Rusya’dan İthalat Beş Yılın Dibinde: Enerjide Bağımlılığın Faturası Büyüyor

Rusya’dan İthalat Beş Yılın Dibinde: Enerjide Bağımlılığın Faturası Büyüyor
Yayınlama: 03.08.2026 10:02

Türkiye’nin Rusya’dan yaptığı ithalat temmuz ayında yüzde 40,5 gerileyerek 2,1 milyar dolara düştü. Ancak Rusya’dan alımların azalması Türkiye’nin toplam ithalatını ve dış ticaret açığını düşürmedi. Savaş nedeniyle bozulan enerji tedarik zinciri, Türkiye’yi daha uzak ve maliyetli pazarlara yöneltirken, yıllardır ertelenen kaynak çeşitlendirmesinin önemi bir kez daha ortaya çıktı.

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın enerji tesislerine ve Karadeniz’deki ticaret yollarına taşınması, Türkiye’nin dış ticaretinde dikkat çekici bir kırılmaya yol açtı. Türkiye’nin Rusya’dan yaptığı ithalat, temmuz ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 40,5 azalarak yaklaşık 3,5 milyar dolardan 2 milyar 117 milyon dolara geriledi. Bu rakamın son beş yılın en düşük aylık seviyesi olduğu belirtildi. Ocak-temmuz dönemindeki Rusya ithalatı da yüzde 8,7 düşerek 25,3 milyar dolardan 23,1 milyar dolara indi.

Fakat Rusya’dan yapılan ithalattaki sert düşüş, Türkiye’nin dış ticaret cephesinde rahatladığı anlamına gelmedi. Ticaret Bakanlığının geçici verilerine göre temmuz ayında toplam ithalat yüzde 5,2 artarak 32 milyar 989 milyon dolara yükseldi. Dış ticaret açığı ise geçen yılın aynı ayına göre yüzde 14 artışla 7 milyar 368 milyon dolara çıktı. İhracatın ithalatı karşılama oranı da yüzde 79,4’ten yüzde 77,7’ye geriledi.

RUSYA’DAN ALIM AZALDI, BAĞIMLILIK BİTMEDİ

Rusya, yaşanan büyük düşüşe rağmen temmuz ayında Çin ve Almanya’nın ardından Türkiye’nin en fazla ithalat yaptığı üçüncü ülke olmayı sürdürdü. Türkiye aynı ayda Çin’den 5 milyar 48 milyon dolar, Almanya’dan 2 milyar 522 milyon dolar ve Rusya’dan 2 milyar 117 milyon dolarlık ithalat gerçekleştirdi.

Ortaya çıkan tablo, planlı ve kalıcı bir enerji dönüşümünden çok, savaş şartlarının zorladığı geçici bir rota değişikliğine işaret ediyor. Türkiye yıllardır petrol, doğal gaz ve rafine yakıt ürünlerinde Rusya’ya önemli ölçüde bağımlı durumda. Rusya’daki rafinerilerin üretim dışı kalması veya Moskova yönetiminin ihracatı sınırlandırması, Türkiye’yi kısa sürede başka tedarikçiler aramak zorunda bırakıyor.

Bu durum, “Rusya’dan ithalat düştü” başlığının tek başına olumlu bir ekonomik gelişme olarak değerlendirilmesini de güçleştiriyor. Çünkü bir ülkeden yapılan alım azalırken toplam ithalat yükseliyor, dış ticaret açığı büyüyor ve Türkiye aynı ürünleri daha uzak pazarlardan temin etmeye çalışıyorsa ortada yapısal bir iyileşmeden çok, maliyetli bir tedarik değişimi bulunuyor.

RAFİNERİ SALDIRILARI DİZEL TEDARİKİNİ VURDU

Ukrayna’nın Rus enerji tesislerine yönelik insansız hava aracı saldırıları, Rusya’nın petrol işleme kapasitesinin bir bölümünü devre dışı bıraktı. Reuters’ın aktardığına göre Rusya, iç piyasada yaşanan yakıt sıkıntıları ve fiyat artışları sonrasında dizel ihracatını 31 Temmuz’a kadar yasakladı. Haziran ayında Türkiye ve Brezilya, deniz yoluyla ihraç edilen Rus dizelinin en büyük alıcıları arasında yer alıyordu.

Karadeniz’deki saldırılar yalnızca rafinerileri değil, limanları ve gemi trafiğini de etkiledi. Rusya’nın batı limanlarından yaptığı petrol sevkiyatı temmuz ayında günlük yaklaşık 2,6 milyon varile gerilerken, Novorossiysk Limanı çevresindeki saldırılar yüklemelerde kesintilere neden oldu.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat da Karadeniz’deki gemilere yönelik saldırıların navlun ve sigorta bedellerini artırdığını belirtti. Bolat; Karadeniz, Kızıldeniz ve Körfez bölgesindeki güvenlik sorunlarının enerji, petrokimya, gübre ve diğer temel girdilerde fiyat ve tedarik baskısı oluşturduğunu söyledi.

TÜRKİYE DAHA UZAK PAZARLARA YÖNELDİ

Rusya’dan sağlanan enerji ürünlerinin azalması üzerine Türkiye’nin Hindistan, Mısır ve ABD gibi alternatif ülkelere yöneldiği görülüyor. Temmuz ayında Hindistan’dan yapılan ithalat yüzde 52,1 artarak 904 milyon dolara, Mısır’dan yapılan ithalat ise yüzde 66,5 yükselerek 531 milyon dolara çıktı. ABD’den gerçekleştirilen ithalat da yüzde 9 artışla 1,9 milyar dolara ulaştı.

Alternatif pazarların bulunması, yakıt arzının tamamen kesilmesini önleyebilir. Ancak daha uzun taşıma mesafeleri, artan sigorta bedelleri ve gemi bulma güçlüğü maliyetleri yukarı çekiyor. Bu maliyetlerin taşımacılık, tarım ve sanayi üzerinden ürün fiyatlarına yansıması, yeni bir enflasyon baskısı yaratma riski taşıyor. Bu değerlendirme, Bakanlığın navlun ve enerji maliyetlerindeki artış açıklamalarıyla birlikte değerlendirildiğinde güçlü bir olasılık olarak öne çıkıyor.

ASIL SORU: KRİZ OLMADAN NEDEN ÖNLEM ALINMADI?

Türkiye açısından asıl mesele Rusya’dan ithalatın bir ayda yüzde 40 azalması değil, bir tedarikçi ülkede yaşanan krizin iç piyasayı neden bu kadar hızlı etkileyebildiğidir.

Enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi, yerli rafineri kapasitesinin güçlendirilmesi, depolama imkânlarının artırılması ve yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılması yıllardır konuşuluyor. Buna rağmen her bölgesel çatışmada Türkiye yeniden pahalı enerji, yüksek navlun ve büyüyen dış ticaret açığıyla karşı karşıya kalıyor.

Temmuz verileri, Rusya’ya bağımlılığın sona erdiğini değil, tedarikin zorunlu olarak başka ülkelere kaydığını gösteriyor. Gerçek başarı, bir ülkeden yapılan ithalatın savaş nedeniyle düşmesi değil; Türkiye’nin enerji ihtiyacını krizlerden daha az etkilenen, çeşitli ve sürdürülebilir kaynaklardan karşılayabilmesi olacak.