek ceza 15 yılı geçemeyecek.

Asıl büyük değişiklik ise kasten öldürme ve sonuçları son derece ağır olan bazı yaralama suçlarında geliyor. Hâkim; suçun işleniş biçimini, failin kastının ağırlığını, amacı ve saiki ile daha önce kasıtlı bir suçtan hapis cezası alıp almadığını dikkate alarak yaş indiriminin uygulanmamasına karar verebilecek. Böylece şartların oluşması halinde 18 yaşından küçük bir fail hakkında da müebbet hapis cezası gündeme gelebilecek.

Yaş indiriminin uygulanmayabileceği suçlar yalnızca kasten öldürmeyle sınırlı tutulmadı. Mağdurun bitkisel hayata girmesine, iyileşme ihtimali bulunmayan bir hastalığa yakalanmasına, bir organ veya duyusunu kaybetmesine, konuşma ya da çocuk sahibi olma yeteneğini yitirmesine veya yüzünde kalıcı değişiklik oluşmasına neden olan ağır yaralamalar da kapsama dahil edildi. Gebe bir kadına yönelik saldırı sonucunda çocuğun düşmesi ve yaralamanın ölümle sonuçlanması gibi ağır vakalar da aynı çerçevede değerlendirilebilecek.

12-15 yaş grubunda ise hâkime daha geniş değerlendirme yetkisi veriliyor. Somut olayın özelliklerine göre bu yaş grubundaki çocuklar hakkında bir üst yaş grubuna ilişkin ceza rejiminin uygulanabilmesi mümkün hale gelecek. Böylece yaşın tek başına otomatik indirim sağlayan unsur olması yerine, çocuğun durumu ve suçun niteliğinin daha ayrıntılı değerlendirilmesi hedefleniyor.

Kanun, çocukların cezaevlerindeki infaz sistemini de değiştiriyor. Bugüne kadar çocuk hükümlüler açısından eğitimevlerinin ağırlıkta olduğu sistem yerine, cezanın infazına doğrudan çocuk kapalı ceza infaz kurumunda başlanması öngörülüyor. İyi halli olduğu değerlendirilen çocuklar daha sonraki aşamada eğitimevine geçirilebilecek. 12-18 yaş arasındaki çocukların cinsiyetleri, fiziksel gelişimleri ve işledikleri suçların niteliği dikkate alınarak farklı bölümlerde barındırılması sağlanacak.

Dikkat çeken bir başka değişiklik ise yıllardır kullanılan “suça sürüklenen çocuk” ifadesinde yapılıyor. Çocuk Koruma Kanunu’ndaki bu ifade “adli süreçteki çocuk” şeklinde değiştirilecek. Bir çocuk hakkında kamu davası açılması halinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığının ilgili il veya ilçe birimlerine bildirim yapılacak. Böylece yalnızca ceza mekanizmasının değil, sosyal destek ve eğitim sisteminin de sürece daha erken dahil edilmesi amaçlanıyor.

Özellikle 15 yaşından küçük çocuklarda sosyal inceleme artık daha kritik hale geliyor. Bu yaş grubunda sosyal inceleme yapılması zorunlu olacak. Cumhuriyet savcısı veya mahkemenin önüne gelen dosyada gerekli sosyal inceleme bulunmazsa, iddianamenin eksiklik nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığına iade edilmesinin önü açılıyor. 15 yaşını doldurmuş çocuklarda sosyal inceleme yaptırılmaması halinde ise bunun gerekçesinin açık biçimde kararda veya iddianamede gösterilmesi gerekecek.

Yeni yasa ebeveynleri ve silah sahiplerini de yakından ilgilendiriyor. Ateşli silahını gerekli dikkat ve özeni göstermeden muhafaza eden ve bu nedenle silahın bir çocuğun eline geçmesine neden olan kişi, daha ağır bir suç oluşmadığı takdirde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla karşılaşabilecek.

Bıçak ve kesici aletlerde ise daha net bir yasak getiriliyor. Belirlenen ruhsatlı satış noktaları dışında bazı kesici, delici ve bereleyici aletlerin satılması veya sergilenmesi yasaklanacak. Daha da önemlisi, 18 yaşından küçüklere bu tür bıçak ve aletlerin satılması yasak olacak; çocukların bunları satın alması ve taşıması da engellenecek. Bu hükmün 1 Aralık 2026’da yürürlüğe girmesi öngörülüyor.

Kurala aykırı davrananlara 5 bin lira idari para cezası uygulanacak. Ele geçirilen bıçak veya benzeri aletlerin sayısı ya da niteliği ağırlaştırıcı özellik taşıyorsa ceza 10 bin liraya kadar çıkabilecek.

Düzenlemenin yalnızca cezalandırmaya dayanmaması da dikkat çekiyor. Ceza sorumluluğu bulunmayan çocuklar için “yönlendirme tedbirleri” adı altında yeni bir sistem kuruluyor. Çocuklar sosyal ve toplumsal hizmetlere, dijital risklerden korunma programlarına, kitap ve kütüphane faaliyetlerine, çevre temizliği çalışmalarına veya bağımlılıkla mücadele programlarına yönlendirilebilecek.

Sosyal hizmet kapsamında çocuklara spor kulüpleri, gençlik merkezleri, spor tesisleri ve kamu kurumlarında psikososyal gelişimlerine katkı sağlayacak görevler verilebilecek. Bu çalışmaların süresi 20 saatten 300 saate kadar çıkabilecek.

Benzer biçimde kitap ve kütüphane tedbiri kapsamında çocukların kütüphanelerde belirli süreler geçirmesine veya belirlenen eserleri okumasına karar verilebilecek. Çevre tedbirinde ise park, bahçe ve sahillerde temizlik, bitki bakımı, ağaçlandırma veya çiçeklendirme çalışmalarına katılım gündeme gelebilecek.

En tartışmalı başlıklardan biri ise dijital cihazlara yönelik takip yetkisi. Mahkeme kararıyla çocuğun kullandığı telefon, bilgisayar, tablet veya telefon hattı gibi cihazların bildirilmesi istenebilecek. Tedbir sonrasındaki cihaz hareketlerinin BTK ve Siber Güvenlik Başkanlığının denetimine açılması mümkün olacak. Bu gözetim 3 aydan az, 2 yıldan fazla olamayacak. Riskli olduğu değerlendirilen bazı uygulama, platform veya dijital mecralara erişimin engellenmesine de karar verilebilecek.

Tütün, nikotin, alkol, kumar, uyuşturucu ve davranışsal bağımlılıklarla mücadele amacıyla tedavi ve rehabilitasyon programları da uygulanabilecek. Bu süreçte Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Yeşilay görev üstlenecek.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, düzenlemenin yasalaşmasının ardından çocukların üstün yararının esas alındığını, koruyucu ve önleyici mekanizmaların daha güçlü bir hukuki zemine oturtulduğunu açıkladı.

Yeni yasa, Türkiye’de uzun süredir tartışılan “Çocuk suç işlediğinde yaş tek başına ne kadar indirim sağlamalı?” sorusuna önemli ölçüde farklı bir yaklaşım getiriyor. Özellikle cinayet ve kalıcı sakatlığa yol açan ağır saldırılarda hâkimin önüne daha geniş bir değerlendirme alanı konulurken, diğer taraftan çocukların yalnızca cezalandırılması değil sosyal, psikolojik ve eğitim açısından yeniden topluma kazandırılması için yeni tedbirler oluşturuluyor.

En sert değişiklik ise açık: 15-18 yaş arasındaki bir çocuğun ağır bir suçu işlemesi artık her durumda otomatik olarak güçlü bir yaş indirimi anlamına gelmeyecek. Suçun vahameti, kastın derecesi ve failin geçmişi dikkate alınarak bazı dosyalarda müebbet hapis cezasının yolu açılabilecek.

Türkiye’de özellikle çocukların karıştığı cinayet ve bıçaklı saldırıların kamuoyunda yarattığı tartışmalar düşünüldüğünde yeni düzenlemenin uygulaması yakından izlenecek. Çünkü bundan sonraki en önemli mesele kanunun ne yazdığı kadar, mahkemelerin hangi olaylarda yaş indirimini kaldıracağı ve çocukları koruma ile toplum güvenliği arasındaki dengeyi nasıl kuracağı olacak.