ABD’den Hürmüz Hamlesi: Irak-Suriye Petrol Hattı Yeniden Gündemde

ABD’den Hürmüz Hamlesi: Irak-Suriye Petrol Hattı Yeniden Gündemde
Yayınlama: 16.07.2026 11:32

WASHINGTON – ABD yönetimi, Orta Doğu enerji denkleminde dengeleri değiştirebilecek yeni bir stratejik adım için Irak ve Suriye ile temaslarını hızlandırdı. Washington’un desteğiyle uzun yıllardır atıl durumda bulunan Kerkük-Baniyas petrol boru hattının yeniden faaliyete geçirilmesi hedeflenirken, projenin temel amacının petrol ihracatında Hürmüz Boğazı’na bağımlılığı azaltmak olduğu belirtiliyor.

Bölgesel kaynaklara göre yeniden canlandırılması planlanan hat, Irak’ın Kerkük sahalarından çıkarılan ham petrolü Suriye’nin Akdeniz kıyısındaki Baniyas Limanı’na ulaştıracak. Böylece tanker trafiğinin önemli bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı’na alternatif bir ihracat koridoru oluşturulması amaçlanıyor.

İran’ın Stratejik Etkisini Azaltma Hedefi

Enerji uzmanları, projenin yalnızca ekonomik değil aynı zamanda jeopolitik bir hamle olduğuna dikkat çekiyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek olası krizlerin küresel petrol arzını doğrudan etkilediğini belirten uzmanlar, alternatif kara hatlarının devreye alınmasının enerji güvenliği açısından kritik önem taşıdığını ifade ediyor.

ABD’li yetkililer de yeniden inşa edilecek boru hattının, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki stratejik baskı gücünü azaltabilecek önemli bir seçenek olacağını değerlendiriyor.

Amerikan Şirketleri Sürece Dahil Olabilir

Diplomatik kaynaklara göre proje kapsamında Amerikan enerji şirketlerinin de inşaat ve modernizasyon çalışmalarına destek vermesi bekleniyor. Resmi bir anlaşma henüz açıklanmamış olsa da teknik hazırlıklar ve fizibilite görüşmelerinin sürdüğü bildiriliyor.

Küresel Enerji Koridorları Yeniden Şekilleniyor

Son dönemde Hürmüz Boğazı çevresinde artan jeopolitik riskler, petrol ihracatçısı ülkeleri alternatif güzergâhlara yöneltti. Irak-Suriye hattının yeniden devreye alınması girişimi de bu stratejinin önemli parçalarından biri olarak görülüyor. Uzmanlar, projenin hayata geçirilmesi halinde Akdeniz üzerinden Avrupa pazarına ulaşan yeni bir enerji koridorunun oluşabileceğini ve küresel petrol ticaretinde dengelerin yeniden şekillenebileceğini değerlendiriyor.