ABD’de Ulusal İstihbarat Direktörlüğü görevinden ayrılan Tulsi Gabbard’ın yaptığı açıklamalar dünya gündemine bomba gibi düştü. Gabbard, ABD hükümetinin uzun yıllardır dünyanın farklı bölgelerinde faaliyet gösteren 120’den fazla biyoloji laboratuvarını finanse ettiğini öne sürerek yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.
Açıklamalar, özellikle biyolojik araştırmalar ve küresel güvenlik konularında yıllardır süren tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Gabbard’ın iddiasına göre ABD kaynaklarıyla desteklenen biyolojik araştırma tesisleri 30’dan fazla ülkede faaliyet yürütüyor.
En dikkat çeken bölüm ise bu laboratuvarların varlığına ilişkin bilgilerin kamuoyundan gizlendiği yönündeki açıklamalar oldu.
Gabbard, söz konusu tesislerin bazıları hakkında yeterli şeffaflık bulunmadığını savunurken, geçmişte bu konuyu gündeme getiren kişilerin çeşitli suçlamalarla karşı karşıya kaldığını ileri sürdü.
İddiaların merkezinde, bilim dünyasında uzun süredir tartışılan “Fonksiyon Kazanımı” (Gain of Function) araştırmaları bulunuyor.
Bu araştırmalar, bazı virüs veya mikroorganizmaların özelliklerinin laboratuvar ortamında değiştirilmesini kapsıyor. Destekleyenler bunun salgınlara karşı hazırlık amacı taşıdığını savunurken, eleştirenler ise olası risklere dikkat çekiyor.
Gabbard, bazı laboratuvarlarda bu tür çalışmaların yürütüldüğünü öne sürerken, açıklamaları Washington’da yeni bir siyasi tartışmanın kapısını araladı.
ABD makamları geçmiş yıllarda benzer iddialara ilişkin yaptıkları açıklamalarda, desteklenen laboratuvarların biyolojik silah üretimi amacı taşımadığını, faaliyetlerin salgın hastalıkların izlenmesi, halk sağlığı çalışmaları ve biyolojik tehditlere karşı hazırlık kapsamında yürütüldüğünü belirtmişti.
Uzmanlar ise laboratuvarların varlığının bilinen bir durum olduğunu ancak faaliyet alanları ve denetim süreçleri konusunda kamuoyunda zaman zaman soru işaretleri oluştuğunu ifade ediyor.
Gabbard’ın açıklamalarının ardından ABD’de söz konusu laboratuvarlara yönelik denetim ve inceleme çağrıları yeniden yükseldi.
Washington kulislerinde, biyolojik araştırma programlarının daha şeffaf hale getirilmesi ve kamuoyunun bilgilendirilmesi yönündeki taleplerin önümüzdeki dönemde daha da artabileceği konuşuluyor.
İddiaların doğruluğu ve laboratuvarların faaliyet kapsamına ilişkin tartışmalar sürerken, gözler şimdi yapılacak resmi açıklamalara çevrilmiş durumda.
Pandemi sonrası biyogüvenlik konusunun daha fazla önem kazandığı bir dönemde ortaya atılan bu iddialar, yalnızca ABD’de değil birçok ülkede de yakından takip ediliyor.
Tulsi Gabbard’ın açıklamalarının ardından başlayacak olası soruşturmalar ve incelemelerin, önümüzdeki günlerde dünya gündeminin en çok konuşulan başlıklarından biri olması bekleniyor.