
Türkiye’de polis intiharlarına ilişkin açıklamalar yeniden kamuoyunun gündemine taşındı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın geçmiş yıllarda yaptığı değerlendirmeler ile son dönemde dile getirdiği istatistikler arasındaki fark, eleştirilere neden oldu.
Geçtiğimiz yıl polis intiharlarına ilişkin yaptığı bir açıklamada olayları “nişan, düğün, gönül meselesi” gibi gerekçelerle değerlendiren Bakan Yerlikaya’nın, bu yıl ise “Türkiye’nin dünya ortalamasının altında olduğu” yönündeki ifadeleri kamuoyunda tartışma yarattı. Eleştiriler, bu açıklamaların sorunun yapısal boyutunu gölgelediği yönünde yoğunlaşıyor.
Paylaşılan veriler ve saha gözlemlerine dayanan iddialara göre, 2025 yılı içerisinde kamuoyuna yansıyan polis intiharı sayısının 77 olduğu ifade ediliyor. Uzmanlar ve meslek örgütleri, kolluk kuvvetlerinde intihar oranlarının birçok meslek grubuna kıyasla 4 ila 5 kat daha yüksek olduğuna dikkat çekiyor.
Polislerin büyük bölümünün ağır çalışma koşulları, uzun mesailer, psikolojik baskı, ekonomik sorunlar ve mesleki yalnızlıkla mücadele ettiğini vurgulayan çevreler, sorunun bireysel gerekçelerle açıklanamayacağını savunuyor. Yapılan değerlendirmelerde, intihar eden personelin büyük çoğunluğunun toplumun dar gelirli kesimlerinden geldiği, sosyal ve psikolojik destek mekanizmalarının ise yetersiz kaldığı öne sürülüyor.
Kamuoyundan yükselen çağrılarda, istatistiklerle sorunun küçültülmesi yerine, bağımsız ve şeffaf bir inceleme yapılması, psikolojik destek sistemlerinin güçlendirilmesi ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi talep ediliyor. Eleştiriler, “mazeret değil çözüm” beklentisi etrafında yoğunlaşıyor.