
Türkiye’de demiryolu yatırımları için kritik öneme sahip lokomotif projelerinde büyük bir skandal iddiası gündeme geldi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, TÜRASAŞ tarafından hazırlanan “Dizel-Elektrikli Coco Lokomotif Projesi Cer Zinciri” ihalesinin, yerli üreticilerin katılımını engelleyecek şekilde düzenlendiğini ve 30 milyar lirayı aşacak büyüklükteki işin yabancı bir firmaya verilmek üzere planlandığını öne sürdü.
Yavuzyılmaz’ın açıkladığı belgelere göre, ihale şartnamesine eklenen bazı maddeler, Türkiye’nin savunma ve raylı sistemlerdeki en büyük teknoloji üreticilerinden ASELSAN’ın devre dışı kalmasına yol açacak şekilde hazırlandı. Özellikle “5 yıl ve 25 adet yeni nesil lokomotif referansı” şartı, yerli sanayinin ihaleye girmesini fiilen imkânsız hâle getirdi. İddiaya göre bu şart, yabancı menşeli bir markayı doğrudan işaret ediyor ve Türkiye’yi milyarlarca lira ek maliyete mahkûm ediyor.
Yayımlanan belgelerde, projede kullanılacak cer zincirlerinin önümüzdeki beş yıl boyunca aynı firmadan ihalesiz biçimde temin edilmesinin planlandığı; bunun da yaklaşık 600 milyon Euro’luk bir kamu yükü anlamına geldiği belirtiliyor. Bu tutarın güncel kur karşılığı yaklaşık 30 milyar lirayı buluyor.
İddiaların kısa sürede büyük yankı uyandırmasının ardından TÜRASAŞ’ın ihalesi ani bir kararla ertelendi. Muhalefet bu adımı “kamu baskısının sonucu” olarak değerlendirirken, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ise iddiaları reddederek “şeffaf bir prototip alımı” yapıldığını savundu.
Kamuoyunda tartışma büyürken, olay hem yerli-milli üretim politikalarını hem de Türkiye’deki büyük kamu ihalelerinde şeffaflık ve rekabet konularını yeniden gündeme taşıdı. ASELSAN gibi kritik savunma teknolojisi üreticilerinin dışlandığı iddiası, “stratejik sektörlerde yabancıya bağımlılık” tartışmalarını da beraberinde getiriyor.
İhalenin nasıl yeniden düzenleneceği, şartnamenin değiştirilip değiştirilmeyeceği ve yerli üreticilere kapı açılıp açılmayacağı önümüzdeki günlerde netleşecek. Ancak 30 milyar liralık büyük projenin gölgesinde oluşan “adrese teslim ihale” tartışması şimdiden Türkiye’nin önemli gündem başlıklarından biri hâline gelmiş durumda.