
Ergün Arslan’ın Diyarbakır’da “kız çocuğunun fotoğrafını çektiği” iddiasıyla darbedilip bıçaklanarak öldürülmesine ilişkin davada yeni bir süreç başladı. İstinaf mahkemesinin bozma kararının ardından dosya yeniden görülürken, küçük kızın “fotoğrafı çeken kişi o değildi” yönündeki ifadesi dikkat çekti. Eşi Azize Arslan ise tüm sanıklar için ağırlaştırılmış müebbet cezası talep etti.
Olay, 3 Nisan 2022’de Diyarbakır Sur ilçesi sınırlarında bulunan Anzele Parkı’nda meydana geldi. İddiaya göre parkta oturan bir kız çocuğunun fotoğrafını çektiği öne sürülen Ergün Arslan, kısa sürede kalabalık bir grubun hedefi haline geldi.
Saldırganlar tarafından darbedilen ve bıçaklanan Arslan’ın, olayın ardından yaralı halde sokaklarda gezdirildiği, ağır kan kaybı sonucu hayatını kaybettiği belirtildi. Olayın ardından polis ekipleri geniş çaplı çalışma başlattı ve güvenlik kamerası görüntülerinden tespit edilen 6 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden bazıları tutuklanırken, bazıları adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Soruşturma sürecinde ifadesine başvurulan kız çocuğu, kendisine gösterilen fotoğraftaki kişinin fotoğrafını çeken kişi olmadığını ifade etti. Bu ifade, davanın seyrini etkileyen önemli unsurlardan biri olarak öne çıktı.
Diyarbakır’da yaşanan bu olay, “iddia üzerine gelişen toplumsal tepki”nin ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi. Henüz doğruluğu netleşmemiş bir suçlama üzerinden bir kişinin hedef alınması, kısa sürede şiddet sarmalına dönüştü ve geri dönüşü olmayan bir sonla noktalandı.
Adli süreçte en kritik gelişmelerden biri, olayın merkezinde yer alan kız çocuğunun ifadesi oldu. Çocuğun, Ergün Arslan’ın fotoğrafı çeken kişi olmadığını belirtmesi, olayın başlangıcındaki iddianın doğruluğunu ciddi şekilde tartışmalı hale getirdi. Bu durum, “yanlış hedefe yönelen toplu şiddet” ihtimalini güçlendiren bir unsur olarak değerlendiriliyor.
Adli tıp raporuna yansıyan bulgular ise olayın vahametini ortaya koydu. Vücudunun çeşitli bölgelerinde bıçak yaraları, darp izleri ve ağır travmalar bulunan Arslan’ın, maruz kaldığı şiddetin boyutu kamuoyunda büyük tepki çekti.
İstinaf mahkemesinin bozma kararıyla birlikte davanın yeniden görülmeye başlanması, hem mağdur yakınları hem de kamuoyu açısından “adaletin yeniden tesisi” beklentisini gündeme taşıdı. Duruşmada söz alan eşi Azize Arslan’ın, tüm sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etmesi, olayın yarattığı derin travmayı bir kez daha ortaya koydu.
Hukukçular, bu tür olaylarda yargı sürecinin titizlikle yürütülmesinin önemine dikkat çekiyor. Suç isnadı ne olursa olsun, bireylerin kendi adaletini sağlamaya kalkmasının hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığı vurgulanıyor.