
Artan icra dosyalarıyla birlikte vatandaşlardan gelen şikâyetler, icra süreçlerinin hukuki sınırların dışına taştığı iddialarını da beraberinde getirdi. Ülke genelinde çok sayıda borçlu vatandaş, bazı icra dosyaları üzerinden avukatlar tarafından telefonla arandıklarını, bu aramalarda “hapis”, “polisle kapı açma”, “çilingirle eve girme” gibi ifadeler kullanılarak baskı ve korku yaratıldığını öne sürüyor.
İddialara göre, borçlulara yönelik yapılan bu aramalarda yasal süreçler çarpıtılarak anlatılıyor, vatandaşlar resmî tebligat gelmeden psikolojik baskı altına alınıyor. Hukukçular ise borçtan dolayı doğrudan hapis cezası bulunmadığını, polis ve çilingir eşliğinde kapı açılmasının ise istisnai, mahkeme ve icra memuru kararıyla mümkün olabileceğini vurguluyor. Buna rağmen, telefonla yapılan bu tehdit içerikli aramaların hukuki dayanaktan yoksun olduğu ifade ediliyor.
Vatandaşlar, bu yöntemlerin özellikle dar gelirli kesimler üzerinde ciddi bir korku yarattığını, bazı kişilerin panik yaşadığını ve aile huzurunun bozulduğunu dile getiriyor. “Borç var ama tehdit yok” diyen birçok yurttaş, icra sürecinin hukuk devleti ilkesine yakışır şekilde yürütülmesi gerektiğini savunuyor.
Mal beyanı; kişinin gelirini, malvarlığını ve borçlarını kapsar.
12 – İcra Memuru ve Avukat Kimlik Göstermek Zorundadır;
Bu durumlarda vatandaş:
* Kapıyı açmama,
* Tutanağa itiraz ettirme,
* Durumu kolluk ve savcılığa bildirme hakkına sahiptir.
İcra işlemi için gelen icra memuru, resmî kimliğini göstermek zorundadır.
İcra memuru ile birlikte gelen avukatın:
Baro kimliğini ibraz etmesi,
İlgili icra dosyasında vekil olarak adının geçmesi gerekir.
Kimliğini göstermeyen veya dosyada yetkisi bulunmayan kişilerin icra işlemi yapma yetkisi yoktur.
İcra dosyalarının her geçen gün arttığı bir dönemde, yaşanan bu iddialar kamuoyunda “icra baskısı” tartışmasını alevlendirmiş durumda. Vatandaşlar, ilgili kurumları göreve çağırarak, icra süreçlerinde hukuk dışı uygulamalara göz yumulmamasını ve denetimlerin artırılmasını istiyor. Ülke genelinde yükselen bu sesler, ekonomik krizin yalnızca borçla değil, hukuki ve toplumsal gerilimle de derinleştiğini gözler önüne seriyor.