Kayseri’de yıllardır devam eden kentsel dönüşüm projeleri, güvenli ve modern yapılaşma hedefinin yanında hak sahipliği, değerleme, uzlaşma, kira desteği ve yeni konut süreci gibi başlıkları da gündeme taşıyor. Bazı uyuşmazlıkların yargıya taşınması, dönüşümün vatandaş açısından yalnızca bir inşaat süreci olmadığını ortaya koyuyor.
Haber Merkezi
Kayseri’de kentsel dönüşüm çalışmaları hız kazanırken, dönüşüm alanlarında yaşayan vatandaşların karşılaştığı sorunlar da tartışılmaya devam ediyor. Özellikle taşınmazların değerinin belirlenmesi, hak sahiplerine verilecek yeni konutların niteliği, uzlaşma şartları ve dönüşüm sürecinde oluşan ekonomik kayıplar vatandaşların en çok üzerinde durduğu konular arasında yer alıyor.
Kentte uzun süredir devam eden Sahabiye Kentsel Dönüşüm Projesi’nde 2026 yılında 3. etap için hak sahipleriyle uzlaşma görüşmeleri başlatıldı. Büyükşehir Belediyesi, Haziran ayında başlayan görüşmelerde yaklaşık 800 hak sahibiyle birebir görüşüldüğünü, uzlaşmaya konu 583 bağımsız bölümün 450’si için sözleşme imzalandığını açıkladı. Böylece uzlaşma oranının yüzde 77’ye ulaştığı bildirildi.
Belediyenin açıkladığı rakamlar, görüşmelerin önemli bölümünün anlaşmayla sonuçlandığını gösterirken, uzlaşmaya konu 583 bağımsız bölümden 133’ünde sözleşme imzalanmadığını da ortaya koyuyor. Bu durum, dönüşüm sürecinde tüm hak sahiplerinin aynı noktada buluşamadığını gösteriyor.
Vatandaş açısından en kritik başlıklardan biri ise mülkün dönüşüm öncesindeki değeri ile dönüşüm sonrasında ortaya çıkan hak arasındaki fark. Kentsel dönüşüm süreçlerinde taşınmaz değerleme ve arsa payı hesaplamalarının önemli uyuşmazlık başlıkları oluşturabildiğine ilişkin akademik çalışmalar da bulunuyor. Kayseri’deki Sahabiye ve Fatih mahallelerini inceleyen çalışmalarda da taşınmaz ve proje değerleme sorunları ele alınmış durumda.
Kayseri’deki kentsel dönüşüm sürecine ilişkin yargıya yansıyan dosyalar da bulunuyor. Bunlardan birinde Sahabiye Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında inşaatın gecikmesi ve kira yardımının yetersiz kaldığı iddiasıyla oluşan maddi zararın tazmini talebi gündeme geldi. Dosyada, uyuşmazlığın idarenin kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında meydana gelen zararın tazmini kapsamında değerlendirilmesi gerektiği tartışıldı.
Bir başka Kayseri dosyasında ise Sahabiye Kentsel Dönüşüm Projesindeki inşaat işinden kaynaklanan sözleşme, fiyat artışları, uyarlama ve fesih talepleri mahkeme konusu oldu. Dosyada inşaat maliyetlerindeki ciddi artışların sözleşmenin uygulanmasına etkisi tartışıldı.
Bu dosyalar, dönüşümün yalnızca binaların yıkılıp yeniden yapılmasından ibaret olmadığını; ekonomik kayıp, sözleşme koşulları ve hak sahiplerinin beklentileri gibi konuların da hukuki uyuşmazlıklara dönüşebildiğini gösteriyor.
Kayseri’de geçmiş yıllarda vatandaşların kentsel dönüşüm projelerinin gecikmesinden şikâyet ettiği örnekler de kamuya yansıdı. Melikgazi Gülük Mahallesi’ne ilişkin 2023 tarihli bir şikâyette, bölgede kentsel dönüşüm projesinin uzun süredir hayata geçirilmemesinden ve eski yapıların durumundan duyulan rahatsızlık dile getirildi.
Dönüşümün uzaması, özellikle kira ve inşaat maliyetlerinin yükseldiği dönemlerde hak sahipleri açısından ayrı bir ekonomik baskı oluşturabiliyor. Evini boşaltmak zorunda kalan vatandaş için yeni konutun teslim tarihinin uzaması, kira yardımının yetersiz kalması veya yeni konut için ortaya çıkan maliyetler doğrudan hane bütçesine yansıyor.
Kayseri Büyükşehir Belediyesi ise Sahabiye’deki sürecin hak sahiplerinin mülkiyet hakları esas alınarak yürütüldüğünü, vatandaşların ayrıntılı biçimde bilgilendirildiğini ve görüşmelerin karşılıklı uzlaşma temelinde sürdürüldüğünü belirtiyor. Henüz görüşme yapmamış hak sahiplerinin de Kentsel Dönüşüm Daire Başkanlığına başvurarak sürece dahil olabileceği açıklanıyor.
Dolayısıyla mevcut tablo, bir tarafta şehrin yenilenmesi ve güvenli yapılaşma hedefini, diğer tarafta ise dönüşümün mali ve hukuki sonuçlarını taşıyan vatandaşların beklentilerini ortaya koyuyor.
Kayseri’de kentsel dönüşümün önümüzdeki dönemde daha fazla gündeme gelmesi beklenirken, tartışmanın yalnızca kaç binanın yenilendiği üzerinden yürütülmemesi gerekiyor.
Hak sahiplerinin taşınmazlarının hangi yöntemle değerlendirildiği, yeni konutların maliyetinin nasıl belirlendiği, kira desteğinin gerçek piyasa koşullarına ne ölçüde uyduğu, teslim sürelerinin ne kadar olduğu ve uzlaşma sağlanamayan vatandaşların hangi hukuki yollara başvurabileceği de sürecin önemli parçalarını oluşturuyor.
Kamuya açık kaynaklarda Kayseri genelinde kentsel dönüşüm nedeniyle yapılan adli şikâyetlerin son dönemde hangi oranda arttığını gösteren güncel ve toplu bir resmi istatistik bulunmuyor. Ancak Sahabiye başta olmak üzere dönüşüm projelerine ilişkin hukuki uyuşmazlıkların mahkemelere kadar taşındığı görülüyor. Bu nedenle önümüzdeki süreçte “dönüşüm ne kadar hızlı ilerliyor?” sorusu kadar, “vatandaşın hakkı nasıl korunuyor?” sorusunun da yanıtı önem taşıyor.