Putin’den Avrupa’ya Denizlerde Sert Rest: “Gemilerimize El Koyarsanız Karşılığını Veririz”

Putin’den Avrupa’ya Denizlerde Sert Rest: “Gemilerimize El Koyarsanız Karşılığını Veririz”
Yayınlama: 12.08.2026 22:39

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Avrupa ile giderek sertleşen yaptırım mücadelesini bu kez denizlere taşıyabilecek çok ağır bir karşılık mesajı verdi. Rusya’nın Uzak Doğu’daki Sahalin bölgesinde Pasifik Filosu’nun askeri tatbikatını izleyen Putin, Avrupa ülkelerinin Rus ticari gemilerine el koymaya başlaması halinde Moskova’nın da Avrupa bağlantılı gemilere benzer yöntemlerle karşılık vereceğini açıkladı. Putin’in “Karşılığı yalnızca gemilerimize müdahale edilen sularda değil, gerekli ve uygun gördüğümüz her yerde verebiliriz” sözleri, Rusya ile Avrupa arasındaki gerilimin ticari deniz taşımacılığına sıçrama riskini gündeme taşıdı.

Avrupa Birliği son dönemde Rusya’nın yaptırımları aşmak için kullandığı öne sürülen ve Batılı ülkelerin “gölge filo” olarak tanımladığı yüzlerce gemiye yönelik yaptırım listesini genişletiyor. Bazı gemiler ve mürettebatları denetim amacıyla alıkonulurken, Avrupa’daki bazı hükümetlerin yaptırımları deldiğinden şüphelenilen gemilere karşı daha sert müdahale seçeneklerini değerlendirdiği bildiriliyor. Bu nedenle henüz bütün Rus ticari gemilerine yönelik genel bir “el koyma” uygulamasından söz etmek doğru değil; ancak denizlerdeki denetim ve yaptırım baskısının belirgin biçimde arttığı görülüyor.

Putin ise Avrupa’daki bu hazırlıkları uluslararası deniz hukukuna aykırı olarak nitelendirdi. Rus şirketlerine ait veya Rusya bağlantılı gemilerin hareketlerinin engellenmeye çalışıldığını savunan Putin, gemilere el konulması ve mallarının satılması yönündeki girişimleri “korsanlık ve soygun” olarak tanımladı. Rus lider, böyle bir uygulamanın fiilen başlaması halinde Moskova’nın aynı yöntemle cevap vereceğini söyledi.

Rusya’nın verdiği mesaj yalnızca siyasi bir tehdit olarak da kalmadı. Pasifik Filosu Komutanı Viktor Liina, İngiltere ve Fransa gibi Rusya’nın “hasım” olarak değerlendirdiği ülkelerin de üçüncü ülke bayrakları altında ticari gemiler kullandığını öne sürdü. Liina, Rus donanmasının bu gemileri inceleme ve gerektiğinde alıkoyma kapasitesine sahip olduğunu, kurumlar arası koordinasyonun da oluşturulduğunu söyledi. Pasifik Filosu’nun Asya-Pasifik’teki deniz trafiğini, gemilerin rotalarını, taşıdıkları yükleri ve mülkiyet yapılarını ayrıntılı biçimde analiz ettiğini ifade etti.

Bu açıklamalar, yaptırım savaşının yeni ve son derece tehlikeli bir aşamaya geçebileceğine işaret ediyor. Rusya ile Avrupa arasında karşılıklı ticari gemi alıkoymalarının başlaması halinde mesele yalnızca Moskova-Brüksel siyasi çekişmesi olmaktan çıkabilir. Uluslararası deniz taşımacılığı, sigorta maliyetleri, enerji sevkiyatları ve küresel ticaret yolları da doğrudan etkilenebilir. Özellikle üçüncü ülke bayrağı taşıyan ancak Avrupa veya Rus şirketleriyle bağlantılı gemiler konusunda yaşanabilecek anlaşmazlıklar, denizlerde yeni kriz noktaları oluşturabilir.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da aynı gün Avrupa Birliği’ni Akdeniz’deki EUNAVFOR MED Irini operasyonunu amacı dışında kullanmakla suçladı. Moskova, Libya’ya yönelik Birleşmiş Milletler silah ambargosunun uygulanması amacıyla oluşturulan operasyonun Rusya bağlantılı ticari gemilere baskı aracına dönüştürüldüğünü öne sürdü. Rus tarafı, Avrupa’nın bu uygulamalarının seyrüsefer serbestisini tehdit ettiğini savunurken AB’nin yaptırımların delinmesini önlemeye yönelik denetimlerini artırdığı görülüyor.

Putin’in Sahalin ziyaretindeki mesajlarının ikinci önemli ayağını ise Asya-Pasifik oluşturdu. Rus lider, bölgedeki askeri ve siyasi gerilim potansiyelinin büyüdüğünü belirterek NATO’nun Asya-Pasifik’teki varlığını artırdığını, yeni askeri blokların ortaya çıktığını ve Rusya açısından tehdit oluşturabilecek silah sistemlerinin konuşlandırıldığını savundu. Kremlin’in yayımladığı resmi açıklamada Putin’in, Japonya ile devam eden Kuril Adaları anlaşmazlığına da özel olarak değindiği görülüyor.

Putin, Rusya’nın Japonya’ya yönelik herhangi bir toprak talebi bulunmadığını, aksine Tokyo’nun Rusya’dan toprak talep ettiğini söyledi ve doğrudan Kuril Adaları sorununu işaret etti. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Sovyetler Birliği’nin kontrolüne geçen adaların güneyindeki bazı bölgeler Japonya tarafından “Kuzey Toprakları” olarak adlandırılıyor. Bu anlaşmazlık, Moskova ile Tokyo’nun İkinci Dünya Savaşı’nı resmen sona erdirecek kapsamlı bir barış anlaşması imzalayamamasının temel nedenlerinden biri olmaya devam ediyor. Rusya ile Japonya arasında barış anlaşmasına yönelik aktif diyaloğun 2026 başı itibarıyla bulunmadığı da Kremlin tarafından açıklanmıştı.

Putin’in açıklamalarını Pasifik Filosu’nun “Varyag” füze kruvazöründe yapması da mesajın askeri boyutunu güçlendirdi. Kremlin, Rusya Devlet Başkanı’nın Pasifik Filosu tatbikatının son aşamasını Varyag’ın güvertesinden takip ettiğini doğruladı. Putin ayrıca filonun modernizasyonunun devam edeceğini belirtti.

Rus liderin aynı gün hem Avrupa’ya ticari gemiler üzerinden misilleme tehdidinde bulunması hem de Japonya ve NATO üzerinden Asya-Pasifik’teki güvenlik gerilimini gündeme getirmesi, Moskova’nın artık yalnızca Ukrayna ve Avrupa cephesine değil, Pasifik’teki güç mücadelesine de daha sert bir güvenlik perspektifiyle baktığını gösteriyor.

Dünyanın önündeki risk ise giderek büyüyor: Yaptırımlar karada başlayan ekonomik mücadeleyi denizlerde karşılıklı gemi alıkoymalarına dönüştürürse, Rusya ile Batı arasındaki hesaplaşmada ticari gemiler de doğrudan güç mücadelesinin parçası haline gelebilir.