
Cübbeli Ahmet’in, geçmişte DEAŞ’ın altyapısını oluşturan selefi yapılanmalara yönelik yaptığı dikkat çekici uyarı, Yalova’da düzenlenen ve 3 polisin şehit olduğu operasyonun ardından yeniden gündeme geldi. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran açıklama, yaşanan son olayla birlikte tekrar tartışılmaya başlandı.
Cübbeli Ahmet, daha önce yaptığı konuşmalarda Türkiye genelinde faaliyet gösteren bazı selefi yapılar üzerinden ciddi bir güvenlik riski oluştuğunu savunmuş ve bu konuda yetkililere açık çağrıda bulunmuştu. Söz konusu açıklamasında, “2 bin dernek var! Bu dernekler silahlanıyor. Ne olur bu silahlanmayı durdurun” ifadelerini kullanarak, radikal yapılanmaların yalnızca ideolojik değil, fiilî bir tehdit haline geldiğini ileri sürmüştü.
Yalova’da DEAŞ bağlantılı olduğu değerlendirilen teröristlere yönelik operasyonda yaşanan çatışma ve polislerin şehit olması, bu uyarıların neden yeniden hatırlandığını gözler önüne serdi. Güvenlik kaynakları, son yıllarda DEAŞ’ın doğrudan saldırılar yerine, yerel hücreler ve selefi yapılar üzerinden varlığını sürdürmeye çalıştığına dikkat çekiyor.
Cübbeli Ahmet’in açıklamaları, dinî yapılar ile radikal örgütler arasındaki çizginin net biçimde ayrılması gerektiği yönündeki tartışmaları da beraberinde getirdi. Uzmanlar, dernek ve vakıf statüsü altında faaliyet gösteren yapıların daha sıkı denetlenmesi, özellikle silahlanma iddialarının ciddiyetle soruşturulması gerektiğini vurguluyor.
Yalova’daki operasyon sonrası artan hassasiyetle birlikte, Cübbeli Ahmet’in yıllar önce dile getirdiği bu sözler, “göz ardı edilen bir uyarı mıydı?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Kamuoyunun beklentisi ise net: Radikal yapılanmalarla mücadelede önleyici adımların güçlendirilmesi ve benzer acıların bir daha yaşanmaması için somut tedbirlerin alınması.