Erciyes Üniversitesi’nin son yıllardaki performansı tartışılırken, üniversite çevrelerinde giderek daha fazla dile getirilen bir görüş dikkat çekiyor: Mustafa Çalış dönemi, Erciyes Üniversitesi’nin bilimsel üretim, araştırma gücü ve kurumsal prestiji açısından son yılların en başarılı dönemi miydi?
Bugün geriye dönüp bakıldığında, Prof. Dr. Mustafa Çalış döneminde Erciyes Üniversitesi’nin Türkiye’nin gündemine bilimsel başarılarla geldiği görülüyor. TURKOVAC projesi, üniversite-sanayi iş birlikleri, Teknopark’ın yükselişi ve uluslararası sıralamalardaki ilerleme, Erciyes Üniversitesi’ni yalnızca Kayseri’nin değil Türkiye’nin önde gelen yükseköğretim kurumlarından biri haline getirmişti.
O dönemde üniversitenin adı araştırma, teknoloji, üretim ve bilimle anılırken; bugün ise kamuoyunda daha çok yönetimsel tartışmaların, öğrenci memnuniyeti tartışmalarının ve kampüs gündemindeki çeşitli sorunların konuşulduğu yönündeki eleştiriler dikkat çekiyor.
Mustafa Çalış döneminde “sahada üniversite” anlayışıyla sanayi kuruluşlarıyla güçlü bağlar kurulmuş, Teknopark bölgesel kalkınmanın lokomotiflerinden biri haline gelmişti. Üniversite, Türkiye’nin ilk yerli COVID-19 aşısı TURKOVAC ile dünya çapında ses getirirken, Erciyes markası bilimsel başarılarla özdeşleşmişti.
Aradan geçen yıllarda ise üniversitenin kamuoyundaki algısının değiştiği yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Akademik başarıların yerini zaman zaman idari tartışmaların aldığı, kampüs yaşamına ilişkin memnuniyetsizliklerin daha görünür hale geldiği ve üniversitenin ulusal gündemde bilimsel projelerle eskisi kadar yer bulamadığı yönündeki eleştiriler dikkat çekiyor.
Birçok mezun ve akademisyen tarafından dile getirilen ortak görüş ise şu: Erciyes Üniversitesi’nin yükseliş dönemlerinden biri olarak görülen Mustafa Çalış döneminde üniversite daha iddialı hedefler ortaya koyuyor, daha fazla bilimsel ses getiriyor ve Türkiye’nin geleceğine yön verecek projeler üretiyordu.
Bugün hâlâ TURKOVAC’tan, Teknopark başarısından ve uluslararası sıralamalardaki yükselişten söz ediliyorsa, bunun nedeni yalnızca geçmişe duyulan özlem değil; o dönemde ortaya konulan somut başarıların kalıcı iz bırakmış olmasıdır.
Erciyes Üniversitesi’nin geleceğine ilişkin tartışmalarda en sık sorulan soru ise değişmiyor:
“ERÜ yeniden bilimsel atılım dönemine dönebilecek mi, yoksa Mustafa Çalış dönemi üniversitenin son büyük yükseliş dönemi olarak mı hatırlanacak?”