KAYSERİ – Yıllardır süren dava dosyaları, üyelerin usulsüzlük iddiaları, mahkemelere taşınan aidat anlaşmazlıkları, yeniden hesaplanan borçlar ve kamuoyuna yansıyan çok sayıda şikâyet… Tüm bu gelişmelere rağmen ortaya çıkan en büyük soru şu: Bu kadar iddia ve tartışma yaşanırken denetim mekanizmaları neden zamanında devreye girmedi?
Asya Kent Konut Yapı Kooperatifi ile ilgili yıllardır gündeme gelen iddialar, yalnızca bir kooperatif tartışmasının ötesine geçmiş durumda. Dosyalara ve mahkeme kararlarına yansıyan bilgiler, üyelerin uzun yıllar boyunca mali hesaplamalar, aidatlar ve inşaat süreçleri konusunda ciddi soru işaretleri yaşadığını gösteriyor. Ancak kamuoyunun dikkatini çeken nokta, bu sorunların ortaya çıkmasından çok daha önce neden tespit edilemediği.
Kooperatifte 2015 yılında gerçekleştirilen olağanüstü genel kurulda uzun yıllar görev yapan yönetimin değiştirilmesi ve ardından yapılan incelemelerde maliyet hesaplarında ciddi hatalar bulunduğunun ileri sürülmesi, denetim sisteminin etkinliği konusunda soru işaretleri doğurdu.
Eğer gerçekten üyelerden toplanan paraların projelere yeterince aktarılmadığı, maliyet hesaplarının eksik yapıldığı ve bazı gider kalemlerinin hesaplara yansıtılmadığı tespit edildiyse, kamuoyunun haklı olarak sorduğu soru şu: Bu durum neden yıllar sonra fark edildi?
Bir kooperatifte yüzlerce kişinin maddi geleceğini ilgilendiren işlemler yürütülürken, denetim kurulları, genel kurullar ve ilgili kurumların gözetim mekanizmalarının daha erken devreye girmesi gerekmez miydi?
Yıllar içerisinde üyeler ile kooperatif arasında açılan davalar, aidat hesapları ve üyelik tartışmaları yargıya taşındı. Bazı üyeler kendilerine yeni borçlar çıkarıldığını iddia ederken, kooperatif yönetimi ise geçmiş dönem hesaplarının hatalı olduğunu savundu. Mahkemeler önüne gelen dosyalar, sorunun basit bir muhasebe uyuşmazlığından çok daha büyük boyutlara ulaştığını ortaya koydu.
Ancak burada dikkat çeken nokta, üyelerin yıllardır aynı soruları sorması:
Bu soruların önemli bir kısmı hâlâ kamuoyu nezdinde net cevap bulmuş değil.
Birçok uzman, kooperatiflerde yaşanan sorunların tek başına mali anlaşmazlıklarla sınırlı olmadığını belirtiyor.
Asıl tehlike, yıllarca devam eden tartışmaların sonunda bile vatandaşların güven duygusunun yeniden tesis edilememesi.
Çünkü bir projede gecikme yaşanabilir, maliyetler artabilir veya üyeler arasında hukuki ihtilaflar çıkabilir. Ancak vatandaşların gözünde en büyük skandal, tüm bunların yaşanmasına rağmen yeterli şeffaflığın sağlanamaması ve denetim mekanizmalarının etkili çalışıp çalışmadığı konusundaki belirsizliktir.
Kooperatifler Kanunu çerçevesinde faaliyet gösteren yapılarda genel kurul, denetim kurulu ve ilgili kamu kurumlarının çeşitli yetkileri bulunuyor.
Bu nedenle ortaya çıkan tablo karşısında şu eleştiri giderek daha yüksek sesle dile getiriliyor: Eğer bugün geçmiş döneme ilişkin hatalı hesaplamalardan, eksik maliyet analizlerinden ve yıllardır süren uyuşmazlıklardan söz ediliyorsa, bunların tamamı ortaya çıkmadan önce neden gerekli uyarılar yapılmadı?
Çünkü vatandaş açısından bakıldığında mesele yalnızca para değil. Mesele, yıllarca ev sahibi olma hayali kuran insanların güvenidir.
Bugün gelinen noktada üyeler, eski ve yeni yönetimlerin açıklamalarından çok daha fazlasını talep ediyor.
Kamuoyunun beklentisi;
Çünkü yıllardır devam eden tartışmaların ardından hâlâ aynı sorular soruluyorsa, ortada yalnızca bir yönetim problemi değil, aynı zamanda ciddi bir güven krizi bulunduğu değerlendiriliyor.